HaberEstetik Menü

Turistik tesislerde son yıllarda özellikle yabancı turistlerin rağbet ettiği “Her şey dahil” uygulaması sağlık sektörüne de sıçradı. Özel hastaneler sağlık turizmine yönelik olarak özellikle sigorta ve tur şirketleriyle anlaşmalar yapıp paket programlar hazırlıyor. Bu programlarda hastanın ameliyat ve tedavisinin yanı sıra otelde kaç gün kalacağı, havaalanı transferi, Boğaz gezisi gibi sosyal aktiviteler organize ediliyor.
Birkaç yıl öncesine kadar yurtdışından hasta alan hastanelerin sayısı ikiyi-üçü geçmezken bugün bu sayı gün geçtikçe artıyor. Avustralya ve ABD’den dahi hasta geliyor.
Özel hastanelerin teknolojik donanımının ve uygulanan tedavilerin Batı standartlarında olması, hekim deneyimlerinin dünyayla paralel gitmesi, bununla beraber maliyetlerin üçte bir hatta dörtte bir daha az olması yabancı hastaların Türk hastanelerini seçme nedenlerinden birkaçı. Hasta tedavi dönemini bir de turizm sezonuna denk getiriyorsa, tatilini de aradan çıkarmış oluyor. İstatistikler de yurtdışından gelen yabancı hastaların turizm sezonunun devam ettiği mayıs-ekim ayları arasında arttığını gösteriyor.

Fiyatlar 3 ila 10 kat daha ucuz
Her şey dahil sisteminde bir göz ameliyatının bedeli yaklaşık 1500 doları bulurken, estetik ameliyatlarda fiyat 1500-3 bin dolar arasında değişiyor. Avrupa’da 4-5 bin doları bulan tüp bebek tedavileri Türkiye’de ortalama 2 bin dolara mal oluyor. Açık kalp ameliyatı fiyatları arasında ise adeta uçurum var. Yurtdışında 30-40 bin euro’yu bulan by pass’ın bizde “5 yıldızlı” tabir edilen özel hastanelerdeki ücreti 3 bin 500-4 bin euro civarında.

“Hedef AB ülkeleri olmalı”
Özel Hastaneler Derneği Genel Sekreteri ve International Hospital Genel Müdürü Dr. Yaşar Yıldırım, yurtdışından hasta alan özel hastanelerin öncelikli hedefinin AB ülkeleri olması gerektiğini söylüyor: “İyi hizmet alan hastalar, Türkiye’nin en iyi tanıtımını yapar. O nedenle hasta başına düşen doktor ve hemşire sayısı AB standartlarında olmalı. Hekimlerin yabancı dil bilmesi, hasta taburcu olduktan sonra epikriz raporunun İngilizce, Almanca ve Fransızca verilmesi gerekir.” n

“Sağlık turizmini haber yapmak için geldiler, ameliyat oldular”
Almanya’dan Türkiye’ye gelerek göz ameliyatı geçiren hastaları haber yapmak için İstanbul Cerrahi Hastanesi’ne başvuran Zuddedeutche muhabiri Johanna Adorjan (31) ile kadın dergisi Glamour’dan Rebecca Casati (30) kendi sorunlarını da çözdüler.
Dr. Sinan Göker tarafından miyop ve astigmatları tedavi edilen iki gazeteci, ülkelerine döndüklerinde kendi deneyimlerini aktaracaklarını söylüyorlar.

Hastaneler ve hastaları

Geçen yıl 3 bin 500 yabancı hasta geldi
Alman Hastanesi

Almanya, Hollanda, Belçika, Fransa, Avusturya, İngiltere ve Rusya hasta aldıkları ülkelerden. Bu ülkelerden gelenler açık kalp, göz ve estetik ameliyatları için başvuruyor. Ülkeleriyle aynı teknolojiyi buldukları Türkiye’yi daha ucuz olması nedeniyle tercih ediyorlar. Almanya’da 30-40 bin euro’ya patlayan açık kalp ameliyatı burada 3 bin 500-4 bin euro’ya yapılıyor. Lazerle göz ameliyatını yaptırıp aynı gün Bodrum’a gidenler dahi var.

Ayda 400 yabancı hasta
Dünya Göz Hastanesi

Fiyatı 999 dolardan başlayan paket program, otel-havaalanı-hastane arasındaki transferler, muayene, ilaç, ameliyat, 3 yıldızlı otelde bir hafta konaklama ve Boğaz turunu içeriyor. 1300-1500 dolara kadar çıkıyor. Yurtdışında 5 bin dolar olan lasik ameliyatı hastanede 500 dolar. Ayda 3 bin kişi ameliyat oluyor bunların 400′ü yabancı.

Arnavutluk başbakanına safra kesesi ameliyatı yapıldı
International Hospital

Uluslararası sigorta şirketleriyle anlaşması olan hastanenin devlet başkanlarından üst düzey Avrupalı yöneticilere kadar geniş bir yabancı hasta portföyü bulunuyor. Arnavutluk başbakanı, Başbakan Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın nikah şahidi olarak geldiği İstanbul’da safra kesesi ameliyatını da bu hastanede yaptırmıştı. Geçtiğimiz 15 ayda, 1092 yabancı hastanın tedavi edildiği hastanede bunlardan 136′sına yataklı tedavi hizmeti verildi.

“İndirim yapan oteller artmalı”
ONEP Cerrahi Kliniği

Azerbaycan, Avustralya, İsveç, İsviçre, Avusturya, Almanya’dan hasta kabul ettiklerini belirten Prof. Dr. Onur Erol ağırlıklı olarak burun, yağ aldırma, yüze doku kokteyli ve meme büyütme ameliyatları yaptıklarını söylüyor. Erol sağlık turizmi için gelenlere otellerin indirim yapması gerektiğini vurguluyor: “Yabancılara verdiğimiz hizmet otelde bir gece konaklama ve Eczacıbaşı evde bakım hizmetlerinin 12 saat hemşire refakatini içeriyor. Burun ameliyatı 2 bin, yüz germe 5 bin, doku enjeksiyonu 1450, meme büyütme 2 bin 760 dolara geliyor.”

“Dört saat konaklayanlar dahi ameliyata koşuyor”
İstanbul Cerrahi Hastanesi

Göz ameliyatlarıyla öne çıkan hastaneye Almanya ve Hollanda’dan gruplar halinde hasta geliyor. Avustralya ve Portekiz’den gelenler de var. Lazer tedavileri ve katarakt ameliyatı yabancıların en sık yaptırdığı iki tedavi. Ayda en az 25 hasta alıyorlar. Paket fiyatlar 1300-1500 euro arasında değişiyor. Yurtdışında sadece ameliyat ücreti 3-4 bin euro iken her şey dahil sistemli tedavi, otelde 3 gece konaklama, hastanedeki harcamaları, ilaç, muayene ücreti ve havaalanı transferini içeriyor.

Balkan ülkeleri ve Türki cumhuriyetlerden geliyorlar
Hattat Hastanesi

Balkan ülkeleri ve Türki cumhuriyetlerden hasta alıyor. Almanya ve Hollanda’da yaşayan Türkler de yurtdışından gelen hasta gruplarından. Hastane yetkilileri Türkiye’deki bazı teknoloji ve tekniklerin Balkanlar’da ve Türki cumhuriyetlerde henüz mevcut olmadığını, bu nedenle en çok hastanın buralardan geldiğini belirtiyor.

İngiliz hastalar kalça protezi için Türkiye’yi tercih ediyorlar
Amerikan Hastanesi

En çok ortopedi ve genel cerrahi hastası başvuruyor. İngiliz hastalar kalça protezleri için geliyor. Amerika, İngiltere, Hollanda, Balkan ülkeleri ve Türki cumhuriyetlerden ayda ortalama 35 hastaya yatılı, haftada ise ortalama 30 hastaya ayakta tanı ve tedavi hizmeti veriliyor. Hastane yetkilileri uluslararası ISO 9001 belgesine ve uluslararası akreditasyon belgesi olan JCI’ya sahip olmaları nedeniyle yabancı hastaların hastanelerini tercih ettiğini belirtiyor.

Hollandalı bir sigorta şirketiyle anlaşmalı çalışıyorlar
Memorial Hastanesi

Hollandalı bir sigorta şirketiyle yapılan anlaşma gereği yurtdışından yılda ortalama bin kişi hastaneye başvuruyor. Genellikle estetik ve plastik cerrahi, kalp cerrahisi, kardiyoloji, genel cerrahi ve tüp bebek branşları talep alıyor. Estetik ameliyatlarda burun ve liposuction tercih ediliyor. Türki cumhuriyetler, Rusya, Hollanda, Almanya, Suudi Arabistan’dan gelenler çoğunlukta.

Milliyet

one

Yeni Şafak yazarı ve İlahiyat Profesörü Hayrettin Karaman’ın gazetesinde başlattığı, estetik ameliyatın dini açıdan bir sakıncası olmadığı yolundaki tartışma, değişik tepkiler çekti.
Karaman’ın, “Psikolojik anlamda kişinin doğuştan ya da sonradan oluşan kusurları görerek kendini kötü hissetmesi sonucunda estetik ameliyat yaptırması caizdir” sözlerini, ilahiyatçılar ve estetik cerrahlar değişik yorumladı. İlahiyatçılar, abartılı, şöhret ve para kazanmak için yapılan estetiğin doğru olmadığını belirtirken, ihtiyaç durumu içinse ‘Uygundur’ denildi. Estetik cerrahlar ise, bu operasyonların insan psikolojisine olumlu etkilerini dile getirdi. Özetle tarafların görüşleri şöyle:

İLAHİYATÇILAR NE DEDİ?

Prof. Dr. Hamdi Döndüren: Yaradılış şeklini tamamen değiştirmemek kaydıyla doğuştan veya sonradan oluşan, kişiyi rahatsız eden eksiklik durumunda estetik ameliyat caiz olur. Ancak başka bir kişilik haline gelmek için yapılan estetik onaylanmaz. Sınırlı ve ölçülü estetik caizdir.
Prof. Dr. Suat Cebeci: Bir kusuru gidermek, psikolojiyi, insan arasındaki konumu düzeltmek, tedavi maksadıyla değiştirmek caizdir. Para, şöhret, itibar için yapılması doğru değil.
Prof. Dr. M. Saim Yeprem: Estetik ameliyat kişinin bedensel ve ruhsal sağlığı açısından gerekli görülürse mahzuru yok. Kişinin sağlığına uzun vadede zarar verecekse mahzurlu. İhtiyaç varsa caiz.
Prof. Dr. Beyza Bilgin: Peygamberimiz, sırf güzellik için kendini değiştirmeye pek itibar etmemiş. ‘Allah en güzel şeklinde yarattı’ denir. Sonradan olanları düzeltmek, aslına uygun hale getirmek görev bile olur.

ESTETİK CERRAHLAR NE DEDİ?

Prof. Dr. Onur Erol: Bazı bölgelerindeki eksiklik nedeniyle depresyona girmiş hastalar tanıyorum. ‘Rahatsızlığı, anatomik bozukluğundan. Düzeltilirse düzelir’ diye psikiyatriden gelen hastalar olmuştur. Kişi görüntüsü nedeniyle komplekse girmişse bu, işine ve başarısına, evliyse evliliğindeki tutumuna etki ediyor. Kişi koskoca burnuyla mutluysa dokunulmamalı ama kepçe kulaklı bir çocuk, 5 yaşında ameliyat edilmelidir; çünkü arkadaşlarının söylediği sözlerin yarattığı yıpranma müthiştir.
Doç. Dr. Cemal Şenyuva: Estetik cerrahinin psikolojik faydaları kesin. Özgüveni artırıyor, kişinin kendiyle barışık olmasını sağlıyor. Mevcut asimetriyi, sakatlığı gidermesi açısından önemli. Patalojik sınırlarda olan çok büyük göğüs, burun, çeneyi düzeltmek kozmetik işlemler değil; bunlar koleksiyon yani düzeltici ameliyatlardır.

SANATÇI VE MANKENLER NE DEDİ?

MAGAZİN SERVİSİ
Berna Laçin: Bir kadının göğüsleri beline kadar sarkmış, eşiyle mutlu değilse, çok büyük burnuyla kötü hissediyorsa neden estetik yaptırmasın? Ama Allah’ın yarattığı görünümümüzü Nicole Kidman’a benzetmeye çalışmak çok yanlış.
Siren Ertan: Bir kadın daha güzel, iyi ve güvende hissettiğinde mutlu olur. Böyle mutlu olacağına inanıyorsa yaptırır, bu kişisel kararıdır. Neticede dini değerleri günümüzün çağdaş şartlarına göre düzenlemiş durumdayız.
Ece Gürsel: Mankenlik ve fotomodellik yaptığımız için görselliğimize önem veriyoruz ve estetik gerekiyor. Bunun hâlâ tartışılması tuhaf.
Hande Ataizi: Estetik, insana daha mutlu ve güvenli hissettirecekse yapılabilir. Ben yaptırdığım estetiklerin bana yakıştığını düşünüyorum. Görsel bir iş yapıyorum. Caiz mi değil mi bilmem ama daha keyifli bir yaşam getirecekse bence bir sakıncası yok.

Milliyet

one

Atilla ve Osman Oymak. Onlar baba-oğul, Türkiye’nin en tanınmış, en iyi estetik cerrahlarından. Baba daha çok burun, oğul daha çok göğüs ameliyatı konusunda ünlü. Baba ameliyat sırasında “alaturka”, oğul klasik müzik dinliyor.
İkisinin de en önemli özelliği gelen hastaların birçoğunu kabul etmemeleri, “Olmaz, bu burun sana yakışmaz, yapmayız” demeleri. Oğlan daha da “huysuz”. Botoks zaten yapmıyor. Dudak şişirmiyor, kaş kaldırmıyor. Osman Oymak’tan hastaların çok şikayet ettiğini söylüyor baba da: “‘Oğlunuz ne biçim bir adam? Ben ameliyat olmak istiyorum, o beni kovuyor’ diyorlar. Biz niye onu kovalım! Burada para kazanmak için oturmuyor muyuz? Bu parayı almıyorsak ya enayiyim ya da bir sebebi var. Kafanı çalıştır da nedenini bul.”
Osman Oymak noktayı koyuyor: “Liposuction yaptıracak, sonra filler gibi yiyecek, ‘Olmadı’ diyecek. Hasta hakları olduğu gibi doktor hakları da olması lazım. O hastanın benim yaptığım şeyi bozmaya hakkı yok.”

Artık şöyle bir şey var: Bu yılın güzellik modası. “Dudaklar kalın moda”, yaptıralım; “ay bu yıl ince”, inceltelim. Kaşı kaldıralım, indirelim… Yani saç, kıyafet modası gibi bir şey oldu. Sezon başında estetik yaptırmak gerekiyor gibi hissediyor olmasınlar.
Atilla Oymak: Katiyyen moda diye isteyenlere ameliyat yapmayız. Bizim güzellik anlayışımızda bu yok. Bunları yapan doktorlar da var ama biz o doktor grubundan değiliz. Biz zaten anlatırız: “Bu yaptığımız sende güzel olmayacak, daha önemlisi doğal olmayacak.” Suni olacak bir şeyse, kesseler, beş misli para verseler de yapmam.

“Gençlik bir parıltıdır, estetikle olmaz”

Ama herkesin burnu aynı olmaya başladı.
Osman Oymak: Söylediğin gibi birçok hasta trendden dolayı elinde bir resimle geliyor buraya. Hastanın empoze ettiği şeyi sen kabul ediyorsan, kendin ona bir şey empoze edemiyorsan -ki bir sürü doktor hasta kaçmasın diye bunu yapıyor- o zaman hep aynı burnu yaparsın. Moda burun neyse o olur. Moda geçince o doktorun da modası geçer. Doktor hastaya “Bunu istiyorsun ama bu olmaz” diyecek.
Atilla O.: Senin yüzüne gidecek burnu ben seçerim.

Atilla bey siz “Türk ırkının burnu güzel değildir” demişsiniz.
Atilla O.: Bizim ırkımızın burnu da güzel değildir…
Osman O.: “Kıçı da yere yakındır” de de dövsünler seni.
Atilla O.: Ama öyle. Benim bütün kadınlara söylediğim şey “Senin üstün Ayşe hanım, altın Fatma hanım”dır. Katiyyen uyum yoktur vücutta. Benim kadınımın poposu geniştir, yere yakındır. Bizim ırkımız güzel ırk değildir.
Osman O.: Peru’ya gitsin kızlar iyi hissetmek için. Onlar bizden çirkin. Meksika’ya, Bolivya’ya gidebilirsiniz.

Şöyle şeyler var: Onur Erol memesi, Oymak burnu.
Atilla O.: İşte, eğer Oymak burnu diyorlarsa başarısız oldum demektir. Önemli olan o burnu yaptığımın fark edilmemesidir. Mesela bir hastama “Güzelleştin sen, kilo mu verdin?” demişler. “Arkadaşlarım anlamadı” diyor. Ben de “İftihar et” dedim.
Osman O.: Bazısı da “O kadar para verdim, ıstırap çektim, kimse anlamadı” diye üzülüyor. Çıldırıyorum.

“Şişirilmiş dudak hemoroitli popo gibi”

Dudaklarını şişirtenler travestiye benzemiyorlar mı?
Atilla O.: Dudaklar için envai çeşit teknik var. Suni maddeler konarak yapılabilir. Biz bunlardan yağ konarak yapılanı tercih ediyoruz. Çok çok ince bir dudağı biraz daha normal hale getirmeye çalışırız. Dudağı alıp şişirmeyiz. Benim tabirimle o -ayıptır söylemesi- hemoroitli popolara dönüyor. Köfte gibi bir dudak.
Osman O.: Ben hiç dudak yapmıyorum. Bütün dudakları geri çeviriyorum çünkü ben yapılmış ve güzel olmuş dudak görmedim daha. Dudak gibi yapmadığım şey kaş kaldırmak. Bütün kadınlar hayretler içinde dolaşıyor.

O şişmiş dudaklar aynı şekilde hissedebiliyor mu?
Atilla O.: Yağ koyduklarımda his kaybolması olmaz. Yabancı madde koyanlarınkinde ne oluyor, bilmiyorum.
Osman O.: Bizim branşa atlamaya çalışanlar var. Genel cerrah, dermatolog, şimdi bir de estetikçiler çıktı. Medikal estetikçi falan. Bir kere bir hastayı alıp bir şey yapıyorsan, o yediğin boku tamir edebilecek kapasitede olman lazım.

Ama hepsi basitleştirildi. Sanki ben evden çıkmadan alnıma iğneyi saplayıp botoks yapabilirmişim gibi…
Atilla O.: Sen soruyu şöyle sor: Hiç botoks yaptınız mı?

Yaptınız mı?
Atilla O.: Ben yapmayı bilmiyorum bile.
Osman O.: Ben biliyorum ama yapmıyorum. Botoks dediğiniz şey şöyle bir şey: Sinirin iletisini iptal eden bir ilaç.
Atilla O.: Felç yani.
Osman O.: Beyni minimal çalışan bir insan bile böyle bir ilacın yanlış bir yere giderse başına bela açacağını anlar. Bunu kendine yapanı, bilmeyene yaptıranı da ben ne yapayım zaten. Çünkü mongol demektir.

“Kızın burnu yamuk yumuk ama o göğüslerine takmış”

Hep kadınlardan bahsettik ama erkekler de artık size çok geliyor. Burnunu yaptıranlar, penisini büyütmek isteyenler…
Osman O.: Onlarınki düşüyor sonra.

Nasıl yani?
Osman O.: Kazayla bir problem olursa Midyat-pirinç durumu olur. Bilmem kaç yaşına geldiğinde iki genç kızı etkileyeceğim diye oraya yağlar koyduranlar, mikrop kapanlar, abuk sabuk işler. Sakatlığın sonu yok.
Atilla O.: Bak buradan bir yere geleceğiz. Bana sorarlar, “Siz kimleri ameliyat ediyorsunuz?” derler. Ben de “Kimin takıntısı varsa onu” diye cevap veririm. Takıntı başka bir şey. Mesela kaç kere şöyle şeyler oldu. Bir kız geldi. Karşıma oturdu. Berbat da bir burnu var. “Aman kızım, hiç korkma, tamam bu burnu düzeltiriz” dedim. Kız “Ne burnu? Ben göğüslerim için geldim” dedi. Yani o burnunu hiç kafaya takmamış, göğüslerini takmış. Takmadığı sürece onu ameliyat etmenin manası yok.

“Gelenlerin yanlarında bilmiş bir kadın da oluyor”

Artık bu işten zevk almaya başlayan, “Neremi yaptırsam acaba?” diyen var mı?
Osman O.: Öyle çok var. 10 taneden sekizi “Bende ne görüyorsunuz? Bana ne yapılabilir?” diyor. “Ben profesyonelim. O kadar şey görüyorum ki hüngür hüngür çıkarsınız buradan, o yüzden sizin derdiniz neyse onunla başlayın” diyorum. Bunların da hepsine hayır deyip yolluyoruz. Dört tanesi de gidiyor, başka bir yerde ameliyat oluyor. Sonra geri geliyor. “Ben kandım, düzeltin” diyor. Ben “İz kalır” diyorum. Öteki “İz kalmaz” diyor. İz kalmaz diyene inanıyor. Bize de “Bilmemne ipliği çıkmış, iz kalmıyormuş” diye açıklama yapıyor.

Tabii artık neredeyse yenilikleri sizden iyi bilir hale geldik.
Osman O.: Evet. Hastaların yanında genelde bilmiş kadınlar olur. Onlar da konsültasyona gelirler. “Amerika’daki şu tekniği siz biliyor musunuz?” diye bir de beni imtihan eder. İnternetteki şeylere bakıyorlar. Hepsi palavra.

Ama öbürlerine inanmak istiyor, güzelleşmek istiyor.
Osman O.: Ama bu çocukça bir şey. Burada ciddi bir iş yapıyoruz. Esnaflık yapmıyoruz, doktorluk yapıyoruz. Ticaret yapıyor olmama rağmen “Hayır” diyorsam bir nedeni var. Daha ne yapayım yani, döveyim mi kadını?

Sizin üzerinize yürüyen de olmuştur…
Osman O.: Dansöz bir kadın geldi. “Şu kalkacak, şu şöyle olacak, önümüzdeki hafta içinde…” Ben de “Benim de hasta seçme hakkım var. Ben sizi ameliyat etmek istemiyorum” dedim. Ayağa kalktı, üzerime yürüdü, “Sen kim oluyorsun da beni ameliyat etmiyorsun” dedi, ben kaçtım. Çünkü en şahane dayak kadınlardan yenir.

“Göğsüme silikon taktıracağım, kocam anlar mı?”

Kocalarıyla, sevgilileriyle gelenler çok oluyor mu?
Osman O.: Sponsoruyla gelen bile var.

O ne demek?
Osman O.: Bir kız geliyor, yanında yaşça çok büyük bir adam. Parayı o ödeyecek.

Adam da geliyor ki parayı kime, neye ödeyeceğini görsün…
Atilla O.: Tabii. Adam Anadolu’nun bir yerinde çok para kazanmış bir adam. Aynı kızlar bazen o adamları da ikna ediyor estetik ameliyat olmaya. Adam kızla olmak için şeyini kestirmek dışında her şeye razı.

Ben sevgiliyi onun da yaşayabileceği tereddütler için sordum.
Osman O.: Abukluk istiyorsan, göğsüne silikon yaptırmayı düşünüp “Kocam anlar mı?” diyen kadın var. “Anlamazsa boşa herifi zaten.”
Atilla O.: Ama önceden yaptırıp da sonra evlenince kocasına söylemeyen, adamların bilmediği silikon memeler dolu ortalık. Onları da “Aman o zaman kocanın yanında göğüs röntgeni çektirme, çıkar” diye uyarıyorum.

Milliyet

6 com

Türkiye’de ve dünyada plastik cerrahiyle ilgili konularda literatüre geçen yenilikleriyle tanınan Prof. Dr. Onur Erol, Plastik Cerrahi Özürlü Hastalara Yardım ve Plastik Cerrahiyi Geliştirme Vakfı kurdu.
Erol’un Onep adını taşıyan kliniğinin bünyesinde kurulan vakıf, doğuştan dudak ve damak yarığı olan hastalara ücretsiz ameliyatı amaçlıyor. Onur Erol, meslek hayatı boyunca bu tarz rahatsızlığı olan hastalara çok sık rastladığını söylüyor: “Hem hastanın hem de ailenin maddi ve manevi anlamda ne tür sıkıntılar çektiklerini çok iyi biliyorum. Vakfımızla bu sıkıntıları azaltmayı hedefledik” Türkiye’de yapılan araştırmalarda doğuştan damak ve dudak yarığının her bin doğumdan birinde rastlandığı tespit edilmiş. Uzakdoğu’da bu oran her 600 doğumda bire çıkıyor. Erol, bu tür durumlarda ihtiyaç duyulan alanlarda hizmet veren uzmanlarla birlikte bir kurul oluşturmuş. İş günleri dışında kalan bir gün ücretsiz olarak hastalar muayene ediliyor ve ne tür bir operasyona gerek duyulduğuna karar veriliyor. Prof. Dr. Onur Erol, cerrahlık kariyeri boyunca hep bir vakıf kurarak maddi durumu yetersiz olan hastalara yardım etmek istediğini söylüyor. Ancak bazı engellerden dolayı proje hep ertelenmiş ve bugüne kalmış.
Erol bu vakıf kurulmadan önce de bu tarz problemi olan çocukları, hayırseverlerin maddi yardımlarıyla ücretsiz olarak ameliyat ettiklerini belirtiyor. Ancak böyle bir vakfın, varlığının, bu hastaların durumunu çok daha kolaylaştıracağı kesin. Böylelikle dudak ve damakları özürlü doğan pek çok çocuğa estetik ameliyat yapılabilecek. Erol, maddi açıdan durumları iyi olmayan hastalardan zaten para almadıklarını ancak hastanın ailesinin hastane masraflarını dahi karşılayamadığı durumlar olduğunu da anlatıyor.
Onur Erol’un Levent’te bulunan kliniği Onep bünyesinde kurulan bu vakıf sayesinde 3 aylıktan 20 yaşına kadar hastalar yardımseverler sayesinde normal bir görünüme kavuşabilecekler. Prof. Dr. Onur Erol, bu tarz hastaların 18 yaşlarına kadar takip edilmesi gerektiğini ve en az birkaç ayrı operasyonla normal bir görünüme kavuşabildiklerini hatırlatıyor. Erol, yalnızca damak ve dudak yarığı sorunu olan hastaları değil, doğuştan özrü olan her türlü çocuğun bu vakıf sayesinde ameliyat edilebileceğini de ekliyor. Kendi bünyelerinde yaklaşık 10 plastik cerrah bulunduğunu ve gelebilecek her talebi kolaylıkla karşılayabileceklerini vurguluyor. Tel(0212) 283 92 70
Sabah

4 com

Doktorlar bu ameliyatları yasal bulmuyor ama akıllarda hala birçok soru var.
Ülkemizde cnbc-e’de gösterilen Nip Tuck adlı dizi, Miami’de klinikleri olan iki ünlü estetik cerrahın öyküsünü konu alıyor. Dizinin bir bölümünde ise ‘suçluya estetik’ konusu çarpıcı bir ‘senaryo’yla işleniyor. Hikaye kısaca şöyle; Meksikalı bir adam, doktorlara yüzünü tamamen değiştirmek istediğini söylüyor. Doktor şüpheleniyor ve nedenini soruyor. Patronun kızıyla beraber olduğunu söylüyor ki bu onun için hayati bir tehlike! Doktor başlangıçta kabul etmese de önüne konan 300 bin dolarla hemen yarın ameliyat edebileceğini söylüyor, Meksikalı adamı… Sonradan öğreniliyor ki Meksikalı, patronun kızıyla beraber olmuş ama kız henüz 10 yaşında! Doktorun başına bin türlü bela açılıyor, hayatı zehir oluyor.

BOMBACIYA RÖTUŞ
İki hafta önce gazetelerin manşetlerini süsleyen bir haber de, estetik operasyonların güzellik ve mükemmellik peşinde koşmayanlar tarafından da tercih edildiğini bir kez daha hatırlattı… Antalya’da bir evde bomba hazırlarken çıkan yangından sonra evi terk eden ve Diyarbakır’- da yakalanan El Kaide’nin üst düzey sorumlularından Luai Sakra ve örgütün kuryeliğini yaptığı öne sürülen Hamed Obysi’nin evde unuttukları fotoğraflar, yüzlerini sürekli değiştirdiklerinin bir ‘belge’siydi. Sakra, polisteki ifadesinde “Yakalandığımda yüzüme estetik yaptırmak üzere İstanbul’a gidiyordum” dedi. Ancak Sakra’ın evde bulunan fotoğraflarından daha önce de tanınmamak için yüzünü değiştirdiği anlaşılıyordu. Peki Sakra’yı ameliyat eden estetik cerrah ya da cerrahlar kim?

İTİRAFÇILAR GELİYOR
Hande Yener’den Özcan Deniz’e pek çok ünlünün doktoru olan Doç. Dr. Nazım Çerkeş, yüzünü değiştirmek isteyen bir kişinin mahkeme raporu yoksa ameliyatın yasal olmadığını söylüyor. Estetik Cerrah Dr. Nazım Durak ise hastane veya kliniklerin yasa gereği ameliyat olan hastalarını düzenli olarak emniyet güçlerine rapor etmeleri gerektiğini söylüyor. Ancak Emniyet Genel Müdürlüğü’nün böyle bir genelgesi yok. Durak’ın kliniği gibi pek çok ünlü estetik cerrahi merkezi İstanbul Levent’te bulunuyor. Levent Karakolu polis memurları da böyle bir genelgeden haberdar değil. Manken Deniz Akkaya’dan tutun da şarkıcı Ajda Pekkan’a kadar pek çok ünlünün estetik için başvurduğu Prof. Dr. Onur Erol ise aklı başında bir plastik cerrahın herhangi bir suçluya estetik yapmayacağını anlatıyor. Ancak Onur Erol’un kurduğu Onep Estetik Kliniği Halkla İlişkiler Müdürü Mürüvvet Var, yüz değiştirme ameliyatı yapılıp yapılmadığına dair her üç ayda bir bağlı bulundukları karakoldan bilgi istendiğini belirtiyor. Operatör Dr. Tunç Tiryaki ise bir kişinin ne amaçla kendilerine geldiğini kolaylık anlayabileceğini belirtiyor. Ancak emniyet yetkililerinin ameliyat edilen hastaların listesini isteyemeyeceğini belirtiyor; “Hasta hakları diye bir şey var. Hastanın bilgilerinin gizliliği söz konusu.” Almanya’da bir estetik cerrahi kliniği bulunan Dr. Ziya Saylan, yeni bir hayata başlamak isteyen pek çok kişinin yüz değiştirme ameliyatı talebiyle kliniğine geldiğini gizlemiyor. Ancak, yıllar önce bir mafya babasını ameliyat ettiğini ve polisle başının derde girdiğini de itiraf ediyor. Estetik cerrahlara sorduk; “Biri yüzünü değiştirmek istediğini söylese, bu operasyonu yapar mısınız, yoksa ondan şüphelenir geri çevirir misiniz?” İşte ünlü cerrahların dikkat çekici yanıtları…

BİNBİR SURAT
Diyarbakır’da yakalanan El Kaide üst düzey yetkilisi Luai Sakra’nın evinde ele geçen fotoğraflardan sürekli yüzünü ve imajını değiştirdiği anlaşılıyor. Binbir surat Sakra, yakalandığında “İstanbul’a estetik ameliyat olmaya gidiyordum” demişti.

Aynur ERDEM – Sabah

9 com

Makale Erdal İpek tarafından yazılmış Hürriyet gazetesi köşe yazısıdır.

HER gün estetik ameliyatlarla ilgili haber bombardımanına maruz kalan yüz binlerce insanımız, bilgisizlikten kaynaklanan yanlış anlatımlar ve uygulamalar sonucu kötü duruma düşüyor.

Ya “bu işin erbabıdır” diye lanse edilen doktoru tanımıyor, ya da “uygundur” diye tavsiye edilen operasyonun yaşamına neler getireceğini bilmiyor. İşte buradan yola çıkarak ünlü estetikçileri ve onlarla geçen ilginç anılarımı yazmaya karar verdim. Öncelikle, gerek görsel, gerekse yazılı basından tanıdığımız bir çok ünlü estetikçinin Ankara kökenli olduğunu vurgulamak istiyorum. Kimler mi bu isimler? İlk üçü oluşturanları açıklayarak anlatmaya başlayayım.
Estetikçi Robin Hood

Estetik cerrahi denince akla ilk gelen isimlerden biri Prof.Dr. Namık Kemal Baran’dır. Asker kökenli olan Baran, yıllarca GATA’da görev yaptıktan sonra Gazi Üniversitesi’nin kuruluşunda bulundu ve ilk rektörlüğünü üstlendi. Kendi dalının duayenlerinden sayılan Namık Bey’in marifetli elleri tatlı diliyle bütünleşirken, ünlü isimlerin vazgeçilmez kurtarıcılarından birisi olup çıktı. Ajda Pekkan’dan Hande Ataizi’ne, Pınar Eliçe’den Emel Sayın’a kadar bir çok ünlü isim onun ameliyat masasına konuk oldu. İlerleyen yaşına rağmen başarı grafiğini sürdürmesinden olacak, ünlü akını halen sürüyor.

Basında fazla görünmeyi sevmeyen Baran’ın en önemli özelliklerinden birisi de, zenginden alıp fakire veren Robin Hood kişiliğidir. Sosyetiğinden sanatçısına kadar bir çok kişiden binler, hatta milyonlar kazanan Namık Bey, bu birikimlerini yardıma muhtaç hastalara harcamaktan çekinmeyen bir yapıya sahiptir. Amerikalı meslektaşlarıyla beraber bu güne kadar 4 bine yakın insanı cebinden para harcayarak sağlığına kavuşturması onun pek bilinen yönleri arasında değildir. Son olarak Güney Doğu’da, mayına basma sonucunda bir uzvun kaybetmiş vatandaşlara el atması ve onlarca kişiyi sağlığına kavuşturması verebileceğim en güzel örneklerden biridir…

Farkına varmadan Ajda Pekkan’ın refakatçisi oldum

Ajda Pekkan’a pek çok kez ameliyat yapan Namık Bey, ona sadece ameliyathanesini değil evinin de kapılarını açıyordu. Ajda, her ameliyat öncesi Namık Baran’ın Çankaya Semti’ndeki evinde kalıyor ve özellikle basının duymaması için, sahte isimle hastanede ameliyatını olup, nekahet dönemini de doktorunun evinde tamamlıyordu. Yaklaşık 9 yıl önceydi. Ajda Pekkan yine sessizce Namık Baran’ın evine gelmiş ve ünlü doktorun eşi ile birlikte ameliyat gününe hazırlanmaya başlamıştı. Operasyon, Baran’ın o sıralar rektörlüğünü üstlendiği Gazi Üniversitesi’nde olacaktı. Bu duyumu alan bizim acar muhabirler, hastane içinde kamp kurarken, Namık Baran ser veriyor sır vermiyordu. Sonuçta da Ajda, başka bir isimle ameliyat olup, tekrar doktorunun evine yerleşirken de, kimsenin haberi olmuyordu.

İşte, ilk tanışma ve görüşmemiz bu olay üzerine oldu. Karşımda aksi ve asık suratlı bir insan beklerken, tam tersi karakterde, beni muayenehanesine kabul eden Namık Baran’ı tanıdım. Kısa bir sohbetten sonra da, beni sevmiş olacak ki, “Bak, eğer Ajda Hanım evet derse seninle görüştürürüm. Ben de operasyon hakkında bilgi veririm” diyerek telefona sarıldı. 30 yıla dayanan dostluğumuzdan olacak, Ajda benim ismimi duyunca “evet” dedi. Ve tüm basını atlatan kapsamlı röportajımız gerçekleşti.

Fakat, daha sonraki yıllar, bu tanışma ve haber, başıma çok işler açtı. Zira, her ameliyat öncesi beni İstanbul’dan arayan Ajda, kendisini hastaneye benim götürüp götüremeyeceğimi sormaya başladı. Tabii doğaldır ki, yanındaki refakatçi hep ben olmaya başladım. Tıpkı, son olarak Çankaya Hastanesi’nde geçirdiği göğüs estetiği ameliyatında olduğu gibi. Aslında Namık Baran ile gelişen samimiyetimi anlayan Ajda, kendi iradesi dışında bir haber çıkmasın diye bu yolu bulmuştu. Yüz yüzden utanır misali de, bu şekilde beni kontrol altına almasını bilmişti.

O’nu da İstanbul’a kaptırdık

BİR başka ünlü Ankaralı estetikçi ise Prof.Dr.Nazım Durak’tı. Onu da GATA’da görev yaptığı sırada tanımıştım. Bir yandan askerlere şifa dağıtırken, diğer yandan da ünlülere özel hastanelerde güzellik ameliyatları yapıyordu. Sosyete ve sanat dünyasında ismi yayıldıkça da kendisine olan talep artıyordu. Bir aralar, gece gündüz çalıştığını, hatta hafta sonları iki günlüğüne İstanbul’a gidip peş peşe ameliyatlar yaptığına tanık oluyordum. Sonuçta o da, para ve hasta bolluğunun cazibesine dayanamayıp, İstanbul’un yolunu tuttu.

Yüzüne kezzap atılan

Bergen’i yeniden yarattı

YİNE Ankara kökenli olan estetikçilerden biri de Prof.Dr.Onur Erol’du. Onu, yıllarca Ankara da görev yaptığı üniversite hastanesinden ve şöhretleri ağırladığı muayenehanesinden tanırımdım. Onur Bey’in ismi, ilk olarak 1980’li yılların ortalarında duyulmaya başlandı. Yılın tıp adamı dalında Sedat Simavi Vakfı’ndan kazandığı ödül ile ününü perçinledi.

Bir dönemler sesi ve fiziği ile herkesin beğenisi toplayan Bergen isimli bir sahne sanatçısı vardı. Ayrı yaşadığı kocasının bir kıskançlık sonucu yüzüne fırlattığı kezzapla tüm yüzü ve vücudu tahrip olmuştu. İzmir de gerçekleşen bu korkunç olaydan sonra Bergen, Ankara’ya getirilmiş ve ameliyatlarını, hiç bir ücret talep etmeden Onur Erol üstlenmişti. Talihsiz genç kadının hastaneye yattığı ilk günkü görünümü ve inlemeleri hala hafızamdan silinmemiştir. Tamamen yok olan bir yüz, kezzabın etkisiyle eriyerek ayak parmaklarına kadar, çatlamış toprak halini almış vücut ve hepsinden önemlisi o duyduğu müthiş acıyla dudaklarından dökülen inleme sesi…

İşte o andan itibaren Onur Erol’un inanılmaz gayretini ve ustalığını görmüştüm. Bir oya işler gibi, Bergen’in deforme olmuş her uzvuyla tek tek uğraşmıştı. Aylarca süren ameliyatlar zinciri ve tedavisi sonucunda da, genç kadının yeniden yaratılışına tanık olmuştum. Vücudunun sağlam kalmış yerlerinden aldığı parçaları tahrip olmuş bölgelerine aktardığını, kalçadan aldığı deri parçalarıyla yeni yüz yarattığını safha safha izlemiştim. Sonuçta da, tam olmasa da, Bergen’in eski güzelliğine kavuştuğunu görmüştüm. Gerçi aradan iki yıl geçtikten sonra yine eski kocasının kurşunlarına hedef olup, ölümüne de şahit olmuştuk, ama bir doktorun özverisinin ne derece büyük olduğunu Onur Erol sayesinde anlamıştım.

4 com

Sadece bayanlar değil artık erkeklerde bu yönteme başvuruyor. Geçen yıl ABD’de tam sekiz bin erkek göğsüne silikon taktırdı. 13-15 bin dolar ödeyip, iki saatlik bir ameliyata, altı haftalık iyileşme sürecine katlanmalarının tek nedeni, atletik görünüme kavuşmak. Amerikan erkekleri arasında kitlesel çılgınlığa dönüşen silikon taktırma modası, Türkiye’ye de ulaştı.
Erkek Göğüs
Amerikan Hastanesi Plastik Cerrahi ve Rekonstrüktif Bölümü’nden Dr. Çağrı Sade “Bazı erkekler ne kadar spor yaparsa yapsın göğüs kasları istedikleri hacme ulaşmayabilir. Bu durumda göğse yerleştirilecek bir protez kişinin daha sportif görünmesini sağlayacaktır. Göğüs protezi özellikle ABD’de daha kaslı bir görünüm için tercih ediliyor. Bize henüz bir başvuru olmadı. Ama silikonla ilgili sorular çoğalmaya, konuya ilgi artmaya başladı ” diyor.

Erkek vücudu için tasarlanan silikonlara pektoral implant ismi veriliyor. Bu implantlar, yakın zamana dek yalnızca doku kaybı gibi sağlık sorunu söz konusu olduğunda kullanılıyordu. Örneğin, göğüste kaza sonucu oluşan veya doğuştan gelen yapısal bozukluklar gideriliyordu. Ama son birkaç yılda durum değişti. İmplantlar, göğse kaslı bir görünüm vermek, hatlarını belirginleştirmek gibi yalnız estetik amaçlar için de kullanılmaya başladı. Şimdi her yıl, göğsünü küçük bulan, şeklini beğenmeyen, tişörtün altından bile belli olacak kadar kaslı göğüsler isteyen binlerce erkeğe uygulanıyor.

Colin Farrell, Brad Pitt, Ben Affleck gibi çekici göğüs kaslarına sahip ünlülerin resimlerini yanlarına alıp, estetik cerrahından onlarınki gibi bir göğüs yaratmasını istiyor Amerikalı erkekler. Bu süper vücutlu yıldızlara özenenlerin çoğu uzun süre spor yapmasına rağmen göğüs kaslarını bir türlü istediği ölçüye getiremeyenler, doğuştan sahip olduğu gösterişsiz, sönük göğüsleri yüzünden plajda güneşlenirken, spor yaparken herkesten saklanan erkekler.

KİŞİYE ÖZEL İMPLANT

Ameliyatta yerleştirilecek implant kişiye özel hazırlanıyor. Önce göğüs çapının ölçüsü alınıyor, bu ölçüye uygun bir implant üretiliyor. Ameliyat, koltuk altından yapılan küçük bir kesikten, göğüs ön duvarındaki kasın altına protez yerleştirilmesi işleminden oluşuyor. Genel anestezi altında yapılıyor. Hastalar ameliyat sonrasında dört saat hastanede kalıyor. Aynı gün eve gidebiliyorlar. Ameliyat sonrası ilk iki gün kolları hiç kaldırmamak gerekiyor. Bir ay içinde kaslar eskisi gibi kullanılabiliyor. Yaklaşık altı hafta sonra spor yapmaya başlanabiliyor.

Kadınlar için üretilenlerden farklı olarak, erkek implantları çoğunlukla katı silikon denen bir malzemeden yapılıyor. Yine kadınlardan farklı olarak, erkeklerde silikon göğüs kasının altına yerleştiriliyor. Silikonu taktıran kişi genellikle ikinci bir operasyona ömrü boyunca gerek duymuyor. Ameliyat öncesi hastalar, operasyonun kaslarda hasar, iki göğüs arasında simetri farkı, yara izi kalması gibi çeşitli riskler taşıdığı yönünde uyarılıyor.

ABD’de bu ciddi ameliyatı gerçekleştiren az sayıda cerrah bulunuyor. İlgi yoğun olduğundan, ilk muayene için bile aylarca beklemek gerekebiliyor. Yalnız göğüs implantlarıyla ilgili bilgi veren, implant taktıran veya taktırmak isteyen ABD’li erkeklerin görüş alışverişi yaptığı bir internet sitesinde, ameliyat olmak isteyenlere, haftada en az bir göğüs implant ameliyatı yapan bir estetik cerrahı tercih etmeleri tavsiye ediliyor.

http://preview.hurriyet.com.tr/preview/image.aspx?picid=2569544

Brad Pitt’in implantlarıyla ilgili her gün yeni dedikodular çıkıyor

Hollywood’un en kaslı aktörlerinden Sylvester Stallone ve Arnold Shwarzenegger’in yalnız göğüs değil, kol ve karın kaslarında da implantlar olduğu biliniyor. İki aktör de uzun bir süre önce implantlarını çıkarmış. Yalnız onlar değil, göğüs kasları çok beğenilen pekçok yakışıklı aktör bu görünümünü aslında pektoral implantlara borçlu. Colin Farrell, Brad Pitt, Josh Duhamel, Nick Lachey ve Usher gibi yıldızların implantlarıyla ilgili her gün yeni dedikodular çıkıyor. Çoğu göğsünde implant olduğu söylentilerini yalanlıyor.

Türk erkekleri henüz merak aşamasında

“Erkek” ve “göğüs silikonu” kelimelerini yanyana kullanmak bile, Türk erkekleri için çok yeni ve şaşırtıcı, şüphesiz. İstanbul Amerikan Hastanesi Plastik Cerrahi ve Rekonstrüktif Bölümü’nden Dr. Çağrı Sade “Bazı erkekler ne kadar spor yaparsa yapsın göğüs kasları istedikleri hacme ulaşmayabilir. Bu durumda göğse yerleştirilecek bir protez kişinin daha sportif görünmesini sağlayacaktır. Göğüs protezi özellikle ABD’de daha kaslı bir görünüm için tercih ediliyor. Bize henüz bir başvuru olmadı. Ama silikonla ilgili sorular çoğalmaya, konuya ilgi artmaya başladı” diyor. ONEP Estetik Cerrahi Kliniği’nden Prof. Dr. Onur Erol ise, bu operasyonun tehlikeli olabileceğine dikkat çekiyor: “Erkeklerde göğüs ve diğer kaslara konulan silikonu uygun bulmuyorum. Kasları geliştirmenin en doğru yolu beslenme, spor ve bazı kas geliştirici aletlerdir. Kaslara yerleştirilen silikon daha sonraları komplikasyonlar çıkararak kasları eritebilir.”

Hürriyet

3 com

Son Yazılan Estetik Haberleri

En Çok Okunan Haberler

En Çok Yorum Yapılan Konular

Son Yorum Yapılanlar:

  • Tugba: Ben luleburgazdan tugba 1 hafta once meme kucultme amelıyatı oldum edırne tıp fakultesınde...
  • rabia: Benim 24 aylık kızımdada karın ve gögüsünde sizinki gibi bir leke var dogustan ben de...
  • FATİH KIRIŞ: 10 ay önce akustik nörinom ameliyatı sonrası yüz felci geçirdim. Devlet memuruyum....
  • okan: ben,dövmemi tamamen iz kalmadan sildirdim diyen kişilere kesinlikle inanmayın ne olursa...
  • dilek: merhaba hocam ben 20 yasındayım yüzümde sivilceden olusan cukurlar var gecer mi kimyasal...