HaberEstetik Menü

Türkiye’de trafik kazalarının sıklığını hepimiz biliriz.. İşte bu kazalar sonrası yine insanların yardımına estetik plastik ve rekonstrüktif cerrahi koşmaktadır.
Ameliyat
Yüz yaralanmasında hasar gören organlar
Yüz bölgesine gelen bir darbe hem deriye hem de yüzün derin yapılarına zarar verebilir. Yüz kemikleri, kafa kemikleri ve göz, ağız ve burunun kemik bölmeleri kırılabilir veya parçalanabilir. Yüz kemikleri genellikle ince lameller halinde plakalar şeklinde kemiklerdir. Kemikler sadece birbirleri ile birleşim yerlerinde, açılanma ve köşe yaptıkları yerlerde kalınlaşırlar. Ancak genelde yüz kemikleri çok sağlam ve dirençli kemikler değillerdir. Sadece alt çene kemiği çok sağlam ve kompakt bir kemik olup vücudumuzun en sağlam kemiklerinden biridir.

Kafa kemikleri ise yüz kemiklerine nazaran daha kalın, sert ve sağlam kemiklerdir. Darbe direkt olarak kafa kemiğine gelirse kafa kemiklerini kıracak sertlikte ve şiddette ise genellikle kafa kemiklerinde çatlaklar veya çökme kırıkları olur. Aynı darbe yüz kemiklerine doğru gelirse yüz kemikleri bundan daha çok etkilenir ancak beyin sarsıntısı olsa bile kafa kemiklerinde genellikle kırık oluşmaz.

Daha şiddetli olarak yüze gelen darbelerde de kafa kemikleri etkilenmeyebilir. Yüz kemiklerinin bu ince ve içi hava dolu boşlukları adeta kafaya gelen darbeleri absorbe (emerek) ederek kafa kemiklerine ve beyne gelecek darbenin şiddetini azaltır ve korur. Tabi yüz kemikleri bu darbelerden oldukça fazla hasar alırlar. Yüzdeki deri bütünlüğünün bozulmasından başka adale ve sinir kesileri de olabilir. Bunların yaralanmaları yüzde fonksiyonel kusurlara da yol açar. Göz kapakları, burun kanatları ve dudaklarda yaralandığında eğer basit kesiler ve sıyrıklar şeklinde değilse sabit eser niteliğinde izler kalabilir. Yüz siniri yaralanmalarında çeşitli derecelerde yüz felci gelişebilir.

Yüz siniri lifleri kökünden itibaren tam ayrılmışsa en iyi tedavi yöntemleri ile tecrübeli ellerde tedavi edilse dahi az da olsa bazı sekeller kalabilir. Tüm bu yaralanmalarda erken tedavinin yeri çok önemlidir. Yaralanmanın genişliğine bağlı olarak yüzdeki diğer organ ve yapıların da beraberce tedavisi gerekebilir.

Tedaviler
Bazı yüz yaralanmaları son derece küçüktürler ve cerrahi tedavi gerektirmezler. Küçük sıyrıklar yumuşak doku ezilmeleri ve yüzeyel sürtünmeler temizlik ve pansumandan daha fazla bir girişim gerektirmezler. Yüz yaralanmalarında erken tedavinin yeri çok önemlidir. Yaralanmanın genişliğine bağlı olarak kemik ve yumuşak doku onarımları ve diğer organ ve yapıların da beraberce tedavisi mümkün olan en erken dönemde yapılmalıdır. Yüz yaralanmalarının cerrahi tamirinin zamanlaması yüz kemiklerinin hızlıca iyileşmeye yatkın olması nedeniyle kritiktir.

Eğer tam kat cilt kesisi veya daha derin cilt altı, adale ve mukoza gibi yapılarda bütünlüğünü kaybetmişse bunların cerahi olarak onarımı gerekir. Kemikler kırılmışsa kırık her bir kemiğin tek tek yerine tutturulması gerekir. Eğer daha özel yapılar, yüz siniri, tükürük bezi kanalları, göz kapakları ve gözyaşı kanalları yaralanmışsa bunlar için daha özel yaklaşımlar gerekir.

Yüz yaralanmalarının cerrahi tedavisi parçalara ayrılmış yumuşak dokular veya kırılmış kemikler gibi zarar görmüş dokuların veya yer değiştirmiş dokuların onarımını içerir. Yüz yaralanmalarının cerrahi tedavisi ile bütünlüğü bozulmuş yüz yapılarının anormal iyileşmelerine bağlı oluşabilecek şekil bozukluklarının en aza indirilmesine çalışılır. Ne kadar erken dönemde tedavi gerçekleştirilirse oluşacak deformite, iz veya asimetriler o kadar az oluşacaktır.

Basit yaralanmaların tedavisini çeşitli cerrahi branş uzmanları yapabilir olsa da yüzün komplike ve ağır yaralanmalarının tedavisi plastik cerrahi uzmanları tarafından gerçekleştirilir. Yüz yaralanmalarının tedavisi sadece cilt kesilerini dikişle tutturmak değildir. Kırılan kemiklerin yerine tespit edilmesi, koparak yerinden ayrılmış ve eksik kalan kemiklerin yerine vücudun başka yerlerinden kemik nakli yapılması plastik cerrahi uzmanları tarafından yapılmaktadır.

Yine yumuşak doku kayıplarında doku eksikliklerinin giderilmesi ve ihtiyaca uygun doku nakilleri ancak yeterli eğitim almış plastik cerrahi uzmanları tarafından gerçekleştirilebilir. Bundan başka gözyaşı kanalı veya tükürük bezi kanalı kesileri mikrocerrahi yöntemlerle tamir edilebilir. Yüz siniri kesilerinde sinir uçlarının karşı karşıya getirilip dikilmesi yine mikrocerrahi eğitimi almış hekimlerce gerçekleştirilir. Göz küresi yaralanmalarında göz uzmanlarına, iç-orta kulak ve ciddi burun yaralanmalarında KBB uzmanlarına, kafa tabanı kırıklarında ve kafa – beyin yaralanmalarında beyin cerrahlarına ihtiyaç duyulur.

Duruma göre lokal yada genel anestezi uygulanır:
Cerrahi girişimler genel veya lokal anestezi ile yapılabilir. Yapacak girişimin büyüklüğüne göre lokal anestezi veya genel anestezi tercih edilir. Basit cilt kesilerinde lokal anestezi tercih edilebilir. Yaralanma küçük de olsa yaşı 10-12 den küçük çocuklarda genel anestezi düşünülür. Büyük ve komplike yaralanmalarda kaçınılmaz olarak genel anestezi tercih edilir.

Vücudumuzda kemik kırıklarının tespitinde genellikle metal plak ve vidalar kullanılmaktadır. Kol ve bacaklarımızdaki uzun kemiklerin tedavisinde daha güçlü ve uzun plak ve vidalar kullanılırken, yüz kemiklerinin tespitinde oldukça ince plaklar ve kısa vidalar kullanılır. Bu minik veya mikro plak ve vidalar genellikle dışardan elle hissedilmeyecek kadar küçüktürler. Bu materyallerin tespit özellikleri bir kaç 3-5 ay sonra tamamlanır. Bundan sonra bu metallerin çıkarılıp çıkarılmayacaklarına karar verilir.

Erişkinlerde bu metaller bir problem neden olmadıkları sürece çıkartılmazlar. Bazen enfeksiyon, gevşeme ve belirgin olma gibi nedenlerle çıkartılmaları gerekebilir. Çocuk yaş grubundaki hastalarda ise metal plak ve vidaların 1 yıl sonra çıkarılmaları gerekir. Büyüyen kemiklerin büyüme ivmesine eşlik edemeyeceği için bu metal plak ve vidalar çıkartılmalıdır. Böyle ikinci bir ameliyata gerek duyulmaması için çocuklarda eriyebilen plak ve vidalar kullanılır. Bu eriyebilen plak ve vidalar yerlerine tespit edildikten sonra 9-12 ay içinde erirler. Böylece çıkartma işlemine gerek kalmaz.

Her cerrahi girişim bir takım riskler içerir. Burada yüz yaralanmalarındaki cerrahi girişim risklerinin anlaşılması önemlidir. Cerrahi girişimde uygulanacak kişisel seçimler risklerin ve kazanılacak yararın karşılaştırılması sonucu elde edilir. Hastaların birçoğunda komplikasyonlar ile karşılaşılmamasına rağmen her bir yaralanma ile ilgili özel problemler görülebilir ve bunları doktorunuzla ameliyat öncesi dönemde tartışmalısınız.

8 com

Estetik Cerrahi: Hastanın daha estetik ve orantılı bir vücuda kavuşması için yapılan operasyonları içerir. İlgili vücut kısmı (burun, meme, karın) anatomik ve estetik ölçülere dayanarak daha mükemmel ve çevre konturlarla uyumlu hale getirilir. Bu cerrahide yağ enjeksiyonlarından ve çeşitli implantlardan yararlanılabilir.

Mikrocerrahi: Özel mikrocerrahi aletleriyle operasyon mikroskobu altında yapılan bir cerrahidir. Kopan el, ayak ve diğer dokuların yerine dikilmesi (replantasyon) bu cerrahi teknikle yapılabilir. Küçük çaplı damar ve sinirlerin dikilmesi sayesinde kopan organa işlevi yeniden kazandırıldığı gibi, bir defekte başka bir bölgeden dokuların transferi de olasıdır (Serbest flepler). Günümüzde 0,5 mm çapına kadar ince damar ve sinirler dikilebilmektedir.

Maksillofasiyal Cerrahi: Yüz kemiklerinin her türlü cerrahisi ile ilgilenir. Yüz kemik kırıkları, tümörleri, ortognatik düzeltmeler (çenelerin ileri veya geriye alınması), doğumsal yüz yarıkları düzeltilmesi bu alan içindedir.

Kraniofasiyal Cerrahi: Kafatası kemiklerindeki anormallikleri ve şekil bozukluklarını düzeltir. Doğumdan sonra fark edilen kafatası şekil bozuklukları (kule kafa, çekiç kafa, basık kafa) beyin gelişimini de olumsuz etkileyeceği için kraniofasiyal cerrahi sayesinde düzeltilir. Kafatası kemiklerinde sonradan oluşan defektler, şekli bozuklukları çeşitli otolog doku (başka bir yerden alınan kemik ve kıkırdak) veya alloplastik materyallerle onarılabilir.

El Cerrahisi: Eldeki travmatik (kesikler, ezilmeler, kopmalar) defektlerin, şekil ve fonksiyon bozukluklarının düzeltilmesi, doğumsal bozuklukların (parmak anomaliler, yapışık ve fazla parmaklar, yarık el, deforme el vb) düzeltilmesi, tendonların ve sinirlerin onarımı, el tümörleri, el yanıkları tedavisi el cerrahisi sayesinde yapılabilmektedir.

Endoskobik cerrahi: Endoskop yardımıyla yüz ve alın gerilmesi, meme protezi yerleştirme, sinir ve damar cerrahileri olası hale gelmiştir.

10 com

Estetik plastik cerrahi sağlık hizmetleri ayaktan ve yataklı tedavi hizmetleri olmak üzere iki koldan yürütülmektedir.

Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Anabilim Dalı, kaliteli sağlık hizmeti vermeyi, öğrenci ve araştırma görevlisi eğitimini en iyi biçimde sürdürmeyi ve uzmanlık alanında araştırmalar yaparak bilime katkıda bulunmayı temel amaç edinmiştir.

Anabilim Dalı olarak, bilimsel ve teknolojik gelişmeleri yakından izlemek ve uygulamakla yetinmeyip, katkıda bulunmayı hedef olarak görmekteyiz.

Ayaktan tedavi hizmetleri Trakya Üniversitesi Eğitim Araştırma Hastanesi poliklinikler bölümünde (D Blok) 1. katta, yataklı tedavi hizmetleri servisler bölümünde (A 3 Blok) 8. katta yürütülmektedir.

Poliklinikte öğretim üyeleri denetiminde araştırma görevlilerinin çalıştığı 2 muayene odasında hastalara hizmet verilmektedir.

Halen kliniğimizde her türlü rekonstrüktif ve estetik cerrahi operasyonu gerçekleştirilmektedir. Klasik operasyonlar dışında, mikrocerrahi, el cerrahisi, kranio-maksillofasiyal cerrahi ve endoskopik cerrahi için gerekli tüm olanaklar mevcuttur ve bu tür operasyonlar rutin olarak yapılmaktadır. Haftanın Pazartesi ve Çarşamba günleri operasyon yapılmaktadır.

Yataklı tedavi hizmetlerinin verildiği Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi servisimiz 1-2 kişilik odalarda 22, özel odalarda 7 olmak üzere 29 yatak kapasitesi ile hizmet vermektedir. Merkezi ameliyathanede Plastik,Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi ameliyatları için tam donanımlı bir oda bulunmakta gerektiğinde ikinci bir oda da kullanılabilmektedir.

İletişim Adres ve Telefonları
Trakya Üniversitesi
Tıp Fakültesi
Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı
22030 Edirne
Telefon : (284) 235 76 41

3 com

Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Selçuk Kihtir ve Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Tuğrul Kihtir, meme kanserinin cerrahi tedavisi konusunda sorularımızı yanıtladı:

Meme kanserinin cerrahi tedavisi nasıldır?
Son 10 yılda meme kanserinin cerrahi tedavisinde önemli değişiklikler oldu. Bugün meme dokusunun tamamının çıkarılması (mastektomi) yerine, sadece kanserli dokuyu çıkardığımız meme koruyucu cerrahi ön plana geçti.

Hastaya hangi durumlarda kemoterapi uygulanıyor veya cerrahi müdahele yapılıyor?
Hastaya kemoterapi verilip verilmemesine karar vermek, önemli bir konudur. Burada bilinmesi gereken, tümörün boyutları, koltuk altı lenf nodlarına sıçrayıp sıçramadığı ve metastazın olup olmadığıdır. Tümör boyutlarının çok büyük olduğu ve metastaz saptanan vakalarda, kemoterapi cerrahi müdahaleden önce verilebilir.

Hangi durumlarda meme tamamen alınıyor?
Geç teşhis nedeni ile büyük boyutlara ulaşmış tümörlerde, aynı memede birden fazla lokalizasyonda görülen tümörlerde ve bazı tümör patolojilerinde mastektomi hâlâ geçerli cerrahi metottur. Artık günümüzde çağdaş meme merkezlerinde, mastektomi sonrası plastik cerrahi departmanı ile ortak çalışarak meme dokusunun alındığı aynı seansta meme rekonstrüksiyonu da yapılabildiğinden, kadınların mastektomi sonrası gelişen psikolojik sorunları da minimuma indirilmiştir.

Meme rekonstrüksiyonu nedir?
Genellikle meme kanseri nedeniyle cerrahi olarak alınan memenin yeniden yapılmasıdır. Rekonstrüksiyon, silikon veya serum fizyolojik içeren protezler (implant) yardımıyla, ya da hastanın kendi dokusu kullanılarak (otojen) gerçekleştirilebilir. Bu, mastektomiden hemen sonra, hasta hiç uyanmadan yapılabileceği gibi; aylar, hatta yıllar sonra da yapılabilir.

Protez kullanılarak meme rekonstrüksiyonu nasıl gerçekleştirilir?
Teknik olarak, protezle yapılan rekonstrüksiyonlarda, alınan memenin derisi, doku genişletici bir protez yardımıyla 2-6 ay içinde serum fizyolojik yardımıyla genişletildikten sonra, kalıcı son protez yerleştirilir. Protezler silikonlu, serum fizyolojikli ya da bunların kombinasyonu olabilir. Benzer şekilde protezlerin değişik şekil ve büyüklükleri de mevcuttur. Protez kullanımında uygulanan yeni sayılabilecek bir diğer yöntem de, genişleyebilen protez kullanımıdır. Burada genişleyebilen protez ilk ameliyatta yerleştirildikten sonra, meme derisinin 2-3 ay içinde genişletilmesini izleyerek protez yerinde bırakılmaktadır. Bu yöntemde, kalıcı protezin yerleştirildiği ikinci ameliyat gereksiz kılınmaktadır.

Hastanın kendi dokuları kullanılarak meme yeniden yapılabilir mi? Evet. Teknik olarak, hastanın kendi dokusunun kullanıldığı (otojen) meme rekonstrüksiyonlarında, değişik dokulardan (flep) yararlanılabilir. Bunlar karın duvarı, sırt ve kalça bölgelerinden alınabilir. En sık uygulanan TRAM flep kullanımında, karın alt bölge derisi, altındaki fazla yağ ve kas dokusu ile birlikte meme bölgesine alınır ve ya köküne bağlı (pediküllü) olarak ya da serbest flep olarak mikrocerrahi yöntemle yerleştirilir. Burada hastanın kendi dokusu kullanıldığı için, hem doğal görünüm ve kıvamlı meme yapılabilmekte, hem de karındaki fazla deri-yağ dokusu giderilmektedir. Otojen meme rekonstrüksiyonu protez kullanılan rekonstrüksiyona kıyasla teknik olarak daha detaylı ve uzun bir girişimdir ve hastanede kalma süresi de 2-3 gün daha fazladır.

* Yeniden yapılan memenin diğer memeyle uyumu nasıl sağlanıyor?
Gerekmesi durumunda, her iki yöntemden sonra yaklaşık 2-3 ay içinde gerçekleştirilen 2. evre ameliyatında, diğer memenin genellikle ya yukarı kaldırılarak (mastopeksi) ya da şekillendirilerek yeni yapılan memeye uyumu sağlanır. Yine bu ameliyatta ya da 2-3 ay sonra gerçekleştirilen 3. evre ameliyatında, meme ucu yapılarak rekonstrüksiyona son verilir.

* İyileşme dönemi nasıldır?
Ameliyat süresi, ilk rekonstrüksiyon ameliyatlarında protez kullanımı için 1-2 saat, flep ameliyatı için 3-5 saattir ve genel anestezi altında uygulanır. Hastanede kalış süresi protez kullanımında 1-2 gün, flep kullanımında 3-5 gündür. İlk rekonstrüksiyonu izleyen girişimlerden sonra, genellikle hastanede kalmak gerekmez. İşe dönüş protez ameliyatından sonra yaklaşık 1-2 haftada, flep ameliyatından sonra 3-4 haftada olur. Ağır egzersizlere, protez kullanımından sonra yaklaşık 4-6 haftada, flep kullanımından sonra ise 6-8 haftada başlanabilir.

none

İnsanoğlunun kısmen ya da tamamen yüzünü gizleyerek sosyal hayatını sürdürmesi imkânsız. Peki yüz; yanık, trafik kazası ve bir tümör yüzünden ‘kimselerin görmesi istenmeyecek kadar’ bozulmuşsa’ ne olacak? Bu insanların, yeniden toplumla barışık hale gelebilmesi için neler yapılabilir? Bu ve benzeri soruların cevabını araştıran bilim adamları, elbette çözümün yüz derisinin değiştirilmesinde yattığını biliyorlardı.Yedi yıldır kişinin kendi derisinden yüz derisi üretme tekniği üzerinde çalışan Prof. Dr. Murat Topalan, bütün yüzü kaplayacak ebatta deri üretip nakletmeyi başardı.

Vücudun yakın bölgelerinden yüze deri nakledilmesi, küçük ebatlı deformasyonlarda bir ölçüde çözümdü. Yüzün büyük bir bölümü, yarısı ve hepsi söz konusu ise ihtiyaç duyulan deri nereden karşılanacaktı? 1997’de çekilen Face Off (Yüz Yüze) filmindeki gibi, tamamen bozulan bir yüze, bir kadavranın başından sıyrılan yüz derisinin nakli mümkün müydü? Tıbben başarılsa da etik ve hukukî boyutla ilgili tartışmalar nasıl aşılacaktı?

TEK PARÇADA YÜZ DERİSİ ÜRETTİ

Plastik cerrahları kadavradan yüz nakline zorlayan haklı sebepler vardı ortada. Çünkü yüz derisi kendine has bazı özelliklere sahipti. Bir defa incecikti. Rengi farklıydı. Ondaki pembelik vücudun başka yerlerinde yoktu. Üçüncüsü ise kan dolaşımı çok iyiydi. Alttaki kasların oluşturduğu jest ve mimiklerin hissedilmesine imkân tanıyordu. Yüz derisine en yakın renk boyun ve omuzlardaydı. Maalesef buralardan yüzü kaplayacak büyüklükte deri transferi mümkün değildi. Öte yandan renk benzerliğinin yanı sıra incelik ve iyi kan dolaşımı da son derece önemliydi. Zaten, boyun ve omuz haricindeki bölgelerden büyük deri parçası nakli sıralanan şartlar itibariyle hiç düşünülemezdi.

İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Plastik Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Topalan, 7 yılı aşkın bir süredir, kişinin kendi derisinden yüz derisi elde etme projesi üzerinde çalışıyor. Yaklaşık 50 hastasında başarılı sonuçlar aldığını söyleyen Topalan, önce yüzün büyük bir parçasını kaplayacak ebatta deri elde ediyor. Ardından yüzün yarısını örtecek deriyi üretiyor. Yarım yarım yüz derisinin tamamını yenilediği hastaları var. En sonunda yüzün genelini örten tek parça deriyi üretip bir hastasına başarıyla naklediyor. Hasta bir çocuk. Bir iki revizyon operasyonundan sonra gelişme kamuoyuyla paylaşılacak.

Türk plastik cerrahlarının, dünya bilimsel yayın sıralamasında, Japonların peşinden ikinci sırada yer aldığını dile getiren Prof. Topalan’ın geliştirdiği teknik, aslında ilk defa 1990’ların sonlarına doğru Prof. Dr. Onur Erol ve Prof. Dr. Mustafa Özbek tarafından literatüre kazandırılmış.

Topalan’ın ileriye götürdüğü teknikte omuz ve boyun derisi; yani kişinin kendi dokusu kullanılıyor. Bünyenin reddetme problemi yok. Dolayısıyla reddi önlemede kullanılan ve müthiş yan etkileri olan ilaçlara ihtiyaç duyulmuyor. Bazen beslenme ve dolaşım sorunu belirebiliyor. Yanık vakalarının çoğu çocuk. Teknik burada da avantaj sağlıyor. Yamanmış deri çocuk büyüdükçe, aynı miktarda esneyemiyor. Daima geri kalıyor. Yüzde bulunduğu konuma göre gözü ya da dudağı çekiyor. Kimi zaman yeni yama gerekebiliyor. Topalan’ın elde ederek yüze naklettiği derilerde sıralanan problemlerle karşılaşılmıyor. Çocukla birlikte gelişiyor deri.

DOKU REDDİ İMKANSIZ
Topalan, omuz derisi üzerinde yüz derisinin yapısal özelliklerine sahip yeni deri meydana geliş sürecini şöyle anlatıyor: “Ameliyatın iki büyük seansı var. Yüze nakledilecek derinin kan dolaşımının iyi olması gerekiyor. Bunu sağlamak için altına damar sistemi oluşturarak deriyi besliyorum.

Ön kolu besleyen damarlardan birini ön kol zarıyla birlikte alıyorum. Bunu mikrocerrahi yöntemle boyun damarlarına dikiyorum. Bunların altına da balon koyuyorum. Ameliyatın buraya kadarki bölümü başarılmışsa, balonu içine serum enjekte ederek şişiriyorum. Balon büyüdükçe omuzdaki deri de büyüyor ve inceliyor. Damar sistemiyle de besleniyor. Tıpkı hamilelikteki gibi büyüyor deri.”

Büyüme milimetrik hesaplarla gerçekleşiyor. Prof. Topalan, “Çok iyi mikrocerrah olacaksınız. Onarım mikrocerrahisi konseptiniz olacak. Çünkü öyle bir doku elde ediyorum ki, yüze taşıdığınızda ne yüzde az, ne de burada fazla kalıyor. Bire bir uyması lazım.” diyerek, bu noktadaki hassasiyete dikkat çekiyor. Ameliyatın ikinci büyük seansında balon çıkartılıyor. İncelirken damar sistemi de korunan deri, nakil yapılacak bölgeden sıyrılan bozuk derinin yerine yerleştiriliyor. Operasyon bittiğinde kolda ve omuzda ufak bir iz kalıyor.

Topalan’ın tek parçada yüz derisini yenilediği çocuk hastanın adı Sinem Köroğlu. 25 Mart 2004 tarihinde Erzurum Aşkale’yi sarsan deprem sonrası ahali çadırlara taşınır. Ablası Bedriye’nin ışığında ders çalıştığı mum yüzünden çadırda yangın çıkar. Bedriye’nin vefat ettiği olayda, Sinem’in yüzü tamamen yanar. Sinem’e İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde göz ameliyatı yapılır. Prof. Topalan, yanık tedavisi amacıyla fakültesine getirilen Sinem’e tam yüz derisi geliştirmeye karar verir.

Topalan’ın ilk defa Sinem’de yüzün tümünü tek parçada değiştirmeyi başardığı teknik, yarım yüz nakillerinden bir iki noktada ayrılıyor. Birincisi, yeni deri dokusu üretmek amacıyla damar ve zar ön kol yerine karından temin ediliyor. Karın zarının tercih sebebi, damar açısından bir hayli zengin oluşu. İkincisi ise, derinin omuzda değil, boyunda üretilmesi. Karın zarı boyun derisinin altına yerleştiriliyor. Deri göğüs duvarında büyütülüyor. İşlemin gerisi yarım yüz deri üretimindekinin, yani omuzdakinin aynı.

Prof. Topalan, kadavradan yüz nakline etik tartışmalar bir tarafa, beraberinde getirdiği riskler sebebiyle karşı çıkıyor. İlk önce ciddi oranda derinin reddedilme riski söz konusu. Bazı ilaçlarla bağışıklık sistemi baskılanarak ret engelleniyor. Ama bu ilaçların yan etkileri de kişinin sağlığı açısından risk taşıyor. Nakledilen kalp ise kişi ilaçların yan etkileriyle yaşamaya mecbur. Topalan’a göre yüz naklinde böyle bir mecburiyet yok. Kadavradan nakil için en azından mecburen faydalanılan ilaçların yan etkilerinin minimuma indirilmesi beklenmeli. El ve kol nakledilen bazı kişilerin ilaçları kestiği ve organların geriye alınmasını istediği unutulmamalı.

KADAVRADAN NAKİL ÇALIŞMALARI
Topalan’ın tekniğini geliştirmesiyle, dünyadaki kadavradan yüz nakli çalışmaları eş zamanlı yürüyor. Rahatlıkla Türkiye’deki uzmanların da imza atabileceği dünyanın ilk kısmî yüz nakli Kasım 2000’de Fransa’da yapıldı. Köpeğinin saldırısıyla yüzü parçalanan Isabelle Dinoire, operasyondan 2,5 ay sonra karşılarına çıktığı basın mensuplarına, burnunu, ağzını ve dudaklarını hissedebildiğini söylüyordu. Doktorları ise sıvı gıdalar tüketen 38 yaşındaki hastanın çok kısa bir sürede normal beslenmeye geçeceğini kaydediyorlardı. Operasyonda Dinoire’ye ağız, burun ve çene nakledilmişti.

İkinci kısmî yüz nakli haberi Nisan 2006’da Çin’den geldi. Nakilden iki yıl önce bir ayının yüzünü parçaladığı Li Guosing’e, beyin ölümü gerçekleşen bir erkeğin yüzünün dörtte üçü transfer ediliyor. Yeni Çin Haber Ajansı’nın haberinde, hastaya bünyenin yeni yüzü reddetmemesi için ilaç tedavisi uygulanacağı ve yüze alışma sürecinde de psikolojik destek sağlanacağı bilgisine yer veriliyordu.

Şimdi de tam yüz nakli üzerinde çalışmalar yürütülüyor. Prof. Peter Butler başkanlığındaki ekip, İngiltere’deki Royal Free Hastanesi Etik Kurulu’ndan operasyon izni aldı. Butler, yaklaşık 15 yıldır bu projeye kafa yoruyor. 2005’te verilen hasta seçme izni akabinde başvuran 29 kişiden 5’ini belirleyen Butler, operasyonda, hastanın önceki yüzü ve kadavranın yüzü karşılaştırıldığında, melez bir yüz oluşacağını kaydediyor. Prof. Topalan, bu çalışmaların çok zor rutin tedaviye dönüşebileceğini söyleyerek, ‘ilk biz yaptık’ kaygısının öne çıktığına inanıyor.

FAKÜLTEDE 20 YILDIR ESTETİK CERRAHİ YAPMADIM…

-Sizden önce iki Türk profesörünün literatüre kazandırdığı tekniğe niye sizin haricinizdeki plastik cerrahlar pek ilgi duymuyor? Siz hangi yenilikleri getirdiniz?

Teknik belli bir sayıdaki çalışmadan sonra bırakılmış. Bir kere bu konuda çok tecrübeliyim. Her türlü sorunu çözebiliyorum. Çok hızlı yapabiliyorum ameliyatları. Tekniği yüzün her bölgesine uygulanabilecek, yüzün yarısını örtebilecek hale getirdim. Var olan bir şeyi genişlettik. Yüzün her iki tarafını değiştirdiğimiz hasta grupları var. Ciddi pediatrik yani çocuk hasta gruplarım var. Bunun dışında bütün yüzü tek parça doku ile örtme çalışması yaptım ve bir hastada başarılı oldum. Bu yeni bir teknik. Ameliyat konsepti aynı, ama hazırladığım doku teknik olarak farklı. Elde edilmiş yeni bir doku bu. Yine hastanın kendi vücut derisini kullanıyorum. Bütün yüzü kaplayacak bir deri vücutta yok.

-Elde edilmiş yeni bir doku derken neyi kastediyorsunuz?
Hiçbir zaman yoktan bir şey yapılmış değil. Plastik cerrahinin farklı disiplinlerini yapabilmeniz lazım. Zorluğu buradan kaynaklanıyor tekniğin. Pek çok plastik cerrah yapabilir ama bu bir uğraşı alanı. Zor ve hasta grubu farklı. Maddi imkânları zor bir hasta grubu. Tedavi çok uzun sürüyor. Neticelerini çok sonra alma şansı var. Ameliyatlar da teknik olarak zor. Plastik cerrahinde o kadar çok iç disiplin var ki. Özel ilgi alanı kabul etmesi gerekiyor hekimin. Çok keyif alıyorum ama ben de zorlanıyorum. Ameliyatlar bir iki yıl sürüyor. İki üç ameliyat gerekiyor.

-Estetik cerrahiye göre daha zor bir iş öyle mi?
Tam öyle bir şey kastetmiyorum kesinlikle. Dışarıda estetik cerrahiden para kazanıyorum. Ama üniversitede 1986’dan beri onarım mikrocerrahisi yapıyorum. Fakültede 20 yıldır estetik cerrahi ameliyatı yapmadım. Bu yapmayacağım anlamına gelmez. Vaktim olmadı. Böyle bir misyonum var. Otururken poliklinikte çocuk getirdiklerinde ayağı parçalanmış kesilecek, her şeyi bırakıyor, onu alıyorum. İnsanları topluma kazandırabiliyoruz. Ama belli bir yere kadar gidebiliyoruz. Bahsettiğim yöntemlerle tedavi ettiğim hasta sayısı 50’yi buldu. Tedavisi devam edenleri saymıyorum. Bir hastadan iki seneden önce tam sonuç elde edemiyorsunuz. Ama şunu da söyleyeyim, estetik cerrahi konseptiniz olmazsa bu ameliyatları da yapamazsınız.

Aksiyon Dergisi

22 com

Estetik cerrahi var olanı güzelleştirmekle kalmıyor sonradan kaybedilen uzuvlar içinde hizmet ediyor.

Başlıca yeniden onarım hizmetleri:

El kopmaları
Parmak kopmaları
Saçlı derinin tamamen sıyrılıp kopması
Kulak kopması
Penis kopması

Memesi sonradan kanser veya kaza nedeniyle yok olmuş hastaya meme rekonstrüksiyonu

Trafik kazalarında yüz yaralanmaları, yüz kırıkları, gövde, kol, bacaklardaki doku kayıpları

Silahlı yüz yaralanmaları

Yanığa bağlı bütün vücutta meydana gelebilecek yaralar

Büyük doku kayıplarının tamiri

Yüzdeki urlar (kulak, dudak, alın v.s.)

Gövde, kol ve bacaklardaki deri urları

Seks organlarının yapımı

Organ kopmalarında Mikrocerrahi yöntemi ile tekrar bu organın yerine takılması..

Ayrıca doğuştan olan kusurlarıda düzeltmektedir:

Parmakların yapışık olması
Doguştan yüzde ve gövdede hemanjiom ve diğer urlar
Göz kapaklarındaki çeşitli bozukluklar
Seks organları yokluğu
Yüz ve kafadaki ileri derecede şekil bozuklukları
Memesi teşekkül etmemiş olan hastaya meme rekonstrüksiyonu
Dudak damak yarığı
Kulak yokluğu
Burun yokluğu

7 com

Saç dökülmesinin nedeni testesteron hormonuna duyarlı saç kökleridir. Bu da kalıtsal olarak anne ve babadan geçiş gösterir. Kadınlarda bu hormonun düzeyi düşük olduğundan erkek tipi saç dökülmesi kadınlarda az rastlanılmaktadır. Ancak testesteron hormonunun aşırı salgılandığı bazı hastalıklarda da kadınlarda erkek tipi saç dökülmesi görebiliyoruz.

Sizin yöntemin bildiğimiz saç ekme yöntemlerinden farkı ne?

Saç köklerini iki türlü alabiliriz. Birincisi ve en yaygın olan klasik yöntemde saçlar enseden bir şerit halinde küçük bir cerrahi işlemle alınır. Alınan yerde saçlar üzerine tarandığı için hiç fark edilmeyen ince bir dikiş izi oluşur. İşlem 4-5 saat kadar sürer. İkinci yöntem yani ‘foliküler ünite extractionu’nda saç kökleri sadece enseden değil vücudun başka bölgelerinden de tek tek alınır. Burada dikiş izi oluşması söz konusu değildir. Özellikle saçların alındığı bölgede iyileşme ilk yönteme göre daha hızlı olmaktadır.

Yöntemi nasıl uyguluyorsunuz? Anestezi yapıyor musunuz?

Saç nakli işlemi lokal anestezi altında yapılır. İşlem sırasında bir ağrı sızı söz konusu değildir.

Ense saçından başka kıllı bölgelerden de greft kullanıyor musunuz? Ne kadar başarılı sonuç veriyor?

Eğer verici alan yeterli değilse sadece ‘FUE’ dediğimiz yani köklerin tek tek alındığı teknikle baş dışında vücudun başka bölgelerinden de kök almak mümkündür. İlk olarak ense bölümündeki saçlar tercih edilmelidir. Burada enteresan olan göğüs ya da sırttan alınan kılların kafaya ekildikten sonra saç gibi uzayabilmeleri ve göğüstekinden daha uzun bir noktaya gelmeleridir.

Kadınlara da saç ekme operasyonu yapıyor musunuz? Başarı oranları nedir?

Kadınlara da saç nakli yapılabilir.Yaklaşık 10 hastadan 1-2 si kadındır diyebiliriz. Ancak bu kişilerin çok iyi seçilmesi ve doğru yönlendirilmesi önemlidir. Kadın tipi saç dökülmesinde ense saçlarında da dökülme meydana geldiğinden bazı durumlara ekimi önermeyebiliyoruz. Ayrıca yara ve yanık dokusu gibi alanların üzerine de saç nakli yapılabilmekte.

Saç ne kadar zamanda çıkıyor?

Ekilen saçlar 3 ay kadar sonra çıkmaya başlar 6-8 ay sonra tamamı uzar.

Saçı ekilenlerin özellikle dikkat etmesi gereken kurallar nedir?

Ekilen saçların dökülmesi mümkün değildir. Bunlar diğer saçlar gibi uzamaya devam ederler. Kuaförünüzde kestirebilir, boyatabilirsiniz. Özel bir bakıma ihtiyaçları yoktur. İşlemin hemen ertesi günü yıkama işlemi başlar. Bandaj ya da yıkamama gibi bir durum söz konusu değildir. İşlemden 6 hafta sonra saçlarınızı boyatabilirsiniz.

Ekilen saçların çıkmama olasılığı nedir? Bunu etkileyen faktörler?

Ekilen saçların çıkmaması söz konusu değildir. Burada önemli olan saçın nasıl ekildiği, uzadıktan sonra doğal bir görünüm sergileyip sergilemeyeceğidir. Bu da tamamen ekimi gerçekleştiren kişinin tecrübesine ve estetik yeteneğine bağlıdır. Maalesef çok kötü yapılmış bir saç ekimi geriye dönülmesi imkansız görüntülere sebep olabilmektedir. Yara ve yanık dokularında eğer dokunun kan dolaşımı azalmış ise ekilen saçların bazılarında kayıplar meydana gelebilmektedir. Yine her mikrocerrahi işlemde olduğu gibi sigara da kan dolaşımını olumsuz etkilemekte bazı greftlere zarar verebilmektedir. İşlem sonrası kişinin başını sert bir zemine çarpması yeni ekilmiş köklerin çıkmamasına neden olabilir. Değişikliğin yavaş olması bir çok kişi tarafından tercih edilen bir yönüdür.

Hazırlayan:Mesude ERŞAN

11 com

Son Yazılan Estetik Haberleri

En Çok Okunan Haberler

En Çok Yorum Yapılan Konular

Son Yorum Yapılanlar:

  • irem: merhaba ben 27 yaşında bir çocuk annesiyim doğumda bi hayli kilo aldım ve daha sonra verdim...
  • Zeynep: Mrb benim de sol gözümde bebeklikden beri göz tembelliği ve buna bağlı şaşılık var.....
  • gülcan: minimum 2.500den başlar 1.500 liraya garanti veriyoruz denilen yerlere güvenmeyin.bu iş...
  • volkan: kanki ayni problem bendede var bende 26 yasindayim hem dislerim bozuk hem de alt cenem...
  • Berde: Arkadaşlar merhaba, ben gruba yeni katıldım ve şimdi kendime kızıyorum daha önce neden...