HaberEstetik Menü

Ünlü ya da ünsüz, artık erkekler de estetik operasyona sıcak bakıyor. Günümüzde kimse yaşlanmak istemiyor. Herkes mükemmel görünmenin yollarını arıyor. Artık erkekler de göz kenarlarındaki kırışıklıkları önemsiyor, fazla yağlarını, büyük burnunu, hatta ince bacaklarını sorun edip bunları düzeltmeye çalışıyor. Uzmanlara göre estetik operasyon yaptıranların başında iş adamları, yönetici, avukat, doktor ve sanatçılar geliyor. Burun düzeltme, yağ aldırma, saç ektirme, kırışıklılar, meme küçültülmesi ve kas astırma; erkeklerin en fazla yaptırdığı operasyonlar arasında…

KADINDAN ÇOK YAPTIRIYORLAR
Çoğu erkek, operasyonlarını gizli gizli yaptırmak istiyor. Birçoğu güzelleşmeyi neştersiz çözümlerde arıyor. Ancak uzmanlara göre; eşleriyle birlikte estetik operasyon için gelen erkekler çoğunluğu oluşturuyor. Erkek hasta sayısı büyük artış gösterirken, estetik cerrahideki yeni tekniklerde artık erkekler de hedef alınıyor. Erkekleri yenilemek için hedefi hızlandırılmış operasyonlar var. Erkekler arasında en fazla talep gören operasyonların başında kaş astırma geliyor. Operasyon yalnızca 10 dakika sürüyor. Bu uygulamayı erkekler neredeyse, kadınlar kadar sık yaptırmaya başladı. Hafta sonu uygulanan operasyonların ardından hastalar pazartesi günü iş hayatına rahatlıkla dönebiliyor. Küçük morluklar oluşursa da, bunlar rahatlıkla kamufle edilebiliyor. Operasyona girişen hastalar günlük hayatlarından kopmuyorlar. Yapmamaları gereken tek şey; basketbol ve futbol gibi temas sporlarına bir süreliğine ara vermek…

Hafta sonu estetiği yaptırdı
Türkiye’ye hafta sonu estetiği programını getiren Doç. Dr. Cemal Şenyuva’nın kendisi de hafta sonu ameliyatı yaptırdı. 40′lı yaşlarının başında göz kapaklarını toplatıp, boyun altındaki torbaları kaldırttı. Şenyuva, iki gün sonra yapılan bir kongreye bu operasyonlardan sonra rahatlıkla katılabildiğini söylüyor. Amerikalı bir estetik cerrah arkadaşının yüzünü gerdiğini, karşılığında da arkadaşının kendisine bu operasyonları yaptığını anlatan Şenyuva, “Göz kapaklarımdaki küçük kızarıklıklar dışında ameliyatın hiçbir belirtisi kalmadı” diyor. Yorgunluk ve aşırı çalışma temposu nedeniyle göz kapaklarında düşüklük meydana geldiğini anlatan Şenyuva, “Artık kendimi çok daha dinamik hissediyorum. Hastalarıma tavsiye ettiğime göre kendim de uygulamalıyım diye düşündüm” diyerek yaptığı ameliyatları anlatıyor.

Dr. Ney göz altı torbalarını aldırdı
Hollywood ünlülerinin doktoru olarak tanınan Dr. Roland Ney, 60 yaşında olmasına rağmen 40′lı yaşlarda gibi görünmesinin nedenini yaptırdığı küçük estetik operasyonlara bağlıyor. Erkeklere uygulanan operasyonların birden yapılmaması gerektiğine inanıyor. Küçük müdahalelerin doğallığı korumada daha etkili olduğunu savunuyor. Dr. Roland Ney, 10 yıldır botoks yaptırarak kaş arasındaki kırışıklıklardan ve yüzüne sert ifade veren görünümden kurtulduğunu anlatıyor. Bununla birlikte göz çevresine ameliyatla müdahale ettirmiş. Dr. Ney, “Büyük sonuçlar beklemek yersiz. Küçük dokunuşlar, doğal görünümümü hiçbir şekilde bozmadı” diyor.

Prof. Dr. Onur Erol kaşlarını astırdı
Ünlü estetikçi Prof. Dr. Onur Erol da estetik ameliyatı olan uzmanlar arasında yer alıyor. Plastik Cerrah Dr. Hıfzı Velidedeoğlu tarafından Prof. Dr. Onur Erol’a yapılan ameliyatların ardından Erol’un yüzü daha dinç bir görünüm kazandı. Ünlü doktorun geçirdiği bu operasyonları arasında kendi geliştirdiği yöntemler de kullanıldı. Doku kokteyli yöntemiyle Dr. Onur Erol’un kaşları asıldı ve göz kapaklarına estetik uygulandı. Boyun bölgesindeki sarkma giderilerek, yüz hatları düzeltildi.

Dr. Naci Çelik Botoksunu Kendi Yapıyor
Botoks uygulamasını kendine yapan doktorlardan biri de Dr. Naci Çelik… 38 yaşında ve tam dört yıldır botokstan yararlanıyor. Dr. Çelik, özellikle alın ve göz çevresindeki kırışıklıklarına kendi kendine botoks uyguladığını söylüyor. Son olarak altı ay önce bir uygulama yapmış. Dr. Çelik, “Kendime uygulamaya korktuğum hiçbir operasyonu hastalarıma uygulayamam” diyor.

Sabah

none

Jinekomasti

Jinekomasti – Erkeklerde meme estetiği hakkında merak edilen soruların cevaplarını Prof. Dr. Onur Erol, yanıtladı:

Erkekler neden meme estetiği yaptırıyor?

Erkek meme estetiğinin en büyük nedeni ‘jinekomasti’ dediğimiz bir sorundur. Yani erkek memesi, kadınsı bir şekilde büyüyebilir. Ergenlik döneminde gözlenen hormonal dengesizlikler, hormon içeren ilaçların kullanımı, erkek üreme organının gelişim bozuklukları, aşırı alkol ya da uyuşturucu buna neden olabilir. Bu dönemde erkek çocuklarının büyük bir kısmında meme dokusunda büyüme oluşur. Genelde dikkat çekici boyutta değildir ve ergenlik dönemini takiben, bir yıl içinde meme küçülerek normal boyutuna gelir. Ancak bu değişim bazen ilerleyerek devam eder ve meme olması gerekenden daha büyük olarak kalır. Bu büyüme tek taraflı ya da çift taraflı olabilir.

Meme estetiğine erkekler de kadınlar kadar ilgi gösteriyor mu?

Evet kadınlar meme dikleştirme, büyütme ve küçültme gibi uygulamaları tercih ederken, erkekler daha estetik bir görünüm için memelerini küçültmeyi tercih ediyor.

Bu durum özellikle ergenlik döneminde ciddi bir kompleks yaratıyor mu?

Ergenlik ve bunu takip eden genç erkeklik döneminde, kendi ve karşı cinsin vücudundaki değişimleri son derece yakından takip eden gençler; vücudunda oluşan ve karşı cinsin seks karakteri olarak tanımlanan meme büyümesini doğal olarak utanç verici bulabiliyor. Bu nedenle en kolay çözümü de vücudunu saklamakta buluyor ve kendini toplumdan soyutluyor. Bu kişiler, arkadaşlarının yanında soyunmaktan çekinir ve denize dahi girmezler. Bazen içine kapanık, bazen de agresif olabilirler. Aileleri onlara yardımcı olmazsa, bunalıma girebilirler. Zira yanlış bir düşünce ile kendilerinde erkekliğin az olduğunu zannederler. Ayrıca arkadaşlarının kendisiyle alay etmesi de onları üzer ve birçok sorun yaratır.

Operasyondan sonra memenin tekrar büyüme riski var mı?
Bu tür bir jinekomasti olmaz ancak çok ileride vücudun her tarafı yağ toplarsa, orada da yağlanma olabilir.

Meme büyümesi tehlikeli olabilir mi?
Erkeğin testisindeki bir büyüme ile birlikte memede de büyüme olursa, bunun bir tümör olduğunu düşünmek gerekir. Buna bağlı büyümeler, hormon incelemeleriyle hemen belirlenebilir.

Bu sorunun çözümü için mutlaka ameliyat mı gerekli?

Jinekomasti tedavisi, cerrahi bir müdahale yerine basit bir liposuction tekniğiyle uygulanabilir. Yağ dokusunun artmasına bağlı gelişen jinekomastilerde, genelde liposuction yeterli oluyor. Liposuction, meme başı çevresinden açılan küçük deliklerden girilerek yapılıyor. Ancak memenin büyümesinde buradaki dokunun sertliği söz konusuysa, o zaman liposuction yetmiyor. Bunun cerrahi olarak alınması gerekiyor. Cerrahi müdahale için meme başı çevresinden yarım daire şeklinde kesi yapılarak girişim yapılıyor. Buradan girilerek büyümüş meme dokusu çıkartılıyor. Bu tür durumlarda konturların daha düzgün olması için liposuction da cerrahiye eklenebiliyor.

Ergenlik bitmeden gençlerin komplekse girmemesi için bu konuda bir önlem alınabilir mi yoksa erken mi?

15-16 yaşından itibaren meme operasyonu yapılabilir. Genç, memeleri büyüdüğü anda gerekli tetkikler yaptırır ve en kısa zamanda bunlara müdahale edilirse, psikolojik sorunlar da önlemiş olur. Bu nedenle yaz tatili veya sömestrede bize gelen genç erkek hastaların sayısı bir hayli fazladır.

Bir meme operasyonu ne kadar sürüyor?

Ameliyat, memenin büyüklüğü ve uygulanan yöntem ya da yöntemlere göre lokal veya genel anestezi altında yapılabiliyor. Süresi 30 dakika ile 90 dakika arasında değişebiliyor. Hasta genelde ameliyat sonrası hastanede kalmadan aynı gün evine; 1-2 gün içinde de işine dönebiliyor. Girişim sonrasında memenin yeni formunu koruyarak iyileşmesi için, 3 hafta elastik bir bandaj uygulanması gerekiyor.

Herhangi bir sorun olmadan da erkekler estetik yaptırıyor mu?

Böyle bir teknik de mevcut. Bu taktirde kaslarının altına silikon protez yerleştirerek, daha belirgin göğüs kası görünümü elde etmek isteyen kişiler nadir de olsa var. Bu basit bir ameliyattır. Ancak ben kişisel olarak böyle bir ameliyatı erkeklere önermem. Kadınlarda kullanılan silikonun aynısı kullanılır. Bazen kişiye özel silikonlar da hazırlanıyor. Benim çekimser davranmamın nedeni; göğüs kaslarının travmaya maruz kalıp özelliklerini daha çok kaybetme ihtimalinin olmasıdır. Kasın altına silikon yerleşince doğal yapısı bozulur.

Ellenince anlaşılır mı?
Hayır, kesinlikle anlaşılmaz.

115 com

* Vücut kontürü için neler yapılıyor? Kalçaya yağ enjeksiyonu ile yuvarlaklaştırma yapılabiliyor. Yağ enjeksiyonu için karından belden, çıkıntılı olan yerden yağ alınıyor. Böylelikle hem bölgenin şekli düzeltiliyor, kontür veriliyor hem de o yağlar başka bir yerin eksik kontürünü tamamlamış oluyor. Bacaklarda eğriliği olan insanlar için ‘doku kokteyli’ uygulanıyor. Özellikle diz altı bölgeleri eğri duranlara ‘doku kokteyli’ ya da ‘yağ enjeksiyonu’ yapılarak, bu bölgeler daha düz hale getirilip, hoş bir duruma sokulabiliyor. Dünya Estetik Cerrahi’sinde sunumunu yaptığım bu yöntem sıklıkla uygulanıyor. Bu eğriliklere silikon da konabiliyor ama ben tercih etmiyorum. Silikon şekil bozuklukları yapabiliyor. Üstelik, giriş yerlerinde en az iki-üç santim olan kesi yerleri iz bırakıyor. Halbuki, doku kokteyli ya da yağ enjeksiyonunda operasyon iğneyle yapıldığı için iz kalmıyor.

* Kadınlar vücut hatlarını düzeltmek için en çok hangi operasyonları tercih ediyor? En fazla tercih ettikleri yöntem ‘liposuction’ oluyor. Üst bedeni 34, alt bedeni 42 olan kadınlar için liposuction en ideal yöntemdir. Liposuction’un ardından oluşan boşlukları düzeltmek için bazı bölgelere enjeksiyon da yapılıyor.

* Vücut kontürü ameliyatlarını erkekler de yaptırıyor mu? En sık hangi taleplerle size başvuruyorlar? Erkekler de yaptırıyor. Popo astıran az, ancak popoya yağ enjekte ettiren var. Bacaklardaki eğriliğini düzelttirenler var. Kontür bozukluğu olan erkeklerde özellikle ‘meme liposuction’ çok önemli. 16-17 yaşındaki çocuklara, meme kontür düzeltirme ameliyatlarını rutin olarak yapıyoruz.

* Kaç yaşından itibaren bu ameliyatlar yaptırılabilir? 16 yaşından itibaren vücut kontürü operasyonlarını yapmak mümkün.

Yaz aylarına çok daha güzel girmeyi mi hayal ediyorsunuz? Mayolar, bikiniler için vücudunuzu hazırlamak mı istiyorsunuz? İşte size yaz estetiğinin tüm detayları… İşin uzmanı doktorlar, daha güzel kalçalara sahip olmanın son yöntemlerini anlatıyor. Sizin sorununuz verdiğiniz kilolar ya da hamilelik deformasyonu nedeniyle sarkan karnınızsa, onun da çaresi var. Meme estetiği için en ideal mevsimdesiniz, peki nasıl yaptıracağınızı biliyor musunuz? Kırışıklıklarla savaşmak için yaptırabileceğiniz müdahaleleri doktorlar anlatıyor. Bu yaz daha güzel olmanın tüm yöntemlerini sizin için bu yazı dizisinde araştırdık…

Prof. Dr. Onur Erol, kalça estetiği için kendi geliştirdiği ‘kalça asma’ yöntemiyle ilgili sorularımızı yanıtladı…

* Kalça astırma nedir? ‘Kalça asma’ benim geliştirdiğim, ameliyatsız olarak sarkmış olan kalçanın dikişlerle asılmasını sağlayan yöntemin adı. Aynen ‘kaş asma’ gibi. Bu yöntemde ameliyata gerek kalmıyor. Gevşeme nedeniyle sarkan kalça bölgesi, bu teknikle toparlanıyor. Yapısal olarak düşük kalçalı kadınlara da uygulanıyor. Lokal (bölgesel) anestezi ya da biraz uyutarak gerçekleştirilen operasyon, ortalama yarım saat sürüyor. Bu sayede yuvarlak bir kalça elde ediliyor. Asma dikişleri tamamen kalça kıvrımının içinde gizli oluyor. Kesiler minik olduğu için hiç iz kalmıyor. İpliklerin geçtiği yerlerin izleri çok dikkat edilirse, birkaç ay görülür. Ancak, daha sonra bu izler de tamamen kaybolur. Operasyonla yuvarlak kalçalar oluşuyor.

* Kalça asmanın silikonla kalça oluşturmaya göre avantajı nedir? Bu teknikte vücuda yabancı bir cisim koyma ihtiyacı olmuyor. Operasyonun ertesi günü hastalar işlerine gidebiliyor. Silikon ise, çok daha zahmetli bir ameliyat gerektiriyor. Ben tercih etmiyorum, yurtdışında da çok ender olarak kullanılıyor. Silikon kalça bölgesinde kullanıldığında, zamanla istenmeyen sonuçları olabiliyor. Şekil bozuklukları daha sık olabiliyor. Oradaki kas zedelenebiliyor. Bu nedenle, yoğun ağrı çeken hastalara rastlıyoruz.

OTURURKEN DİKKAT EDİN

* Kalça asmada bir süre sonra sarkma oluşabiliyor mu? Kişiye göre değişiyor. Bir yıl sonra da sarkma tekrarlayabiliyor, beş yıl sonra da tekrarı gerekebiliyor.

* Dikişlerin patlaması gibi riskleri oluyor mu? Kalça asmada üç hafta dikkat edilmesi gerekiyor. Hastalar öyle pat diye hemen oturmuyor. Zorlama olursa, dikişler içerde dokuları yırtarak gevşeyebilir. Dikiş kopmaz, çok sağlamdır. Ancak, gevşeme olabilir. Bunun için üç hafta süreyle dikkatli oturmalarını ve varis çorabı giymelerini öneriyoruz. Üç haftadan sonra bu risk azalıyor, bir buçuk ay sonra ise hiç iz kalmıyor.

* Kalça asmak için en uygun zaman hangisidir? Bu operasyon en geç haziran ayının ortalarına kadar yapılmalıdır. Bence en ideal zaman kış ayları ve bahardır. Kadınlar yaz aylarına böylece daha formda kalçalarla girebiliyor.

* Sık yapılan bir operasyon mu? Bu, benim geliştirdiğim bir yöntem. Henüz yayınlamadığım için diğer plastik cerrahlar tarafından uygulanmıyor. Mayıs ayında Amerikan Estetik Plastik Cerrahi Kongresi’nde davetli panel konuşmacısı olarak, meslektaşlarımla bu yöntemi paylaşacağım. Zaten konu çok ilgi çektiği için bu panele dahil edildim.

* Kimlere uygulanamaz? Çok yaşlanmış ve derileri çok sarkmış kişilerde bu yöntem başarılı olamaz. Bu takdirde, keserek bu sarkmaları gidermek gerekir.

* Bu operasyonu geçiren kadınların daha sonra hamile kalmasında bir sorun olabilir mi? Hayır, kesinlikle olmaz.

KÜBA VE BREZİLYALILAR ÇEKİCİ

* En ideal kalçalar nasıldır? Kadınlar hayalindeki kalçalara bu yöntemle kavuşabiliyor mu? Yapılan bir araştırma, kadınlarda kalça ile belin 1.7 ile 1 oranında olduğunu gösteriyor. Bunun daha açık tarifi; neredeyse bel ölçümünün iki katına yakın kalçalara sahip olmaktır. Beli 60 olan bir kadının ideal kalçaları 102′dir. Küba ve Brezilya’da kalçaların çekici olması, muhtemelen bu ölçülerdeki kadınların çokluğundan kaynaklanır. Özellikle Brezilya’da bu ölçülere ulaşamayan kadın, kalçalarını büyüterek, çekici ve seksi duruma getirebilmektedir. Latin danslarında bu anatominin de çok önemi olsa gerek.

* 90-60-90 ölçüsü o zaman çok da doğru değil mi? Bu ölçüler güzellik yarışmalarında, genel bir fikir vermek için kullanılır. Yüzde 100 doğru olamazlar. Zira, göğüs yapısı geniş, ama memeleri küçük olan bir kişi de 90 ölçüsüne ulaşabilir. Kalçada da aynı durum söz konusudur. Kalça kemiği geniş olan bir kişide ölçüm büyük çıkacaktır. Ancak, kalçanın yuvarlak çıkıntısı bu kişilerde eksik olduğunda hiç de çekici, güzel bir görüntü vermeyecektir.

* Erkekler de kalça şekillendirme ameliyatı yaptırıyor mu? Erkeklerde kalçanın küçük olması gerekir. Hemen hemen kalça ölçüsü bel oranına yakındır. Erkekler daha çok kalça küçültme için başvuruyor. Nadir olarak büyütme başvuruları da karşımıza çıkıyor.

* Türk kadınları size daha çok kalçalarını küçültmek için mi, yoksa büyütmek için mi geliyor? Genç kızlar daha çok kalçalarını şekillendirmek için geliyor. Belin daraltılması, kalça kenarlarının helkeltraş gibi yontularak düzeltilmesi, kalçanın orta bölümüne yuvarlak bir kontür verilmesi, ideal bir yapıyı bu gençlere kazandırıyor. Çok aşırı derecede şişmanlamış kişilerde, liposuction tekniği’ kullanılarak kalça ve basen kısımlarına şekil vermeye çalışılır. Bu işlem sırasında kalçanın hatlarının ve çıkıntısının muhafaza edilmesi son derece önemlidir. Aksi takdirde, düz, anlamsız bir kalça şekli ortaya çıkacaktır. Çoğu zaman yanlış yapılan yağ çekme operasyonlarının ardından, bu bölgeden kontür vermenin önemi unutularak, kalçasız ve şekilsiz kişiler ortaya çıkıyor. Bu kötü sonucun olmaması için bu konuda tecrübeli plastik cerrahlara başvurmak en akıllıca yoldur.

Sabah

22 com

İnsanoğlunun kısmen ya da tamamen yüzünü gizleyerek sosyal hayatını sürdürmesi imkânsız. Peki yüz; yanık, trafik kazası ve bir tümör yüzünden ‘kimselerin görmesi istenmeyecek kadar’ bozulmuşsa’ ne olacak? Bu insanların, yeniden toplumla barışık hale gelebilmesi için neler yapılabilir? Bu ve benzeri soruların cevabını araştıran bilim adamları, elbette çözümün yüz derisinin değiştirilmesinde yattığını biliyorlardı.Yedi yıldır kişinin kendi derisinden yüz derisi üretme tekniği üzerinde çalışan Prof. Dr. Murat Topalan, bütün yüzü kaplayacak ebatta deri üretip nakletmeyi başardı.

Vücudun yakın bölgelerinden yüze deri nakledilmesi, küçük ebatlı deformasyonlarda bir ölçüde çözümdü. Yüzün büyük bir bölümü, yarısı ve hepsi söz konusu ise ihtiyaç duyulan deri nereden karşılanacaktı? 1997’de çekilen Face Off (Yüz Yüze) filmindeki gibi, tamamen bozulan bir yüze, bir kadavranın başından sıyrılan yüz derisinin nakli mümkün müydü? Tıbben başarılsa da etik ve hukukî boyutla ilgili tartışmalar nasıl aşılacaktı?

TEK PARÇADA YÜZ DERİSİ ÜRETTİ

Plastik cerrahları kadavradan yüz nakline zorlayan haklı sebepler vardı ortada. Çünkü yüz derisi kendine has bazı özelliklere sahipti. Bir defa incecikti. Rengi farklıydı. Ondaki pembelik vücudun başka yerlerinde yoktu. Üçüncüsü ise kan dolaşımı çok iyiydi. Alttaki kasların oluşturduğu jest ve mimiklerin hissedilmesine imkân tanıyordu. Yüz derisine en yakın renk boyun ve omuzlardaydı. Maalesef buralardan yüzü kaplayacak büyüklükte deri transferi mümkün değildi. Öte yandan renk benzerliğinin yanı sıra incelik ve iyi kan dolaşımı da son derece önemliydi. Zaten, boyun ve omuz haricindeki bölgelerden büyük deri parçası nakli sıralanan şartlar itibariyle hiç düşünülemezdi.

İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Plastik Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Topalan, 7 yılı aşkın bir süredir, kişinin kendi derisinden yüz derisi elde etme projesi üzerinde çalışıyor. Yaklaşık 50 hastasında başarılı sonuçlar aldığını söyleyen Topalan, önce yüzün büyük bir parçasını kaplayacak ebatta deri elde ediyor. Ardından yüzün yarısını örtecek deriyi üretiyor. Yarım yarım yüz derisinin tamamını yenilediği hastaları var. En sonunda yüzün genelini örten tek parça deriyi üretip bir hastasına başarıyla naklediyor. Hasta bir çocuk. Bir iki revizyon operasyonundan sonra gelişme kamuoyuyla paylaşılacak.

Türk plastik cerrahlarının, dünya bilimsel yayın sıralamasında, Japonların peşinden ikinci sırada yer aldığını dile getiren Prof. Topalan’ın geliştirdiği teknik, aslında ilk defa 1990’ların sonlarına doğru Prof. Dr. Onur Erol ve Prof. Dr. Mustafa Özbek tarafından literatüre kazandırılmış.

Topalan’ın ileriye götürdüğü teknikte omuz ve boyun derisi; yani kişinin kendi dokusu kullanılıyor. Bünyenin reddetme problemi yok. Dolayısıyla reddi önlemede kullanılan ve müthiş yan etkileri olan ilaçlara ihtiyaç duyulmuyor. Bazen beslenme ve dolaşım sorunu belirebiliyor. Yanık vakalarının çoğu çocuk. Teknik burada da avantaj sağlıyor. Yamanmış deri çocuk büyüdükçe, aynı miktarda esneyemiyor. Daima geri kalıyor. Yüzde bulunduğu konuma göre gözü ya da dudağı çekiyor. Kimi zaman yeni yama gerekebiliyor. Topalan’ın elde ederek yüze naklettiği derilerde sıralanan problemlerle karşılaşılmıyor. Çocukla birlikte gelişiyor deri.

DOKU REDDİ İMKANSIZ
Topalan, omuz derisi üzerinde yüz derisinin yapısal özelliklerine sahip yeni deri meydana geliş sürecini şöyle anlatıyor: “Ameliyatın iki büyük seansı var. Yüze nakledilecek derinin kan dolaşımının iyi olması gerekiyor. Bunu sağlamak için altına damar sistemi oluşturarak deriyi besliyorum.

Ön kolu besleyen damarlardan birini ön kol zarıyla birlikte alıyorum. Bunu mikrocerrahi yöntemle boyun damarlarına dikiyorum. Bunların altına da balon koyuyorum. Ameliyatın buraya kadarki bölümü başarılmışsa, balonu içine serum enjekte ederek şişiriyorum. Balon büyüdükçe omuzdaki deri de büyüyor ve inceliyor. Damar sistemiyle de besleniyor. Tıpkı hamilelikteki gibi büyüyor deri.”

Büyüme milimetrik hesaplarla gerçekleşiyor. Prof. Topalan, “Çok iyi mikrocerrah olacaksınız. Onarım mikrocerrahisi konseptiniz olacak. Çünkü öyle bir doku elde ediyorum ki, yüze taşıdığınızda ne yüzde az, ne de burada fazla kalıyor. Bire bir uyması lazım.” diyerek, bu noktadaki hassasiyete dikkat çekiyor. Ameliyatın ikinci büyük seansında balon çıkartılıyor. İncelirken damar sistemi de korunan deri, nakil yapılacak bölgeden sıyrılan bozuk derinin yerine yerleştiriliyor. Operasyon bittiğinde kolda ve omuzda ufak bir iz kalıyor.

Topalan’ın tek parçada yüz derisini yenilediği çocuk hastanın adı Sinem Köroğlu. 25 Mart 2004 tarihinde Erzurum Aşkale’yi sarsan deprem sonrası ahali çadırlara taşınır. Ablası Bedriye’nin ışığında ders çalıştığı mum yüzünden çadırda yangın çıkar. Bedriye’nin vefat ettiği olayda, Sinem’in yüzü tamamen yanar. Sinem’e İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde göz ameliyatı yapılır. Prof. Topalan, yanık tedavisi amacıyla fakültesine getirilen Sinem’e tam yüz derisi geliştirmeye karar verir.

Topalan’ın ilk defa Sinem’de yüzün tümünü tek parçada değiştirmeyi başardığı teknik, yarım yüz nakillerinden bir iki noktada ayrılıyor. Birincisi, yeni deri dokusu üretmek amacıyla damar ve zar ön kol yerine karından temin ediliyor. Karın zarının tercih sebebi, damar açısından bir hayli zengin oluşu. İkincisi ise, derinin omuzda değil, boyunda üretilmesi. Karın zarı boyun derisinin altına yerleştiriliyor. Deri göğüs duvarında büyütülüyor. İşlemin gerisi yarım yüz deri üretimindekinin, yani omuzdakinin aynı.

Prof. Topalan, kadavradan yüz nakline etik tartışmalar bir tarafa, beraberinde getirdiği riskler sebebiyle karşı çıkıyor. İlk önce ciddi oranda derinin reddedilme riski söz konusu. Bazı ilaçlarla bağışıklık sistemi baskılanarak ret engelleniyor. Ama bu ilaçların yan etkileri de kişinin sağlığı açısından risk taşıyor. Nakledilen kalp ise kişi ilaçların yan etkileriyle yaşamaya mecbur. Topalan’a göre yüz naklinde böyle bir mecburiyet yok. Kadavradan nakil için en azından mecburen faydalanılan ilaçların yan etkilerinin minimuma indirilmesi beklenmeli. El ve kol nakledilen bazı kişilerin ilaçları kestiği ve organların geriye alınmasını istediği unutulmamalı.

KADAVRADAN NAKİL ÇALIŞMALARI
Topalan’ın tekniğini geliştirmesiyle, dünyadaki kadavradan yüz nakli çalışmaları eş zamanlı yürüyor. Rahatlıkla Türkiye’deki uzmanların da imza atabileceği dünyanın ilk kısmî yüz nakli Kasım 2000’de Fransa’da yapıldı. Köpeğinin saldırısıyla yüzü parçalanan Isabelle Dinoire, operasyondan 2,5 ay sonra karşılarına çıktığı basın mensuplarına, burnunu, ağzını ve dudaklarını hissedebildiğini söylüyordu. Doktorları ise sıvı gıdalar tüketen 38 yaşındaki hastanın çok kısa bir sürede normal beslenmeye geçeceğini kaydediyorlardı. Operasyonda Dinoire’ye ağız, burun ve çene nakledilmişti.

İkinci kısmî yüz nakli haberi Nisan 2006’da Çin’den geldi. Nakilden iki yıl önce bir ayının yüzünü parçaladığı Li Guosing’e, beyin ölümü gerçekleşen bir erkeğin yüzünün dörtte üçü transfer ediliyor. Yeni Çin Haber Ajansı’nın haberinde, hastaya bünyenin yeni yüzü reddetmemesi için ilaç tedavisi uygulanacağı ve yüze alışma sürecinde de psikolojik destek sağlanacağı bilgisine yer veriliyordu.

Şimdi de tam yüz nakli üzerinde çalışmalar yürütülüyor. Prof. Peter Butler başkanlığındaki ekip, İngiltere’deki Royal Free Hastanesi Etik Kurulu’ndan operasyon izni aldı. Butler, yaklaşık 15 yıldır bu projeye kafa yoruyor. 2005’te verilen hasta seçme izni akabinde başvuran 29 kişiden 5’ini belirleyen Butler, operasyonda, hastanın önceki yüzü ve kadavranın yüzü karşılaştırıldığında, melez bir yüz oluşacağını kaydediyor. Prof. Topalan, bu çalışmaların çok zor rutin tedaviye dönüşebileceğini söyleyerek, ‘ilk biz yaptık’ kaygısının öne çıktığına inanıyor.

FAKÜLTEDE 20 YILDIR ESTETİK CERRAHİ YAPMADIM…

-Sizden önce iki Türk profesörünün literatüre kazandırdığı tekniğe niye sizin haricinizdeki plastik cerrahlar pek ilgi duymuyor? Siz hangi yenilikleri getirdiniz?

Teknik belli bir sayıdaki çalışmadan sonra bırakılmış. Bir kere bu konuda çok tecrübeliyim. Her türlü sorunu çözebiliyorum. Çok hızlı yapabiliyorum ameliyatları. Tekniği yüzün her bölgesine uygulanabilecek, yüzün yarısını örtebilecek hale getirdim. Var olan bir şeyi genişlettik. Yüzün her iki tarafını değiştirdiğimiz hasta grupları var. Ciddi pediatrik yani çocuk hasta gruplarım var. Bunun dışında bütün yüzü tek parça doku ile örtme çalışması yaptım ve bir hastada başarılı oldum. Bu yeni bir teknik. Ameliyat konsepti aynı, ama hazırladığım doku teknik olarak farklı. Elde edilmiş yeni bir doku bu. Yine hastanın kendi vücut derisini kullanıyorum. Bütün yüzü kaplayacak bir deri vücutta yok.

-Elde edilmiş yeni bir doku derken neyi kastediyorsunuz?
Hiçbir zaman yoktan bir şey yapılmış değil. Plastik cerrahinin farklı disiplinlerini yapabilmeniz lazım. Zorluğu buradan kaynaklanıyor tekniğin. Pek çok plastik cerrah yapabilir ama bu bir uğraşı alanı. Zor ve hasta grubu farklı. Maddi imkânları zor bir hasta grubu. Tedavi çok uzun sürüyor. Neticelerini çok sonra alma şansı var. Ameliyatlar da teknik olarak zor. Plastik cerrahinde o kadar çok iç disiplin var ki. Özel ilgi alanı kabul etmesi gerekiyor hekimin. Çok keyif alıyorum ama ben de zorlanıyorum. Ameliyatlar bir iki yıl sürüyor. İki üç ameliyat gerekiyor.

-Estetik cerrahiye göre daha zor bir iş öyle mi?
Tam öyle bir şey kastetmiyorum kesinlikle. Dışarıda estetik cerrahiden para kazanıyorum. Ama üniversitede 1986’dan beri onarım mikrocerrahisi yapıyorum. Fakültede 20 yıldır estetik cerrahi ameliyatı yapmadım. Bu yapmayacağım anlamına gelmez. Vaktim olmadı. Böyle bir misyonum var. Otururken poliklinikte çocuk getirdiklerinde ayağı parçalanmış kesilecek, her şeyi bırakıyor, onu alıyorum. İnsanları topluma kazandırabiliyoruz. Ama belli bir yere kadar gidebiliyoruz. Bahsettiğim yöntemlerle tedavi ettiğim hasta sayısı 50’yi buldu. Tedavisi devam edenleri saymıyorum. Bir hastadan iki seneden önce tam sonuç elde edemiyorsunuz. Ama şunu da söyleyeyim, estetik cerrahi konseptiniz olmazsa bu ameliyatları da yapamazsınız.

Aksiyon Dergisi

22 com

KUSURSUZ görünüm arayışları artık ekonomik engel tanımıyor. Asgari ücretle zar zor geçinenler bile yıllarca para biriktirip küçük tasarruflarıyla estetik yaptırıyor. Estetik, kadın-erkek her kesimden insanın ihtiyacı oldu. “Her şey dört dörtlük olsun” diyenler Limuzinli estetik paketlerine rağbet ederken, düşük gelir grubundakiler kredi kartıyla taksit taksit estetik yaptırıyor. Estetik cerrahi, bir dönem yalnızca sosyetenin ya da ünlülerin yaptırdığı lüks operasyonlar olarak görülürdü. Ancak bugün, memur, işçi, türbanlı demeden herkes daha mükemmel bir görünüm yakalamak için cerrahların kapısını çalıyor.

ESTETİKTEN ÖNCE DUA ETTİ

Bunlardan biri de 15 yaşından beri türban takan Gönül Bektaş. Hikâyesi, estetik tutkusunun nasıl yayıldığına güzel bir örnek. 22 yaşındaki Gönül Bektaş, Adapazarı’nda son derece tutucu bir mahallede yaşıyor. Beş yıl önce 10 kilo vererek zayıflamış ve burun ameliyatı olmaya karar vermiş. Üç yıl boyunca ameliyat için para biriktirmiş. Bu sırada sözlenmiş, ancak nişanlanmak için ameliyat sonrasını beklemiş. Ameliyata karar verdiğinde etrafında kimseye danışmamış.

Dini yönden sakıncası olup olmadığı konusu onu tereddüde düşürdüyse de, duyduğu huzursuzluk, karar vermesini kolaylaştırmış. Tüm hazırlıkları yaptıktan sonra, ameliyattan bir gün önce ailesine durumu haber vermiş. Ameliyat olmasına önce sözlüsü büyük tepki göstermiş. Dua edip ameliyata girmiş. Çevresinden ilk estetik yapan kendisi olduğu için yadırganmış.

TÜRBANLILARA DA SİLİKON

Doktoru Op. Dr. Osman Şenel, “Gönül Bektaş, kapımı çaldığında son derece kararlı bir kadınla karşı karşıyaydım” diyor ve ekliyor: “Kadınlar estetik ameliyatı yüzde 90 kendileri için yaptırdıklarından, ne kadar tutucu bir çevreden gelirlerse gelsinler, bir kere karar verdiler mi onları bu karardan geri döndürmek zorlaşıyor. Türbanlı hastalar arasında silikon ve liposuction yaptıranların sayısı gerçekten fazla. Türbanlı ve zengin kesim içinde ameliyat olanlar uzun zamandan beri sıradan bir durumdu. Ancak dar gelirli, aynı zamanda türbanlı olan grup da artık estetik için harekete geçiyor.”

Gönül Bektaş ameliyatın ardından nişanlanmış. “Sözlendiğimde çekilen fotoğraflarımın hiç birinde gülememiştim.. Nişan fotoğraflarımda ise içimden geldiği gibi güldüm. Artık daha güzel olduğumu düşündüğüm için etrafımdaki insanların tepkilerini dikkate almıyorum” diyor.

Prof. Dr. Onur Erol da her kesimden hastanın, hatta “türbanlı” diye anılan muhafazakâr kesimin de estetik yaptırdığına dikkat çekiyor. Sömestre tatili boyunca her yıl olduğu gibi bu yıl da rezervasyonları şimdiden dolmuş. Esasen Prof. Dr. Erol sömestre tatiline denk düşen dönemde randevularını daha çok öğrencilere ayırdığını belirtiyor. 8 yaşından itibaren estetik ameliyatların başlayabileceğini anlatan Onur Erol, gençlerin estetik için daha istekli olduğunu söylüyor. Ekonomik krizin bile estetik konusundaki talebi etkilemediğini vurgulayan Prof. Dr. Onur Erol, “Erkekler genellikle karın, bel , meme, liposuction, göz kapağı ve kaşları kaldırma, yüze doku ekleme ya da yüz germe ameliyatlarını tercih ediyorlar. 16-17 yaşındaki erkek çocukları ufacık bir delikten göğüs liposuction’u yaptırıyorlar. Genç kızlar ise genellikle üniversiteye başlamadan burun ameliyatı yaptırırlar. Doku enjeksiyonlarına artık 20′li yaşlardan itibaren başlıyoruz” diyor.

Estetik, toplumun her kesimine yayılmakla birlikte hâlâ varlıklı sınıf için çekiciliğini sürdürüyor. Bu nedenle estetik cerrahide lüks paket programlar da hazırlanıyor. Prof. Dr. Onur Erol’un kendi kliniği, Conrad Oteli işbirliği ile gerçekleştirilen Estetik Turizmi Operasyonu, beş yıldız konforunda estetik ameliyat sağlıyor.

SÖMESTREDE KLİNİKLER DOLU

Prof. Dr. Onur Erol tarafından Türkiye’de uygulanan bu projeye göre klinikte estetik operasyon uygulanan hasta hemen bir limuzin ile Conrad Otel’e götürülüp yerleştiriliyor. Hem kliniğe, hem de otele giriş çıkışı özel bölümlerden yapılıyor. Hastalara hizmet verecek kat görevlileri bile bu konuda özel eğitim alıyorlar. Sargılı hastanın rahatsız edilmesi engelleniyor. Yurtdışında milyonlarca doları bulan bu paket program Türkiye’de ortalama 20 ­30 bin dolara gerçekleşiyor.

KREDİ KARTIYLA ESTETİK

Estetİk ameliyatlar için ekonomik ödeme programları da bulunuyor. M&G İstanbul Estetik Merkezi Yöneticisi Günnur Araman, ” Estetik operasyonlar için doktor parası dışında kalan bölümü kredi kartı ile ödeme yapmalarına izin veriyoruz. Hatta taksit yapan kredi kartı kullanılması bile mümkün oluyor” diye anlatıyor.

Özellikle botoks gibi uygulamalarda hastaların büyük bir bölümünün bu ödeme şeklini tercih ettiğine dikkat çeken Araman, “Dolgu enjeksiyonu, mezoterapi, mezolift, bölgesel zayıflama aletleriyle zayıflama operasyonlarının hepsinin ödemesi kredi kartı ile yapılabiliyor. Özellikle kadın hastalarımız kredi kartını daha çok tercih ediyorlar. Estetik müdahaleler için kredi kartı kullanılıyor, ancak operasyonlar için bu yöntemi pek uygulamıyoruz” diyor.

Sabah

8 com

AJDA Pekkan, Deniz Akkaya, Petek Dinçöz, Ebru Şallı ile birlikte binlerce kişinin dokularının, eksi 196 derecede özel bir doku bankasında saklandığını biliyor muydunuz? Ünlülerin karından, bacaktan hatta kalçadan aldırdığı yağ dokuları, gelecekte yaptıracakları estetik ameliyatlarda kullanılacak!

Bu yöntemde, hastadan daha önce alınan dokular, kokteyl haline getirilip, nakledildikleri bölgede mucizeler yaratıyor. Üstelik acısız…

Sözgelimi apandisit ameliyatı için hastaneye yattınız. Küçük bir operasyonla sağlığınıza kavuşacaksınız. Ameliyat sırasında cerrahın normal olarak çöpe atacağı atık dokularınızı özenle saklamalarını tembihleyin. Zira bu dokular bir süredir güzelliğiniz için kullanılabilecek çok önemli malzeme sayılıyor. Estetik ameliyatlarda, kırışıklıkların giderilmesinde yapay maddelerin yanı sıra insanların kendi dokularından da yararlanılıyor. Vücudun herhangi bir yerinden alınan yağ dokuları istenilen bölgelere enjekte edilerek kırışıklıklar gideriliyor. Özellikle sık sık estetik ameliyat yaptıran ünlülerin tercih ettiği dokunun enjekte edilmesi, dünyadaki en gelişmiş estetik cerrahi uygulamalarından biri olarak kabul ediliyor.

DOKULARINIZ ÇÖPE GİTMESİN!

Kişinin kendi dokusundan yararlanma, aslında plastik cerrahide yaygın olarak uygulanan yöntemlerden. Örneğin kaburgadan alınan kıkırdak, yüzdeki bir bölgeye aşılanabiliyor veya yanık nedeniyle deri kaybına uğramış bir kişiye, yine vücudunun başka bir bölgesinden deri alınıp, deri kaybı olan bölgeye aşılama yapılıyor. Derinin alt tabakasından “dermis” denilen, kolojen açısından çok zengin olan tabakadan bir parça alınarak yüze, dudağa nakledilebiliyor. Ancak tüm bunlar, neşter kullanılarak gerçekleştiriliyor. Estetik amaçlı olarak da çok sınırlı bölgede uygulanıyor. İşte Prof. Dr. Onur Erol’un buluşu olan doku kokteyli sayesinde ‘bıçak altına yatmadan’, son derece basit ve acısız biçimde bu dokuların estetik amaçlı nakledilmesi mümkün oldu. Bugün tüm dünyada yaygın olarak kullanılan ‘doku kokteyli’ kişilere kendi dokularının son derece ince uçlu iğneler yardımıyla naklini sağlıyor.

Doku kokteyli derinin alt tabakası ile onun daha da altındaki gözenekli yapıların özel sıvılarla karışımından elde ediliyor. Apandisit gibi herhangi bir ameliyatın ardından ortaya çıkan doku kalıntıları bile bu kokteylin hazırlanması için kullanılabiliyor. Derinin altında bulunan dermis tabakası ve altındaki yağ, mikro aşı halinde yüze verilebiliyor. Bu sayede neşter kullanmadan iğnelerle doku nakli yapılırken, hatları düzeltilerek, yüze taze bir görünüm veriliyor. Hazırlanan doku kokteyli en az üç yıl özel doku bankalarında dondurulmuş halde saklanarak ihtiyaç olduğunda kullanılıyor.

ESTETİKTE YENİ ÇIĞIR AÇTI

Doku kokteyli ile yüzün hatları yeniden oluşturulabiliyor, dudaklar kalınlaştırılırken elmacık kemikleri dolgunlaştırılıyor. Yüzdeki kırışıklıkların giderilmesi için de yine bu özel kokteylden yararlanılıyor. Kaşlar kaldırılıyor, yüzdeki yaralar, çukurluklar dolduruluyor. Vücudun herhangi bir yerindeki kusurlar yine bu kokteyl enjekte edilerek düzeltiliyor. Üst bacaktaki çarpıklıkların giderilmesinde bile doku kokteyline başvuruluyor. En zor kırışıklık tedavilerinden biri sayılan el kırışıklıklarının düzeltilmesi için de bu özel karışımdan yararlanılıyor.

Geliştirdiği doku kokteylinin estetik cerrahide yeni bir trend yarattığını ve bunda amacın en doğalı yakalamak olduğunu savunan Prof. Dr. Onur Erol, bu yöntemle ilgili şunları söylüyor:

” Bizim geliştirdiğimiz doku kokteyli, uluslararası kongrelerde büyük ilgi gördü ve benimsendi. Deri içindeki dokular zamanla erir ve yıpranır. Yağ enjeksiyonunda, karın veya kalçadan alınan yağlar, eksi 196 derecede dondurulup saklanabiliyor. Alınan bu dokularla hazırlanan karışımlar hastanın yüzüne enjekte ediliyor. Genelde yüze estetik amaçlarla enjekte edilen yabancı maddelerin kalıcılığı yüzde 40-60′tır, kalanı dokular tarafından emilir ve kaybolur. Oysa yüzü germeye gerek kalmadan uygulanan doku kokteylinin tutma oranı yüzde 95. Kokteyli, derinin dermis tabakası, dermis altındaki kısımlar, kas parçaları ve bir miktar vücut yağından oluşturuyoruz. Bu malzeme adeta bir melhem haline getiriliyor, meme küçültme, karın germe ameliyatından artan yağlar da eklenince mükemmel bir karışım elde ediliyor.”

“Türk Lokumu” adını verdiği ve tıp litaratürüne giren burun biçimi ve bu ameliyatın yapılabilmesini sağlayan yöntemin ardından yine en doğal estetik yöntemlerden biri olan doku kokteyli ile estetik cerrahide yeni çığır açtıklarının altını çizen Prof. Dr. Erol’a göre, “Hastaların çoğu vücutlarına yabancı madde girmesini istemiyor. Bu durumda kendi dokuları ile yapılan düzeltmeleri tercih ediyorlar. Yeni trend küçük cerrahi müdahalelelerle gençlik ve güzelliğe ulaşmak.”

PROF. ONUR EROL DA ESTETİKLİ

Kendi kliniğindeki doku bankasında 2 bine yakın kişinin dokularının saklandığını da anlatan Onur Erol, “Eksi 196 derecede dondurulan dokular gerekli zamanlarda eritilerek tekrar uygulamaya alınabiliyor. İsteyenlere kendi dokularından dudaklarına enjekte ederek dudaklarını kalınlaştırabiliyoruz. Kaşlarını kaldırtıyoruz ya da kırışıklıkları dolduruyoruz,” diyor.

Ünlü estetikçi Prof. Dr. Onur Erol da estetik ameliyat olan uzmanlar arasında. Plastik Cerrah Dr. Hıfzı Velidedeoğlu tarafından Prof. Dr. Onur Erol’a yapılan ameliyatların ardından Erol’un yüzü daha dinç bir görünüm kazandı. ‘Doku kokteyli yöntemiyle Onur Erol’un kaşları yukarı kaldırıldı, göz kapaklarına da estetik uygulandı. Deri fazlalığı toplandı, oluşan torbalar alındı. Boyun bölgesindeki sarkma giderilerek yüz hatları düzeltildi.

Doku kokteylini Prof. Erol’a uygulayan estetik cerrah Dr. Hıfzı Velidedeoğlu bu kokteylin estetikte kullanılan en sağlıklı yöntemlerden biri olduğunu söylüyor. Velidedeoğlu’na göre, estetik amaçla tatbik edilen yabancı maddeler birkaç ay ya da yıl içinde vücuttan atılırken, insanların kendi dokusu ömür boyu kalıyor.

12 com

Bakmayın küçük olduklarına. Çocuklar da güzel görünmeye, beğenilmeye en az yetişkinler kadar meraklı. Vücutlarında fark ettikleri küçük bir kusur bile, minik dünyalarında fırtınalar koparabiliyor. Hele hele yakın çevreleri, arkadaşları “kepçe kulak”, “parmaksız” diye lakap takarsa! Aslında bu sorunları büyütmeye gerek yok! Çünkü doğumsal kusurların hemen hepsi, günümüzde başarıyla tedavi edilebiliyor.

Doğumsal kusurlar, çocuk için kabus olabiliyor. Çünkü kepçe kulaklar, dudak ve damar yarıkları hem vücut fonksiyonlarında önlerine bir engel olarak çıkıyor, hem de arkadaş grubunda sorun olabiliyor. Beraberinde ciddi psikolojik sorunlar da yaratabiliyor. Formsante dergisi, yeni sayısında bu kusurların cerrahi çözüm yollarını araştırdı.

DUDAK YARIĞI

Dudak yarığı genetik nedenlere, annenin hamileliği sırasında geçirdiği ciddi hastalıklara veya kullandığı ilaçlara, radyasyon gibi çevresel etkenlere bağlı olarak ortaya çıkıyor. Hafif bir çentikten, buruna ve ağza kadar uzayabilen aşırı büyük yarıklara kadar değişebiliyor.

Ne zaman ameliyat edilmeli?: Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahisi Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Namık Kemal Baran, çocuğun doğumdan sonra ilk iki ay içinde ameliyat edilmesi gerektiği uyarısında bulunuyor.

Nasıl uygulanıyor?: Ameliyat için, genellikle bir saatlik süre yeterli. Ameliyatın ardından iyileşme 21 günde tamamlanıyor. Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Cihat Baran’a göre, dudak yarıklarının tedavisinde bazen bir ameliyat daha gerekebiliyor.

DAMAK YARIĞI

Dudak yarığıyla aynı nedenlerle ortaya çıkıyor. Çeşitli tipleri var. En basit tipinde sadece küçük dil yarık halde oluyor. Biraz daha ileri durumunda, yumuşak damak denilen kısımda yarık gelişiyor. Sert damağı, yani kemik kısmını da içine alan damak yarığı ise ciddi boyutlardaki damak yarıklarından. Diş kavisini de içine alan tipi ise en ciddi olanı.

Ne zaman ameliyat edilmeli?: Damak yarığı onarımının bir yaşından itibaren yapılması, konuşma bozukluklarının azalmasını sağlıyor.

Nasıl uygulanıyor?: Operasyonda yarığın her iki tarafındaki dokular, orta kısımdan birleştiriliyor. Bu birleştirme sırasında kaslar da birbirine yaklaştırılıyor. Kaslar iyi onarılmadığında yumuşak damak iyi hareket edemiyor ve konuşma bozuklukları ortaya çıkabiliyor.

KEPÇE KULAK

Kulak sayvanında kenara paralel olarak yer alan katlantının bulunmaması ya da yetersiz olması durumuna deniyor.

Ne zaman ameliyat edilmeli?: Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik Rekonstrüktif ve Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ayhan Numanoğlu, çocuğun psikolojik sorunlarla karşılaşmaması için okul öncesi çağda ameliyat edilmesi gerektiğinin altını çiziyor.

Nasıl uygulanıyor?: Ameliyatta, kulağın sayvanında kenara en yakın olan kıvrım özel dikişlerle oluşturuluyor. Kulak hálá başa yeterince yakın değilse, ikinci bir ameliyata başvuruluyor. Bu aşamada kulağın kıkırdakları kafatasına, kulak arkasındaki bölgeye dikiliyor.

KULAK DEFORMİTELERİ

Kulak kepçesinin tam olarak gelişmediği durumlar söz konusu olabiliyor. Prof. Dr. Ayhan Numanoğlu, kulaktaki deformitenin derecesine bağlı olarak çocukta bazen ciddi duyma sorunlarının gelişebileceğine dikkat çekiyor.

Ne zaman ameliyat edilmeli?: Okul öncesinde yapılmasında büyük yarar var.

Nasıl uygulanıyor?: Genellikle eksik olan kıkırdak, çocuğun kaburgalarından alınan kıkırdak greftleriyle oluşturulmaya çalışılıyor. Kıkırdak greftleri, ilk seansta kulağın bulunması gereken bölgede deri altına yerleştiriliyor. Bunu izleyen ikinci, hatta üçüncü seansta, kulağın baştan ayrılarak arkasına deri grefti konmasıyla rekonstrüksiyon yapılıyor.

YAPIŞIK PARMAKLAR

Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’ndan yardımcı Doç. Dr. Ercan Karacaoğlu, el anomalilerinin ailesel veya edinsel olarak geliştiğini belirtiyor. İki parmağın yapışık olması, en sık görülenlerden. Baş parmak dışındaki tüm parmaklar da yapışık olabiliyor.

Ne zaman ameliyat edilmeli?: Yapışık parmakların doğumdan sonraki ilk aylarda ayrılması, çocuğun gelişimi açısından büyük önem taşıyor. Prof. Dr. Namık Kemal Baran’a göre, böylece farklı boylara ulaşan parmaklar normal bir gelişim ve fonksiyon gösteriyorlar.

Nasıl uygulanıyor?: Prof. Dr. Numanoğlu, deformitenin ağırlığına göre, ameliyat süresinin 1 ile 3 saat arasında değiştiğini söylüyor. Operasyonda, parmaklar ayrıldıktan sonra ortaya çıkan deri eksikliği, vücudun başka bir bölgesinden alınan deriyle kapatılıyor.

Ekip yaklaşımı şart

Prof. Dr. Onur Erol

Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı

á Dudak-damak yarıklarında ortaya çıkan çok yönlü sorunlar, bu tür olguların bir ekip yaklaşımı ile farklı uzmanlık dallarından doktorların, ortaklaşa çalışmasıyla tedavisini zorunlu kılıyor.

á Karmaşık sorunların çözümlenmesinde ortodontik tedavi çok önemli. Çünkü dudak ve damak yarıkları yüz ile çiğneme sisteminde çok yönlü estetik ve işlevsel sorunlara neden oluyor.

á Bu tür hastalarda ağız ve burun arasında var olabilecek hava kaçakları ya da yumuşak damaktaki sorunlar nedeniyle konuşma bozuklukları da ortaya çıkıyor. Bu tür sorunlar, plastik cerrah, ortodontist ve konuşma tedavisi uzmanının uyumlu çalışmasıyla çözümlenebiliyor.

á Doğuştan damak yarığı vakalarında ameliyat, çocukların konuşmaya başladığı bir yaş civarında yapılabiliyor. Dudak-damak yarığında ameliyat zamanında yapılırsa, konuşma normal olabiliyor.

á Dudak-damak yarığı ameliyatları çok başarılı geçse ve bir yaşında yapılsa da çocuklarda konuşma problemi ortaya çıkabiliyor. Genizden konuşma veya artikülasyon bozukluğu konuşma terapisti ile tamamen düzeltilebiliyor.

Hürriyet

8 com

Son Yazılan Estetik Haberleri

En Çok Okunan Haberler

En Çok Yorum Yapılan Konular

Son Yorum Yapılanlar:

  • irem: merhaba ben 27 yaşında bir çocuk annesiyim doğumda bi hayli kilo aldım ve daha sonra verdim...
  • Zeynep: Mrb benim de sol gözümde bebeklikden beri göz tembelliği ve buna bağlı şaşılık var.....
  • gülcan: minimum 2.500den başlar 1.500 liraya garanti veriyoruz denilen yerlere güvenmeyin.bu iş...
  • volkan: kanki ayni problem bendede var bende 26 yasindayim hem dislerim bozuk hem de alt cenem...
  • Berde: Arkadaşlar merhaba, ben gruba yeni katıldım ve şimdi kendime kızıyorum daha önce neden...