HaberEstetik Menü

Her geçen gün yeni bir estetik cerrahi ameliyatı duyuyoruz. Burun, göğüs, yüz gerdirme, yağ aldırma ameliyatlarına zaten alıştık. Ama geçtiğimiz hafta çıkan ve Hande Ataizi’nin kaburga kemiğini aldırarak daha ince bir bele kavuşmak istediğini belirten haberle birlikte gördük ki korse kullanma, yağ aldırma yetmemiş, sıra kaburgaya gelmişti.

Öğrendik ki “plastik cerrahların rutin olarak yaptıkları ameliyatlar dışında kalanlara” ekstrem ameliyatlar deniyor. Ayak estetiği, bileklerin inceltilmesi, penislerin kalınlaştırılması, vajinanın düzeltilmesi, dilin kısaltılması… Ünlü plastik cerrahlarımızla ekstrem ameliyatları konuştuk. Çoğunun kanısı bu operasyonların daha zor, daha acılı ya da daha pahalı olmadığı ama daha nadir istenen ya da yine nadir uygun görülen işlemlerin olduğu yönündeydi. Yine konuştuğumuz cerrahların hiçbiri bu tür ameliyatları gerçekten bir zorunluluk yoksa yapma taraftarı değildi. Hatta bir ara ben “Bunları konuşurken fena oluyorum” dediğimde “Biz de” dediler.

“Ayak parmakları duruma göre uzatılıyor ya da kısaltılıyor”

Dr. NACİ ÇELİK
Kaburga alınmasından kasıt 12′nci, serbest kaburga dediğimiz kaburganın alınması ile belin daha ince gösterilmesi. Bazı insanlarda bu 12′nci kaburga biraz daha belirgin, çıkık olur. Ne kadar yağsız, kilosuz da olsalar bel olduğundan kalın görünür. Aslında bu uzun süredir bilinen bir yöntem. Ben burada hiç böyle bir ameliyat yapmadım ama yurtdışında kaburga kemiğinin alındığı bir ameliyatta bulundum. Diğer çoğu estetik ameliyata göre daha basit bir ameliyattır. Ama çok yapılmıyor çünkü zaten biz önermiyoruz. Çok nadir olarak doktor önerdiğinde bile bu sefer hasta kabul etmiyor, korkuyor.

“En zoru tırnak nakli”
Ekstrem ameliyatlara örnek olarak elde ve ayakta parmak estetiğini verebiliriz. Özellikle elde parmak estetiği çok zorlu bir ameliyattır. Çünkü elin fonksiyonlarını kaybetmemesi gerekiyor.
Ayak parmağı estetiği özellikle yazları açık ayakkabıların giyilmesi nedeniyle daha çok istenen bir ameliyattır. Parmaklardaki yamukluk giderilebiliyor. Ayak parmağı uzatılabiliyor ya da kısaltılabiliyor. Gerçekten bazı hastaların ikinci ayak parmakları başparmaktan çok daha uzun oluyor, o kısaltılıyor. Kemik kesiliyor, ayak parmağı kırılmış gibi davranılıyor hastaya.
Bir de ayak bileğini inceltme var. Aslında liposuction’la bilekteki yağlar alınıyor. Ancak ameliyat sonrasında ağrılar çok uzun sürebiliyor, iki-üç ay olabiliyor.
Tırnak nakli var. Bazı hastaların ellerinde tırnak kayıpları olabiliyor çeşitli rahatsızlıklardan dolayı.
O zaman ayak parmağından damarıyla birlikte tırnak alıyoruz ve el parmağına naklediyoruz. Bu çok zor bir ameliyattır. En az beş saat sürüyor.

“Bıyık da ektiriyorlar”
Erkeklerde ekstrem ameliyat örnek vermek gerekirse… Saç ekimini herkes bilir ama bıyık ve sakal ekimi de yapılıyor.
Bize gelen hastalara bu ameliyatların düzeltici ameliyatlar olduğunu, güzelleştirmek üzere yapılan ameliyatlar olmadığını anlatıyoruz. Herhangi bir hasta gelip sadece belinin daha ince olmasını istediğini söylediği için ameliyat yapmam.

“Etnik faktörler etkili oluyor, Asyatik göz yapısının Avrupai hale getirilmesi gibi”

Dr. SERDAR EREN
Estetik cerrahide rutin olmayan ekstrem ameliyatlardan bahsederken, ilk önce bu tür ameliyatların her plastik cerrah tarafından yapılabileceğini belirteyim. Ama bu ameliyatlar çok nadir yapılmalı.
Burun, göz kapağı gibi estetik cerrahide rutin yapılan ameliyatlar etnik faktörlerden dolayı ekstrem ameliyatlar gurubuna girebilir.

Popo büyütme de var
Örneğin Asya ırkı insanının Asyatik göz ve burun yapısını Avrupai bir görünüme getirmek istemesi ya da Afrika kökenli olan insanların kalın dudaklarını inceltmeye, burun şekillerini değiştirmeye çalışması gibi. Brezilya’da yaygın bir şekilde, bazen de Avrupa’da nadir olarak popo büyütme ameliyatlarına rastlanmakta.
Bazı ameliyatlar da sportmen görünmek isteyen erkekler tarafından arzu edilir. Örneğin pazu, göğüs ve alt bacak adalelerine protez koydurarak vücut çalışıyormuş izlenimi vermeye çalışanlar oluyor. Bir de bunun tersi var. Son zamanlarda bütün eleştirilere rağmen alt bacağı kalın olan kadınlarda arka alt bacak adalesinin yarısı çıkartılarak inceltme işlemi yapılıyor.
Ekstrem ameliyatlar içinde jenital bölgelerin değişiklikleri için yapılan işlemler ön plana geçmiştir. Bunların içinde penis uzatılması, büyütülmesi, kalınlaştırılması sayılabilir. Genel olarak jenital bölgeye operasyon istenmesi erkeklerde kadınlara oranla daha çok görülüyor. Tabii uzatılması denince iki-üç santimlik bir farktan bahsediliyor. Bunu duyan çoğu hasta pek hoşlanmıyor.
Başka ekstrem ameliyat örnekleri vermek gerekirse: Fonksiyonel sebeplerden dolayı yapılan nadir ameliyatların kapsamına aşırı terlemenin giderilmesi için koltukaltı terbezlerinin özel liposuction kanülleri ile anılması, meme başının aşikar olması için büyütülmesi…
Benim kişisel görüşüm, bu tür ameliyatların birçoğunu hiçbir şekilde yapmamakla hastaya daha büyük bir yardım edeceğimiz şeklindedir. Hastalarımızın her şeyi isteme hakkı vardır. Burada önemli olan biz plastik cerrahların hastanın her şikayetinde “ameliyatla düzeltebilir, ortadan kaldırabilirim” duygusuna kapılmamamız.

“Kaşı çıkık diye kafatasını törpületmek isteyenler var”

Dr. OSMAN OYMAK
Geçtiğimiz hafta Hande Ataizi’nin kaburga kemiğini aldırarak daha ince bir bele kavuşacağı haberi çıktı. Siz bu ameliyat konusunda ne düşünüyorsunuz?
Bu tür ameliyatları isteyen herkesi normalin dışında kabul ediyorum. Siz hiç kimsenin hayatında bir kadına bakıp da “Yahu şu kadının şu kaburgası olmasa ne güzel olurdu” dediğini duydunuz mu?

Canım “Kaburgası olmasa” demez de “Beli ince olsa” der…
O zaman da efendim spor yapsınlar, bir şey yapsınlar.

Belki şişmanlıktan, yağdan değil de kemikten beli kalın görünüyor olabilir.
Yok canım, fil gibi yiyorlar, yemesinler o kadar. O işin palavrası. Bu sektörde birkaç adam enteresan olmak için bir şeyler uyduruyor ama normalin dışında iş yapmak güzel değil, estetik değil. Bunun bir mantığı yok.

“Kafasını da kesersin de bir mantığı olması lazım”
Böyle ekstrem ameliyatlar deyince sizin aklınıza başka neler geliyor?
Beşinci ayak parmağını ayağı daha ince olsun diye aldıranlar var. Cerrahi ile her şey yapılır, kafasını da kesersin de mantığı olması lazım. Böyle hastaları da gerçek anlamda hasta olarak kabul ediyorum. Onların isteklerini yerine getiren doktorları da onların suç ortakları olarak görüyorum.

Başka aklınıza gelenler?
Kulağı büyük diye küçülttürenler, penisini kalınlaştıranlar, kaşı çıkık duruyor diye kafatasını törpületmek isteyenler var. Ya da alnı düz diye kafa kemiğinin üzerine protez koyup alnını bombeleştirmeye çalışanlar…

Siz hiçbirini yapmıyorsunuz ama ısrarla yapmanızı isteyenler, inanılmaz paralar teklif edenler çıkıyordur…
Tabii. Böyle isteklerle gelenler oluyor, “Ben yapmam kardeşim” diyorum. Çok fazla para teklif edenler de oluyor. Bir tanesi üstüme yürüdü ve “Sen nasıl bana ameliyat yapmazsın!” diye bağırdı. Odadan kaçtım. Biliyorum kadınla kavga edilmez, dayak yersin. “Parasıyla değil mi!” diyenler çıkıyor. “Ne var canım, şuradan iki böleceksin, sonra şöyle yapacaksın” diye nasıl yapacağımı anlatanlar…

“Allah o kaburgayı boşuna yaratmadı ya!”

Dr. ATİLLA OYMAK
Kaburga alınması aptalca bir şeydir. 30-40 senedir yapılır ama doğaya aykırı bir ameliyat. 12′nci kaburgaları alırsın, o serbest kaburgaları, bel küçülür tabii. Ama Allah onu boşuna yaratmadı ya. Bir işlevi, fonksiyonu var onun. Ben hayatta böyle bir şey yapmadım, yapanlara da güldüm.
Erkekten dönen kadınların ayakları taraklıdır. Bir parmak alınır, beş yerine dört parmakları olur, dar ayakkabıları giyebilirler. İşte size ekstrem bir ameliyat daha. Bunu yapan var Türkiye’de. Aklım almıyor.
Boy uzatanlar var biliyorsunuz. Üç santim daha uzamak için nasıl ızdırap çekiyorlar. Çekiyorsun hastayı sürekli. İşkence gibi.

Penis kalınlaştırma…
Bir de bu ara erkekler penislerini kalınlaştırmak için yağ yaptırıyorlar. Ne kadar faydası dokunur, tartışılır. Kaval kemiğinden parça aldırıp penisine koyduran, sürekli hazır ve nazır dolaşanlar da var.
Bana gelip desen ki “Ben burun ameliyatı istiyorum ama oyuk burun istiyorum”, üç misli para da versen hayatta yapmam o ameliyatı. Diyorum ki “Sen Türkiye’de oyuk burun, kalkık burun görüyor musun? Niye ben seni anormal yapayım? Sonra ‘Niye yaptırdım?’ diyeceksin.” Memleketin şartlarına uymayan bir istek.

Cher aldırmadım diyor

Daha ince bir bel için kaburga kemiklerini aldırdıkları konusunda söylenti olan sanatçıların başında Cher geliyor. Cher bunu yalanlıyor. Adı geçen diğer ünlüler arasında Elizabeth Taylor, Jane Fonda, Janet Jackson ve Britney Spears var.

7 com

İki yıl önce nişanlandığı kız ile evlenebilmek için erkekliğine kavuşmak isteyen M.E.’ye, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyeleri Doç. Dr. Metin Yavuz ile Yrd. Doç. Dr. Erol Kesiktaş ve Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Yıldırım Beyazıt’ın da bulunduğu 7 kişilik ekip, 17 saat süren mikro cerrahi operasyonu gerçekleştirdi.Çukurova Üniversitesi Balcalı Hastanesi’nde tıbbi operasyonla, çift cinsiyetli 25 yaşındaki M.E.’ye kol ve bacaktan alınan dokularla penis yapıldı.
Yapılan ameliyatla M.E.’nin tıp dilinde ‘Hipogatizm’ adı verilen çift cinsiyet sorunu giderilirken, bacaktan alınan kemikli doku ile koldan alınan yumuşak doku birleştirilip 1 santimetrelik penisi 18 santimetrelik hale getirildi. Doğuştan üreme organları gelişmeyip, testisleri inmeyen M.E.’nin büyüyen göğüsleri de ameliyatla normal hale getirildi.

Doç Dr. Metin Yavuz, hastanın yapay penisi içine konulan ‘fibula’ kemiğinin sertleşme işlevini üstleneceğini, koldan alınan ve dokusunda sinir uçları da bulunan parçanın ise dış kısma yumuşaklık verip haz alma duyarlılığı olacağını söyledi. Hastanın çocuk sahibi olabilmesinin hormon tedavisi sonrası ilişki sırasında üreteceği sperm sayısına bağlı olduğunu belirten Doç. Yavuz, ‘‘Biz yalnızca idrar sorunu ile estetik bir penis görünümü gerçekleştirdik’’ dedi.

Hürriyet

48 com

Karbondioksitin cilt üzerine olumlu etkilerinden yola çıkılarak geliştirilen bu terapi yönteminde ; cilt altına verilen Karbondioksit gazının cilt elastikiyetini arttırdığı ve uygulama yapılan bölgelerde dokuları sıkılaştırdığı ve selülitin giderilmesi, bölgesel incelme sağladığı tespit edilmiştir.

Sistemin medikal anlamda net olarak kullanılmaya başlanması, 1930 yılında, bir grup Kardiyoloji uzmanı
tarafından, Periferal Arteriopatie olgularında gerçekleştirilmiş ( Royat Kaplıcaları / FRANSA ) ve uygulama yapılan hastalar üzerinde sevindirici sonuçların alınmasıyla birlikte bu tedavi yönteminin ve uygulama alanlarının geliştirilmesine ve genişletilmesine karar verilmiştir.

Karbondioksit terapi yöntemi; 1953 yılından itibaren büyük bir hız kazanmıştır yapılan çalışmalar,
ilk defa, Kardiyoloji uzmanı, Dr.Jean Bapiste tarafından basılı yayın haline getirilmiş
ve Tıp literatürlerindeki yerini almıştır.

Ciltaltı , karbondioksit gazı uygulamalarının, video mikroskobik incelemelerinde, uygulama yapılan bölgelerde vaskularizasyonun arttığı, bebek ve uyuyan damarlar olarak kabul edilen birçok non-fonksiyonel minik kapiler damarların fonksiyonel olarak devreye girdiği ve bölgenin oksijenasyonunu artırdığı da tespit edilmiştir.
Karbondioksit oksijene göre 20 kat daha hızlı dağılan bir gazdır. Uygulama sonrası bölgeye çevre dokulardan daha fazla oksijen gelir ve dolaşım hızlanır. Karbondioksit hızla uzaklaştırılır. Yağ yakımı birden hızlanır.

Karbondioksitin bölgesel olarak yağ dokusu içine uygulanması ile yağ hücrelerinde lipolitik etki oluşur.
Bu etki uygulanan bölgedeki kan akımının artmasının bir sonucudur.
Kan akımı artışı ile birlikte o bölgeye taşınan oksijen miktarı da artar dolayısıyla yağ hücrelerinin
yıkımı sağlanır.
Yağ dokusu içerisine karbondioksit gazı uyguladığımız zaman benzer mekanizmalarla vücudumuz
o bölgedeki oksijeni arttırmak için kan dolaşımını arttırır.

Bu olay basitçe şöyle açıklanabilir ;
Fiziki hareketlerin hızlanması ile birlikte vücudumuzdaki enerji ihtiyacını karşılamak için hücresel
metabolik olaylar artar, bunun sonucu olarak enerji ve karbondioksit oluşur.
Oluşan karbondioksiti uzaklaştırmak, enerji miktarını arttırmak için daha fazla oksijene ihtiyaç duyarız.
Bu nedenle de fiziksel aktivitenin artması ile de daha fazla oksijen ihtiyacı gündeme gelir.
Bölgeye ulaşan oksijen ile yağlar daha hızlı yanar ve artmış kan akımı ile de bölgeden kolaylıkla uzaklaştırılır.

Her yaştan herkese yapılabilir. Toksik etkisi yoktur. Kan basıncını etkilemez. Hastanın diyabetinin olması karboksiterapi için engel değildir.

İnsan vücudunda dinlenme esnasında bile, 2 Litre kadar Karbondioksit gazı oluşur.
Normal de vücudumuzda var olan bu gazın hiçbir toksik etkisi yoktur.
Laporoskopik cerrahi de ;Karbondioksit gazı karnı şişirmek amacıyla 20 litre kadar kullanılmaktadır.
Bu kadar büyük bir hacimdeki, karbondioksit gazının bile toksik etkisine rastlanmamıştır.
Oysa; Estetik amaçlı olarak her bir seans da kullanılan karbondioksit, gaz miktarı ise sadece,
200- 300 cc kadardır. Dolayısla bu miktarın ne kadar düşük olduğu da ortadadır.
Uygulama bölgesinde hafif bir yanma ve dolgunluk hissi olabilir. Uygulamalar sonrasında bölgede morluklar olabilir,bunlar geçicidir. Uygulamalar esnasında, bölgeye verilen C02 basit el maniplasyonları ile dağıtılmalıdır,hedef uygulama alanı , uygulama öncesinde 4- 6 eşit alana paylaştırılmalı ve her bir alana verilen C02 gaz miktari,30 ile 50 cc yi aşmamalıdır . Bu miktarın aşıldığı durumlarda,
bölgede krepitasyon seslerinin duyulması, kızarıklıkların ve morlukların oluşması,
yanma ve ağrı gibi yan etkileri gündeme getirecektir.

Morluklar özellikle iğnelerin kapiler damarlara rast gelmesinden kaynaklanmaktadır ancak ;
herhangi bir problem oluşturmaz bir müddet sonra da kendiliğinden kaybolur, bu süreyi kısaltmak
amacıyla bölgeye heparinoid etken maddeli pomadların ve soğuk bir kompres uygulanmasi yeterlidir.
Karboksi terapide kullanılan 30 G çapındaki iğnelerle yapılan uygulamalar esnasında ağrı yok
denecek kadar azdır.Dolayisiyla uygulamalar genelde rahattır ve ekstra bir onlem alınmasına gerek yoktur.

Karbondioksit tedavisi, liposuction öncesi ve sonrası, bölgesel zayıflama, doğum sonrası oluşan çatlaklar (Sitriae ),
selülit, sarkma tedavileri dışında ayrıca psoriasis (Sedef hastalığı ) ,antiaging, skar tedavisi, deri greftleri öncesi ve sonrasında,ülseröz ve kapanmayan yara iyileşmelerinde ( Diyabet , Dekubitis ) kullanılmaktadır.

Son dönemlerde özellikle Üroloji de, mikrodolaşım bozukluğuna bağlı Penis Erektil Disfonksiyon problemlerinde, Romatizma problemlerinde ( Otoimmun Artritis ), spor hekimliğinde ,fiziksel aktivitenin ve eforun artırılması , travmatik spor yaralanmalarında iyileşme sürecinin hızlandırılması, Organik ve fonksiyonel periferik arter problemleri, diabete bağlı kılcal damar patolojilerinde, ve damar sertliği ( arterioscleroz) problemlerinde uygulama alanı bulunan Karboksi Terapi yöntemi,uygulaması kolay, emniyetli, yağları eritici , deri elastikiyetini arttırıcı bir tedavi şekli olarak,
Medikal Estetik uygulamalar alanında ki yerini almıştır.

Ancak ; Karboksi Terapi uygulamalarının diğer Estetik uygulamalarla ;
( Endermoterapi, Elektrolipolisis, Ultrasound, Elektroterapi , Mezoterapi ) da birleştirilmesi,
daha kısa sürede ve iyi sonuçlar alınmasına yardımcı olmaktadır..

Uygulamalar esnasında ; mutlaka, kişiye özel bir diyet proğramının düzenlenmesi
istenen etkinin daha kısa sürede alınmasına katkıda bulunacaktır.

Beklenen etkilerin alınması ve gözle görülür değişikliklerin izlenmesi ancak 5. seans
itibariyle başlamaktadır,çok kısa bir süre içersinde, mucizevi iyileşmeler de beklenmemelidir.
Uygulamalardan tam anlamıyla sonuç almak için, 15 ile 20 seanslık bir terapi süresi gerekli olup,
hafta da 2 ile 3 seans arasında değişebilen bir terapi randevusu düzenlenebilir.
Ancak seanslar arasında ki sure, 48 saat ile 72 saat arasında olmalıdır.
Bu süreye mutlaka dikkat edilmelidir.
Tedavi sonrası etki ise, 6 ay kadar kalıcı olabilmektedir. Dolayısıyla bu süre sonunda ihtiyaclara göre yeni bir kür planının düzenlenmesi gereklidir.

Karbondioksit gazının ciltaltı uygulamasının etkileri kısaca şöyle açıklanabilir.

1- Aktif Vazodilatasyon
2- Bohr Effect ( Arteriolization of blood )
3- Dokuların oksijenasyonunun artırılması
4- Sempatolitik Etki
5- Lipolitik Etki

UYARILAR :

Karboksi Terapi uygulanacak kişilerin, tedavi öncesi aspirin almamaları tedavi sonrası ise, dar ve bedeni sıkı sıkıya saran giysilerden uzak durmaları konusunda kesin olarak uyarılması gereklidir. Ayrıca zorlayıcı ekzersizlerden kaçınılması, uygulamadan ,6- 8 saat sonrasına kadar da sıcak banyo almamaları konusunda uyarılmalıdırlar.

ENDIKASYONLARI

Cellulites
Post surgeries
Liposuction
Fibrosis
Colgajos
Scars
Sitriaes
Helping on the treatment of located adiposity
Peripheral arteriopaties
Microangiopaties
Rheumatology
Psoriasis
Ulcers associated with microangiopaties
Erectyl dysfunction associated with microangiopaties

KONTENDIKASYONLARI

Kidney and respiratory insufficiencies
Acute infract of the myocardium
Arterial hypertension
Tromboflebitis
Epilepsy
Pregnancy
Located infections

24 com

Son Yazılan Estetik Haberleri

En Çok Okunan Haberler

En Çok Yorum Yapılan Konular

Son Yorum Yapılanlar:

  • irem: merhaba ben 27 yaşında bir çocuk annesiyim doğumda bi hayli kilo aldım ve daha sonra verdim...
  • Zeynep: Mrb benim de sol gözümde bebeklikden beri göz tembelliği ve buna bağlı şaşılık var.....
  • gülcan: minimum 2.500den başlar 1.500 liraya garanti veriyoruz denilen yerlere güvenmeyin.bu iş...
  • volkan: kanki ayni problem bendede var bende 26 yasindayim hem dislerim bozuk hem de alt cenem...
  • Berde: Arkadaşlar merhaba, ben gruba yeni katıldım ve şimdi kendime kızıyorum daha önce neden...