HaberEstetik Menü

En anlamlı gün için Vakko Wedding

Vakko Wedding House, dünyada eşi benzeri olmayan bir düğün alışverişi konsepti… Vakko Wedding koleksiyonunun yanı sıra Vakko’da exclusive olarak yer alan Oscar De Le Renta, Vera Wang, Monique Lhuillier, Marchesa, Elie Saab, Valentino, Reem Acra, Zuhair Murad, Jenny Peckham gibi dünyaca ünlü tasarımcıların koleksiyonlarına ek olarak kendine özel kata sahip Pronovias’ın koleksiyonlarını bir arada bulmak mümkün. Seçenekte olduğu kadar hizmette de sınır tanımayan Vakko, atölyelerinde gelin adaylarının seçtikleri gelinliklerin üzerinde istenilen her türlü değişikliği yapabiliyor ve tamamen kişiye özel gelinlikler yaratıyor.

Vakko Wedding House

Kokteyl ve abiye elbise koleksiyonları da var

Yeni evlenecek çiftlerin aileleri ve yakınları için Vakko Couture koleksiyonu ve dünya devi moda tasarımcılarının kokteyl ve abiye elbise koleksiyonları da Vakko Wedding House’da. Talebe göre farklı renk ve bedenler için özel sipariş hizmetinin de sunulduğu mağazada; kıyafetinizi iç çamaşırından şapkaya, ayakkabıdan çantaya, tüm detaylarıyla tamamlayabilirsiniz. Damat adayları için, birbirinden farklı hazır smokin koleksiyonlarının sunulduğu Vakko Wedding House Suadiye’de, hazır giyim yerine özel dikim tercih eden damat ve aileleri için tüm detaylarını kendilerinin seçebilecekleri özel dikim smokinler de hazırlanıyor. Vakko Wedding House unutulmaz “Şen Şapka” anılarını yeniden canlandırarak bugünlerde bulunması çok güç geniş bir şapka koleksiyonunu wedding konsepti içinde Vakko dostlarına sunuyor. Vakko Couture; Andrew Gn, Azzaro, Carolina Herrera, Elie Saab, Herve Leger, Leonard, Marchesa Couture, Monique Lhuillier, Naeem Khan, Paule Ka, Reem Acra, David Meister, Dina Bar-el, Halston Heritage, Nicole Miller, Rachel Gilbert, Robert Rodriguez,Tadashi, Alberto Makali Basix, Abed Mahfouz, Badgley Mischka Couture, Christian Siriano , Carlos Miele, Jenny Packham, Printing, Vera Wang, ML Monique Lhuillier, Zac Posen, Badgley Mischka, Carmen Marc Valvo, Kara Janx, Marchesa Notte, Mark & James, Theia ve Yrusha yer almakta.

Kaynak: http://www.vakko.com/#/?l=tr&p=wedding

none

Lazer Cilt TedavisiEstetik cerrahi’de lazerler cilt gençleştirme, epilasyon, varis, leke tedavileri, dövme sildirme, akne tedavileri, akne izlerini yok etme, pigmentli lezyonların tedavileri (yara izleri), ince çizgilerin, kırışıklıkların giderilmesi, çatlak tedavileri, gözeneklerin sıkılaştırılmasında kullanılıyor.

Gençleştirme amacıyla kullanılan lazerler hakkında bilgi verir misiniz? Kaç seans uygulanması gerekir? Etkisi ne kadar sürer?
Lazer ile cilt gençleştirme uygulamaları öncelikli olarak, kişinin kendisini daha iyi hissetmesini ve genç görünmesini sağlar.

Cilt gençleştirmede kullanılan çeşitli lazer tedavileri mevcuttur. Kullanılan tedaviler şöyle:
# PPX Mavi Işık Terapisi: Deriyi soymadan yapılan tedavi şeklidir. Acı ve ağrı hissi yoktur. Tedaviler genellikle iki-üç hafta aralıklarla dört seans olarak uygulanır.
# Er-Yag Lazer ile Ablative: Üst deriyi lokal anestezi yöntemiyle uyuşturduktan sonra, cildi tabaka tabaka soyarak yapılan tedavi şeklidir. Bir ya da altı ay ara ile iki kez yapılır.
# Nd-Yag Lazer ile Nonablative: Deriyi soymadan yapılan tedavi şeklidir. Ağrısız, günlük yaşantınıza rahatça devam edebilmenize olanak sağlayan bir yöntemdir.
İki haftada bir, altı seans olarak uygulanır.
# Isolase Işık Tedavisi: Dört seans uygulanan bir cilt yenileme tedavisidir.
# Plazma Tedavisi: Hastadan küçük miktarlarda alınan kandan, trombositlerce zengin plazma elde edilir. Büyüme faktörleri içeren bu trombositler hastanın cildine enjekte edilir. Bir ay aralıklarla üç kere tekrarlanan bu yöntemle cilt, parlak, ışıltılı ve pürüzsüz bir görüntüye kavuşur.

# Medlite Q-Switch Nd: Lazer alanındaki son gelişmelerden biri. Güneşe bağlı yaşlanmadan kaynaklanan ince çizgiler ve kırışıklıkların giderilmesinde, güneş lekelerinde, cilt gençleştirme, gözeneklerin sıkılaştırılmasında, hatta dövme izlerini çıkarmada etkili.
# Medlite Lazer ile Nonablative: Deriyi soymadan yapılan tedavi şeklidir. Son derece rahat ve acısız uygulanan bu yöntemin üç-beş hafta aralıklarla, dört-altı seans olarak uygulanması tavsiye ediliyor. Laser Toning diye de adlandırılan bu tedavi ile akne izlerini de gidermek mümkün.
# Medlite Lazer Peel: Lokal anestezi kremi kullanılarak, cildin yenilenmesi amaçlı uygulanan bu lazer peeling tedavisi bir seans yapılıyor

Lazer, herkeste aynı etkiyi sağlar mı?
Tüm dermatokozmetolojik ve estetik uygulamalar gibi lazer uygulamaları da, kişilerin cilt tiplerine, yaşlarına, bünyelerinin uygulamalara vereceği tepkilere göre değişiyor. Elbette ki hiç sonuç alınmaması söz konusu değil ama verimliliği çeşitli faktörlere bağlı olarak değişebilir.

Kaç yaşından itibaren uygulanabilir?
Bunun için herhangi bir yaş sınırı yok. Yüzünde deformasyon başlamış herkes bu işlemleri yaptırabilir.
Lazer kullanımı sonrası nelere dikkat edilmelidir? Güneşten korunmak gerekir mi?
Tüm lazer uygulamalarından sonra, önemle vurguladığımız konu, kesinlikle güneşten korunmak gerekliliğidir. Güneşin artık daha zararlı olduğu bugünlerde, bu tip uygulamalardan sonra, istenmeyen komplikasyonların oluşmaması açısından, güneşten korunmak son derece önemli.

Lazerin yan etkileri var mı?
Uygun olmayan aletlerle, uygun olmayan ciltlere yapılırsa bazı yan etkiler oluşabilir, leke ve iz kalabilir. Bu nedenle uygulamaların, iyi araştırılıp, uzman kişilerce yapılmasına dikkat edilmeli.

20 com

Amerikan estetik plastik cerrahi uzmanları, şu sıralar en çok “çene ameliyatı” yapıyorlarmış. Bunun nedeni, “güçlü çene”nin statü sembolü olmaya başlamasıymış..

Estetikçilere göre, güçlü çene, erkeklerde, ‘güvenilir bir kişilik’ imajı oluşturuyor. Aynı zamanda çenenin sahibine “güçlü adam” havası getiriyor.

“Karizma arayan” erkeklerde, çenenin son noktasının, alt dudakla aynı hizada, yani 90 derecelik bir açıda olması gerekiyor! Kadınlarda durum biraz daha farklıymış…

Amerika’da özellikle erkekler, plastik cerrahların kapısında kamp kuracak noktaya gelmişler! Statüsünün yükselmesini isteyen erkekler, en çok ünlü aktör Michael Douglas’ın çenesinden yaptırmak istiyorlarmış…

Buna şaşırmadım, çünkü dünyada çene denilince akla onun ve babasının adı gelir. “Çıkık, sivrice ve gamzelisi” makbul olduğuna göre “çene”nin; bu vasıftaki çenelerden Douglas Ailesi’nde mebzul miktarda var!

Şimdi, lafın burasında, “Michael Douglas mı, doğrusu tam çıkaramadım?” numarasına yatan Spartacus nesline mensup Kirk Douglas’çılar olacaktır. Onların halinden en iyi baba Douglas anlar. Bir defasında, yaşlı kurt “Eski günler çok gerilerde kaldı. Artık beni gösterirken Michael Douglas’ın babası diyorlar!” diye yakınmıştı…

Michael Douglas, henüz şöhret değilken bile necip milletimiz onu yakından tanımıştı: “San Francisco Sokakları” adlı dizide, “tarihin gördüğü en karizmatik burun”a sahip Karl Malden’la haldır haldır oradan oraya koşuşturan Michael sayesinde, bugün birçok vatandaşımız hiç gitmediği halde San Francisco’nun neredeyse tüm çetrefilli sokaklarını ezbere bilir!

Neyse… Amerika’da “çene fena halde moda” diyorduk ya, özellikle Wall Street çevreleri “Aman doktor, canım doktor, ne olur bana da bir çene!” diye tutturmuşlar! Finans çevrelerinde bugün cerrahın masasına yatıp ertesi gün köşeli bir Michael Douglas ya da Cary Crant çenesiyle işe gidenlerin sayısında müthiş artış varmış…

Wall Street adlı film, Michael Douglas’a Oscar kazandırmıştı. Demek ki, o rol için “güçlü çene”nin sembolleri arasında sayılan bir aktörün seçilmesinin bir hikmeti varmış! Bir de “Yav bu oğul Douglas neden hemen her filminde bankacı, borsacı, milyarder işadamı tiplerini canlandırır?” diye, şikayet ederler. Cevabı belli, değil mi?

***

Hiç kuşkunuz olmasın, bu çene modası, Atlantik’i bir çırpıda geçip, çok kısa bir sürede bizim buralara kadar gelir…

Özellikle bizim politikacı takımı, iyice azalan itibarlarını kurtarmak, güvenilir politikacı imajına sahip olabilmek için plastik cerrahların yolunu tutarlar…

Elbette, önce Amerika’daki ünlü cerrahların kapısını çalarlar. Doktordan helalinden bir Michael Douglas çenesi isterler! Fakat, işte tam da bu noktada bir sorun var, sayın seyirciler…

Çünkü, bu Amerikalılar sanki son aylarda sözleşmiş gibi hareket ediyorlar, Türk politikacılarına karşı! Bu bağlamda, herhangi bir çene cerrahının, Türk politikacısına vereceği muhtemel cevap da hazırdır:

“Bir çene iki bin beş yüz dolar. Fakat Dabılyu Bush’un talimatı var, sizlerden para almam mümkün değil! Buna karşılık sizden talebim çok basit: Ne zaman Türk politikacıları, var üç yasayı acilen Meclis’ten çıkarmak, o vakit ben var çenenizi yapmak! Seçim Kanunu, Siyasi Partiler Yasası ve Siyasi Ahlak Yasası’ndan söz ediyorum. Yasaları, var siz çok çok iyi bilmek, fakat bir türlü çıkarmamak!”

Açılışı, Amerikan Hazine Bakanı yapmıştı, hatırlarsanız, sonu muhakkak bu noktaya varacak gibi görünüyor…

Bizde, “güçlü çene” denilince, ağzı çok laf yapan, konuşmaktan yorulmayan adam anlaşılır! Politikacılarda da, bu yüzden “güçlü çene” aranır. Ne var ki, bizdeki “çenesi düşük” ve her fırsatta “çene yarıştıran” politikacılar, hep laf üretir, ancak iş üretmezler…

Ekranlardaki tartışma programlarında karşısındakileri saatlerce konuşturmamayı başarabilen karakterlere bakınız, kesinlikle çoğu politikacı takımının arasından çıkar. Zaten, arada bir yenildikleri kişi de, başka bir “güçlü çene!” yani Reha Muhtar’dır…

Ünlü estetik cerrahı Dr. Brent Moellken, çenesini yaptığı ünlüler arasında spikerlerin de bulunduğunu söylüyor. Ameliyat ettiği bir spikerin kariyerinde büyük bir yükselişe geçtiğini ve bol sıfırlı bir kontrata imza attığını vurguluyor, ünlü cerrah. Şöyle bir düşünün, Reha Muhtar’ın elbette böylesi bir müdahaleye ihtiyacı yok!

Tamer Korkmaz – Zaman

none

Endoskopik yüz gençleştirme ameliyatı, yüzü gererken mümkün olduğu kadar yüzde görünür bir kesi izi bırakmadan Yapılır. Yüzü gençleştirmek için geliştirilen saç içine gizlenmiş oldukça küçük kesilerden girilerek yani kapalı olarak endoskopik kamera yardımı ile ekrandan bakılarak yapılan oldukça yeni sayılabilecek yöntemlerden birisidir. Yaklaşık olarak 10 yıldan beri uygulanmaktadır.Yüzde alında ve kaşlarda oluşan, sarkmaları düzeltmek için kullanılan en iyi tekniklerden birisidir.

Bu teknikle yüzü gençleşmekle kalmayıp aynı zamanda günümüz güzellik anlayışına uygun olarak güzelleştirmek için de kullanılır. Yani, doğuştan olmayan yüzde eksik olan bazı oluşumları kendi dokularından tamamlayarak yüzün bütünlüğü ve güzelliği sağlanır. Aynı zamanda yaşlanmaya bağlı olarak ortaya çıkan sarkmalar ve gevşemeler düzeltilip daha genç ve dinamik bir görüntü sağlanmaya çalışılır. Yani bu teknik hem gençleşme hem de güzelleşmek için kullanılır.
Digital kamera sistemlerinin gelişmesiyle beraber kullanılan son sistem endoskopik kameralar sayesinde operasyon esnasında görüntü mükemmele yakın olup, küçük kesilerden girerek büyük alanlara erişmemizi kolaylaştırır, bu da ameliyat tekniklerini rahatça kullanmamızı sağlar.

Endoskopik ameliyat tekniği tıp da pek çok alanda uygulanıyor. Halk arasında kapalı ameliyat yada kansız ameliyat olarak da adlandırılan bu teknik genel cerrahide, ürolojide, jinekolojide ortopedide yaygın olarak uygulanıyor. Şimdi de plastik ve estetik cerrahide de büyük kesiler yapmadan yani iz bırakmadan operasyon yapabilmek için kullanılıyor.
Endoskopik ameliyat tekniği yüz gençleştirme, kaşları kaldırmak, alın gençleştirme, boyun gençleştirme yüz protezlerinin yerleştirilmesi uygulamalarında kullanılır. Uygulanacak ameliyat tekniği, ameliyat öncesi yapılan planlama ile hastanın ihtiyaçları belirlendikten sonra seçilir ve gerektiği kadar kombine edilir.
Eski tip yüz germe ameliyatlarında yüz dokuları sadece yukarı ve geri doğru gerilmektedir. Yüz üç boyutlu bir yapıdır. Bu yüzden yüz germe işlemi üç boyutlu olarak yapılmalıdır. İki boyutlu klasik yüz germede dokular sadece geriye ve yukarı doğru çekilirse yüzde bir rüzgar tüneline girmiş gibi suni bir ifade oluşur.

Bu teknikte yüz sadece yukarı ve geri doğru gerilmekle kalmayıp aynı zamanda sarkan yanak dokuları yanak içinden yukarı çekilerek tıpkı bir yastık kılıfını doldurur gibi yanaklar ve yüzün dolgunlaşması sağlanır ve yüz üçüncü boyut olan öne doğru da gerginleşmesi sağlanmış olur. Yanaklara dışardan doku enjeksiyonu yada silikon gibi madde enjeksiyonu yada elmacık kemiği protezi uygulanmaz. Yani dışardan bir madde konulmadan yanaklar dolgunlaştırılır.

Sonuç olarak yüz yakarı geri ve öne doğru gerginleştirilerek yüz üç boyutlu olarak gençleştirilmiş olur.
Cerrahi Teknik. Üç boyutlu yüz gençleştirme ameliyatı denilen bu teknik Dr. Oscar Ramirez tarafından geliştirilmiştir. Ameliyat saçlı deride açılan 1-1,5 cm lik kesilerden kamera ve aletler sokularak cilt altında yapılır. Normal yüz germe ameliyatında gözle görmek için açtığımız yerleri kamera yardımı ile kesmeden görerek operasyonu gerçekleştiririz.
Hastanın ihtiyacına göre kaşlar kaldırılır alın gerginleştirilir, yanaklar özel dikişlerle kulak üzeri hizasına asılır. Ayrıca hastanın yanak içindeki kendi dokuları elmacık kemikleri üzerine getirilerek yüzün dolgunluğu da sağlanmış olur. Böylece yüz derisi yukarı ve geri doğru gerginleştirilirken aynı zamanda yanaklar dolgunlaştırılarak yüz derisinin öne doğruda gerilmesi sağlanır. Yani üç boyutlu bir yüz gerginleşmesi sağlanmış olur.

Eğer hastanın göz kapak sarkması ve deformasyonu varsa göz kapakları estetiği de eklenir.Göz aksı aşağı doğru olan hastalarda bu aks da yukarı doğru düzeltilerek gözlere daha çakici bir ifade verilebilir.
Daha sonra, hastanın boyun gençleştirme işlemi yapılır bunun içinde çene altından ve kulak arkasından yapılan 1,5 cm lik kesilerden ilk önce burada bulunan fazla yağlar alındıktan sonra boyun kasları gerginleştirilir ve cilt yeniden buraya adapte edilerek boyun gençleştirmesi de sağlanmış olur. Çene ucu geride olan hastalara gerekirse çene projeksiyonunu artırmak için çene ucu protezi konulabilir.

Toplam 2-3 saatlik bir operasyondur. Hastanede 1 gece kalınır. Dikişler kendiliğinden eridiğinden dikiş alma işlemi yoktur. Şişliklerin büyük kısmı 7-10 gün içinde kalanı ise 4-6 hafta içinde iner. Tam iyileşme 6-12 ay kadar sürebilir.
Sonuç olarak hastada sarkan dokular yeniden eski yerlerine getirildiği için doğal görünümlü bir gençleşme sağlanır ve dışarıdan görünen bir iz kalmadan ameliyat gerçekleştirilmiş olur.

Kaynak: Omerbuhsem.com

one

Jilet izi giderme

Yara izi “Scar” (skar şeklinde okunur) nedir?
Skar normal yara iyileşme olayının bir sonucu olarak oluşur. Bir yaralanma ile oluşan kesi veya bir ameliyat yarası ne kadar dikkatli ve usulüne uygun şekilde onarılsa bile kalıcı bir iz daima oluşur. Ancak bu izin kabul edilebilir, gizlenebilir ve belli belirsiz olması önemlidir. Plastik cerrahi sanatı ancak bunu sağlayabilir. İzsiz ameliyat yoktur. Estetik dikiş adında bir dikiş tekniği yoktur. Lazerle dikiş konulamaz.

Yara iyileşmesi sonucu oluşacak skarın kalitesi kişiden kişiye ve vücut bölgelerine göre farklılık gösterir. Bu nedenle skarın ne şekilde sonuçlanacağını önceden kestirmek mümkün değildir. Başlangıçta gergin ve düzensiz şekilde olabilir zamanla daha düzgün bir hal alır. Yine başlangıçta kızarık ve kabarık şekilde olan skarlar 12-18 ay içinde daha yumuşak ve soluk renkli hale dönüşürler.

Bir skarın iyileşme dönemi sonunda kabul edilebilir ve eniyi durumda olması için skarlı bölgeye masaj uygulanabilir. Masaj cildin alttaki dokulara düzensiz şekilde yapışmasını önler. Uygun şekilde yapılan masajın yaranın olgunlaşmasını hızlandırdığı yani kızarıklık ve düzensizliği azalttığı kabul edilmektedir. Masaj skarı hafifçe okşamak tarzında değil alttaki dokulara doğru itecek şekilde bastırılarak, günde birkaç kez 5 dakika süre yapılmalıdır. Banyodan sonra yapılması sağlık verilir.

Masaja ne zaman başlanacağına ameliyatı yapan doktor karar verir. Çünkü yara dikişler alınmış olsa bile masaj için henüz elverişli durumda olmayabilir.

Skar ve güneş ışığı ilişkisi önemli bir konudur. Skarlı alanlar normal cilde göre güneş ışığına daha hassas durumdadır. Ameliyat olan kişilerin skar olan bölgelerini kuvvetli ve direk gelen güneş ışığından (plajda öğle saatlerinde güneşlenme gibi) 12-18 ay süre ile kaçınmaları tavsiye edilmektedir. Gündüz şartlarında yüksek değerli güneş koruyucu kremler (SPF,Sun Protection Factor) ve geniş kenarlı şapkalarla yüz güneşten korunabilir. Güneş koruyucu krem açıkta olan el sırtı için de kullanılmalıdır.

Yara iyileşmesinin erken dönemlerinde, güneşlenme yada ultraviole salonlarında bronzlaşma skarlı alanlara zararlı etki yapar. Böyle bir durumda skarlı alanlar alacalı bir görünüm kazanır. Ayrıca sıcak skarlı alanlarda kaşıntıya neden olur Bu nedenle güneşte yanmaktan ve brozlaşmaktan kaçınmak erken dönemde gereklidir.

Skarların yok edilmesi mümkün değildir. Önerilen çeşitli krem, ve bazı cihazların kullanımı, skarın dış görünümünde belli ölçüde düzelme sağlayabilir ancak hiçbir zaman yok edilemez. Örneğin yanık izlerini, dövme lekelerini ve doğum sonrası oluşan çatlakları yok eden bir yöntem yoktur.

Hangi nedenle oluşursa oluşsun meydana gelmiş skarların Scar Revision denilen cerrahi tedavisi, plastik cerrahinin zor konularından biridir. Hiçbir skar tamamen yok edilemez. Plastik Cerrahide skarların görüntüsü masaj ve ameliyatla daha kabul edilebilir, daha az belirgin hale getirilebilir yada örneğin saçlı deri gibi doğal anatomik bölgelerde gizlenebilir. Skarların oluşumunda yaranın boyutları ve derinliği, yaranın olduğu anatomik bölgenin kanlanması, kişinin deri kalınlığı ve rengi, skarın yönü gibi pekçok faktörün etkisi vardır. Başlangıçta görünümü iyi olmayan skarlar zamanla daha kabul edilir bir hale gelir. Oluşacak yara izininin kişi tarafından ne derece kabul edileceği de kişiden kişiye fark gösterebilir.

Skar revizyonu ameliyatı kararını vermeden önce ilk ameliyattan veya yaralanmadan sonra 6-12 beklenmesi tavsiye edilmektedir.

Skar revizyonu plastik cerrahinin konusudur. Seçilen hekim ile tüm ayrıntılar, olabilecek olumlu ve olumsuz sonuçlar enine boyuna konuşulmalıdır. Kişi beklentilerini çok iyi belirlemelidir.

Her ameliyatın riski olduğu gibi bu ameliyatın da riski vardır. Normal koşullarda çok büyük ve geniş olmayan skarlar lokal anestezi ile ameliyat edilebilir. Ancak enfeksiyon, kanama, ve nüks olasılığı vardır.

Keloid
Keloid abartılı yara iyileşmesi olayı olarak tanımlanabilir. Skar genellikle kalın, düzensiz ve yara kenarlarının dışına taşmış şekilde olur ve kaşıntılıdır. Çevre dokulara göre kırmızımsı yada daha koyu renkli olabilir. Keloid vücüdun herhangibir yerinde oluşabilir. Ancak çoğunlukla gövde ön yüzü omuzlar sırt ve kulak memesinde gelişir. Daha çok esmer insanlarda ortaya çıkar. Yaş ilerledikçe ortaya çıkma şansı azalır.

Bir anormal yara iyileşmesi tipi olan Keloid steroid türü ilaçların yara içine enjeksiyonu ile tedavi edilir. Bu işlem skar dokusunun kırmızımsı rengini, kaşıntısını azaltır. Bazı olgularda küçülmesine neden olabilir. Bu tedavi yanıt vermezse skar dokusu ameliyatla çıkartılır yara tabaka tabaka dikilir. Bu lokal anestezi ile yapılabilen bir işlemdir. Kişi kısa amanda 1-2 gün içinde işine dönebilir. Geniş skarlarda deri nakli ile kapatma gerekli olabilir.

Hangi yöntem kullanılırsa kullanısın keloidlerde nüks etme eğilimi vardır. Bazen eskisinden daha büyük boyutlarda ortaya çıkabilir. Bu nedenle hem ameliyat ve hemde aynı anda steroid enjeksiyonları, şua tedavisi kombinasyonu uygulanabilir. Ameliyat sonrası özel basınçlı sargı yada giysi kullanılması gerekli olabilir. Bu işlem 1 yıl kadar sürebilir.

Keloid tedavisinde uygulanan işlemlerin 2-3 yılda bir tekrarlanması gerekebilir.

Hipertrofik skar (Hypertrophic scar)
Keloide göre daha az abartılı bir yara iyileşmesi şeklidir. Çok defa keloidle karıştırılır. Hipertrofik skar yara sınırlarının dışına taşmaması özelliği ile keliodden ayrılır. Diğer özellikler birbirine benzer. Tedavi yaklaşımı keoid ile aynıdır.

Kontraktür (Contracture)

Yanık ve doku kaybına neden olan yaraların iyileşmesi o bölgenin ileri derecede büzüşmesi ile sonuçlanabilir. Buna “Contraction” denir. Ortaya çıkan kontraktür alttaki dokuları da etkilediğinden eklem bölgelerinde hareket kısıtlılığı olur.

Yanık veya diğer nedenlerle oluşan kontraktürler ancak ameliyatla düzeltilebilir. Kontraktüre neden olan doku tamamen çıkarıldıkdan sonra yara deri nakli veya Z-Plasty, W-Plasty gibi flep denilen doku kaydırma yöntemleri ile kapatılır. Gereğinde doku genişletme (Tissue expansion) yöntemlerinden yararlanılır. Estetik ameliyat sonrası fizik tedavi gerekebilir.

Yüzdeki yara izleri
Yüzdeki ameliyat veya yaralanma izleri hipertrofik skar tarzında olmasa bile görülebilir halde olduğu için kozmetik bir sorun olabilir. Tedavi aynıdır. Skar ameliyat ile ya normal yüz çizgilerine uydurulur yada gizlenebilir. Ancak hiçbir zaman yok edilemez. Ameliyat dışında önerilen yöntemler belki daha az belirgin olmasına yardımcı olabilir. Yara izlerini ameliyat ve ameliyat dışı yöntemlerle tamamen yok eden bir tedavi yoktur. Amaç sadece daha kabul edilebilir bir görünüm sağlamak olmalıdır.

Yüzdeki yara izlerinin bazıları mekanik aşındırma “Dermabrasion” denilen yöntemle daha kabul edilebilir bir hale getirilebilir ancak bu yöntem de skarı tamamen yok edemez. Son zamanlarda mikrodermabrasion adı verilen yöntem kullanılmağa başlanmıştır. Ancak sonuç çok farklı değildir. Skarlarda ameliyat dışı önerilen tedavi yöntemleri birkaç seans gerektiren zaman alıcı yöntemlerdir.

Skar revizyonu ameliyatından sonra doktorun tavsiyelerine kesin olarak uyulmalı özellikle güneş ışığından kaçınılmalıdır. Ameliyatla elde edilecek düzelmenin derecesinin yaranın boyutlarına, anatomik yerleşimine, kişinin cilt yapısının kalitesine, rengine sigara kullanıp kullanmamasına, ameliyat sonrası bakıma bağlı olduğu ve başlangıçtaki görüntünün hoş olmayacağı, düzelmenin 6-12 ay sürebileceği hatırdan çıkarılmamalıdır.

Yorum yapmak ve soru sormak için tıklayınız

1.039 com

Karbondioksitin cilt üzerine olumlu etkilerinden yola çıkılarak geliştirilen bu terapi yönteminde ; cilt altına verilen Karbondioksit gazının cilt elastikiyetini arttırdığı ve uygulama yapılan bölgelerde dokuları sıkılaştırdığı ve selülitin giderilmesi, bölgesel incelme sağladığı tespit edilmiştir.

Sistemin medikal anlamda net olarak kullanılmaya başlanması, 1930 yılında, bir grup Kardiyoloji uzmanı
tarafından, Periferal Arteriopatie olgularında gerçekleştirilmiş ( Royat Kaplıcaları / FRANSA ) ve uygulama yapılan hastalar üzerinde sevindirici sonuçların alınmasıyla birlikte bu tedavi yönteminin ve uygulama alanlarının geliştirilmesine ve genişletilmesine karar verilmiştir.

Karbondioksit terapi yöntemi; 1953 yılından itibaren büyük bir hız kazanmıştır yapılan çalışmalar,
ilk defa, Kardiyoloji uzmanı, Dr.Jean Bapiste tarafından basılı yayın haline getirilmiş
ve Tıp literatürlerindeki yerini almıştır.

Ciltaltı , karbondioksit gazı uygulamalarının, video mikroskobik incelemelerinde, uygulama yapılan bölgelerde vaskularizasyonun arttığı, bebek ve uyuyan damarlar olarak kabul edilen birçok non-fonksiyonel minik kapiler damarların fonksiyonel olarak devreye girdiği ve bölgenin oksijenasyonunu artırdığı da tespit edilmiştir.
Karbondioksit oksijene göre 20 kat daha hızlı dağılan bir gazdır. Uygulama sonrası bölgeye çevre dokulardan daha fazla oksijen gelir ve dolaşım hızlanır. Karbondioksit hızla uzaklaştırılır. Yağ yakımı birden hızlanır.

Karbondioksitin bölgesel olarak yağ dokusu içine uygulanması ile yağ hücrelerinde lipolitik etki oluşur.
Bu etki uygulanan bölgedeki kan akımının artmasının bir sonucudur.
Kan akımı artışı ile birlikte o bölgeye taşınan oksijen miktarı da artar dolayısıyla yağ hücrelerinin
yıkımı sağlanır.
Yağ dokusu içerisine karbondioksit gazı uyguladığımız zaman benzer mekanizmalarla vücudumuz
o bölgedeki oksijeni arttırmak için kan dolaşımını arttırır.

Bu olay basitçe şöyle açıklanabilir ;
Fiziki hareketlerin hızlanması ile birlikte vücudumuzdaki enerji ihtiyacını karşılamak için hücresel
metabolik olaylar artar, bunun sonucu olarak enerji ve karbondioksit oluşur.
Oluşan karbondioksiti uzaklaştırmak, enerji miktarını arttırmak için daha fazla oksijene ihtiyaç duyarız.
Bu nedenle de fiziksel aktivitenin artması ile de daha fazla oksijen ihtiyacı gündeme gelir.
Bölgeye ulaşan oksijen ile yağlar daha hızlı yanar ve artmış kan akımı ile de bölgeden kolaylıkla uzaklaştırılır.

Her yaştan herkese yapılabilir. Toksik etkisi yoktur. Kan basıncını etkilemez. Hastanın diyabetinin olması karboksiterapi için engel değildir.

İnsan vücudunda dinlenme esnasında bile, 2 Litre kadar Karbondioksit gazı oluşur.
Normal de vücudumuzda var olan bu gazın hiçbir toksik etkisi yoktur.
Laporoskopik cerrahi de ;Karbondioksit gazı karnı şişirmek amacıyla 20 litre kadar kullanılmaktadır.
Bu kadar büyük bir hacimdeki, karbondioksit gazının bile toksik etkisine rastlanmamıştır.
Oysa; Estetik amaçlı olarak her bir seans da kullanılan karbondioksit, gaz miktarı ise sadece,
200- 300 cc kadardır. Dolayısla bu miktarın ne kadar düşük olduğu da ortadadır.
Uygulama bölgesinde hafif bir yanma ve dolgunluk hissi olabilir. Uygulamalar sonrasında bölgede morluklar olabilir,bunlar geçicidir. Uygulamalar esnasında, bölgeye verilen C02 basit el maniplasyonları ile dağıtılmalıdır,hedef uygulama alanı , uygulama öncesinde 4- 6 eşit alana paylaştırılmalı ve her bir alana verilen C02 gaz miktari,30 ile 50 cc yi aşmamalıdır . Bu miktarın aşıldığı durumlarda,
bölgede krepitasyon seslerinin duyulması, kızarıklıkların ve morlukların oluşması,
yanma ve ağrı gibi yan etkileri gündeme getirecektir.

Morluklar özellikle iğnelerin kapiler damarlara rast gelmesinden kaynaklanmaktadır ancak ;
herhangi bir problem oluşturmaz bir müddet sonra da kendiliğinden kaybolur, bu süreyi kısaltmak
amacıyla bölgeye heparinoid etken maddeli pomadların ve soğuk bir kompres uygulanmasi yeterlidir.
Karboksi terapide kullanılan 30 G çapındaki iğnelerle yapılan uygulamalar esnasında ağrı yok
denecek kadar azdır.Dolayisiyla uygulamalar genelde rahattır ve ekstra bir onlem alınmasına gerek yoktur.

Karbondioksit tedavisi, liposuction öncesi ve sonrası, bölgesel zayıflama, doğum sonrası oluşan çatlaklar (Sitriae ),
selülit, sarkma tedavileri dışında ayrıca psoriasis (Sedef hastalığı ) ,antiaging, skar tedavisi, deri greftleri öncesi ve sonrasında,ülseröz ve kapanmayan yara iyileşmelerinde ( Diyabet , Dekubitis ) kullanılmaktadır.

Son dönemlerde özellikle Üroloji de, mikrodolaşım bozukluğuna bağlı Penis Erektil Disfonksiyon problemlerinde, Romatizma problemlerinde ( Otoimmun Artritis ), spor hekimliğinde ,fiziksel aktivitenin ve eforun artırılması , travmatik spor yaralanmalarında iyileşme sürecinin hızlandırılması, Organik ve fonksiyonel periferik arter problemleri, diabete bağlı kılcal damar patolojilerinde, ve damar sertliği ( arterioscleroz) problemlerinde uygulama alanı bulunan Karboksi Terapi yöntemi,uygulaması kolay, emniyetli, yağları eritici , deri elastikiyetini arttırıcı bir tedavi şekli olarak,
Medikal Estetik uygulamalar alanında ki yerini almıştır.

Ancak ; Karboksi Terapi uygulamalarının diğer Estetik uygulamalarla ;
( Endermoterapi, Elektrolipolisis, Ultrasound, Elektroterapi , Mezoterapi ) da birleştirilmesi,
daha kısa sürede ve iyi sonuçlar alınmasına yardımcı olmaktadır..

Uygulamalar esnasında ; mutlaka, kişiye özel bir diyet proğramının düzenlenmesi
istenen etkinin daha kısa sürede alınmasına katkıda bulunacaktır.

Beklenen etkilerin alınması ve gözle görülür değişikliklerin izlenmesi ancak 5. seans
itibariyle başlamaktadır,çok kısa bir süre içersinde, mucizevi iyileşmeler de beklenmemelidir.
Uygulamalardan tam anlamıyla sonuç almak için, 15 ile 20 seanslık bir terapi süresi gerekli olup,
hafta da 2 ile 3 seans arasında değişebilen bir terapi randevusu düzenlenebilir.
Ancak seanslar arasında ki sure, 48 saat ile 72 saat arasında olmalıdır.
Bu süreye mutlaka dikkat edilmelidir.
Tedavi sonrası etki ise, 6 ay kadar kalıcı olabilmektedir. Dolayısıyla bu süre sonunda ihtiyaclara göre yeni bir kür planının düzenlenmesi gereklidir.

Karbondioksit gazının ciltaltı uygulamasının etkileri kısaca şöyle açıklanabilir.

1- Aktif Vazodilatasyon
2- Bohr Effect ( Arteriolization of blood )
3- Dokuların oksijenasyonunun artırılması
4- Sempatolitik Etki
5- Lipolitik Etki

UYARILAR :

Karboksi Terapi uygulanacak kişilerin, tedavi öncesi aspirin almamaları tedavi sonrası ise, dar ve bedeni sıkı sıkıya saran giysilerden uzak durmaları konusunda kesin olarak uyarılması gereklidir. Ayrıca zorlayıcı ekzersizlerden kaçınılması, uygulamadan ,6- 8 saat sonrasına kadar da sıcak banyo almamaları konusunda uyarılmalıdırlar.

ENDIKASYONLARI

Cellulites
Post surgeries
Liposuction
Fibrosis
Colgajos
Scars
Sitriaes
Helping on the treatment of located adiposity
Peripheral arteriopaties
Microangiopaties
Rheumatology
Psoriasis
Ulcers associated with microangiopaties
Erectyl dysfunction associated with microangiopaties

KONTENDIKASYONLARI

Kidney and respiratory insufficiencies
Acute infract of the myocardium
Arterial hypertension
Tromboflebitis
Epilepsy
Pregnancy
Located infections

24 com

Kadınların güzellik konusunda kendilerini yeterli bulmakta zorlandıkları ve ayna karşısında sürekli kusur avına çıktıkları bir gerçek. Asla estetik ameliyat yaptırmayacağını söyleyen, güzelliği dillere destan Nicole Kidman’ın da sonunda bıçak altına yattığı ortaya çıktı.

Oscar’lı oyuncu, ince olmalarından şikayet ettiği dudaklarının dolgun gözükmesi için estetik operasyona gerek duymuş. Aslında güzel oyuncu göğüslerinin küçük, kalçalarının da düz olmasından dertli ancak bu şikayetlerini ameliyatla gidermeyi henüz düşünmüyor.

one

Son Yazılan Estetik Haberleri

En Çok Okunan Haberler

En Çok Yorum Yapılan Konular

Son Yorum Yapılanlar:

  • irem: merhaba ben 27 yaşında bir çocuk annesiyim doğumda bi hayli kilo aldım ve daha sonra verdim...
  • Zeynep: Mrb benim de sol gözümde bebeklikden beri göz tembelliği ve buna bağlı şaşılık var.....
  • gülcan: minimum 2.500den başlar 1.500 liraya garanti veriyoruz denilen yerlere güvenmeyin.bu iş...
  • volkan: kanki ayni problem bendede var bende 26 yasindayim hem dislerim bozuk hem de alt cenem...
  • Berde: Arkadaşlar merhaba, ben gruba yeni katıldım ve şimdi kendime kızıyorum daha önce neden...