HaberEstetik Menü

Kozmetik Firması Vichy, tüm kadınlara en etkin incelme olanaklarını sunmak üzere, Vichy Laboratuarları’nda geliştirdiği Lipometric ile bayanları yaza hazırlıyor. Yeni ürün, vücudu yeniden biçimlendirmenin yanı sıra vücut silüetinin tüm kıvrımları da düzene sokuyor.
Lipometric, Türkiye Kozmetik Araştırmacılar Derneği Başkanı Dermatolog Dr. Erçin Özüntürk ve Ayurveda Uzmanı ve Aile Hekimi Dr. Ender Saraç’ın katıldığı basın toplantısında tanıtıldı.
Ayurveda Uzmanı ve Aile Hekimi Dr. Ender Saraç, sağlıklı bir vücut için doğal beslenme ile birlikte vücut şekillendiricilerinin kullanılmasını önerdi. Son yıllarda inceltici, sıkılaştırıcı ürünlere güvenin azaldığını belirten Dr. Ender Saraç, doğal bitkisel özler içeren vücut şekillendiricilerinin kullanılmasının önemini vurguladı. İnceltici ve sıkılaştırıcı Vichy Lipo.metric’in tek başına kullanıldığında da çok etkili bir ürün olduğunu, doğru yaşam biçimiyle birleştirildiğinde ise daha hızlı sonuçlar alınacağının altını çizdi.
Türkiye Kozmetik Araştırmacılar Derneği Başkanı Dermatolog Dr. Erçin Özüntürk ise, deniz rezenesi, soya proteinleri gibi doğal aktif maddeler içeren ürünün yağ boşaltımını hızlandırdığını ve peeling özelliği sayesinde derinin alt katmanlarına kadar inebildiğini belirtti.

Zengin ve Doğal Formül!

Vichy Lipometric, bölgesel fazlalıkların atılmasına yardımcı olan çift inceltici etkili Adrenaliz-S ve cilt yüzeyini sıkılaştırarak tekrar şekillendiren Aminokine-G ile cildin silüetini düzeltiyor ve sıkılaştırıyor.

Çift inceltici etkiye sahip Adrenaliz-S, depolanmış yağların atılmasının yanı sıra pre-adipositlerin aktif depolama hücrelerine dönüşümünü durdurmaya yarıyor. 4 yıl süren ve 2 Nobel Ödülü alan ileri düzeyde araştırmaların sonucu olan AdrenalizTM yeni bir aktifin katılımı ile daha zengin hale geldi. Sahillerde kayalıkların içinde yetişen bir bitki olan Rock Samphire, suyun içinde kalmamakla birlikte düzenli olarak deniz kökenli besinlerden yararlanıyor. Halk arasında deniz rezenesi olarak da bilinen ve pre-adipositlerin olgun adipositlere dönüşümüne engel olduğu kanıtlanan Rock Samphire, Vichy Laboratuarları’nda yağ hücrelerinin sayısal olarak çoğalmasını sınırlamak üzere formüle katıldı.
Silüetin yeniden şekillenmesi ve cildin sıkılaşmasını sağlayan Aminokine-G ise cilt yüzeyinin yeniden şekillenmesi için kolajen liflerinin sentezini aktif hale getiriyor. Özel olarak kolajen lifler üzerinde etkin olan Aminokine-G, cilt yüzeyi sıkılaştırarak tekrar şekillendiriyor.

Etkisi Klinik Çalışmalarla Kanıtlı

Vichy Laboratuarları tarafından test edilen bu ürünün, inceltici ve sıkılaştırıcı etkinlik ortalamaları da kanıtlandı. Bel çevresinin ölçüsünde incelme, basenlerde incelme, diz çevresinde incelme ve selülit görünümünde belirgin azalma sağlayan ürün, yeniden biçimlendirme ile birlikte, vücut silüetinin tüm kıvrımları da düzene sokuyor. 4 hafta kullanım sonrasında 50 kadın üzerinde gerçekleştirilen klinik çalışmanın sonucunda, katılımcılar ciltleriyle ilgili kişisel değerlendirmelerinde yüzde 92 oranında daha yumuşak, yüzde 81 oranında daha düzgün, yüzde 87 oranında da daha kadifemsi bir cilde sahip olduklarını belirttiler.
Kadınlardan yüzde 98′i ürünün hızla emildiğini, yüzde 90′ı yağlı ya da yapışkan olmadığını, yüzde 88′i ise giysilerin hemen giyilmesine olanak tanıdığını söylediler.

Merak Edilen Soruların Yanıtları:

Kadınlar neden incelmek istiyor?
Kadınların incelme istekleri; hem somut hem de fizyolojik yarar beklentilerini kapsıyor. İncelme kararı genellikle vücudun şeklini yeniden biçimlendirme ve vücudu yeniden enerji ile doldurma isteği beraberinde ortaya çıkıyor. Bölgesel fazlalıklardan kurtulmak, cildi dinçleştirmek. Her kadın için, incelmek bir mükemmellik arayışı. Hayatını değiştirmek yönündeki en yüksek hayali. Çok daha dengeli bir hayat ile ilgili umutlar ve kayıp gençliği yeniden bulma hayalleri. Genellikle incelme kararı yüksek bir hassasiyet döneminin başlangıcını da tetiklemekte; bu kadınlara kendilerini şımartma ve kendilerine bakma yönünde güçlü bir istek veriyor.Bu nedenle incelme süreci yaşama çok daha iyimser bir bakışı da beraberinde getiriyor, bu genellikle taşkınlık derecesinde bir sevinç ve mutluluk ile birlikte ortaya çıkıyor.

İncelme kararını aldıktan sonra, kadınlar hangi engeller ile karşılaşıyor?
İncelme arzusu bir defa kabul edildikten sonra, kadınlar engellerle uzayıp giden bir yol ile karşılaşıyor. İncelme programı çerçevesinde hayatlarının büyük bir bölümünü organize etme ve buna bütünüyle yeni bir bütçe ayırma ihtiyacı birçok kadını bitkin düşürüyor ve hatta hayal kırıklığı hislerine de neden oluyor. Bu kadar çok sayıda kısıtlama, çoğu defa kadınları çok hassas bir hale getiriyor ve kesin amaçlarını başarma konusunda motivasyonlarını korumalarını giderek zorlaştırıyor. İncelme bu anlamda zorlayıcı bir serüven çünkü her kadın bu konuda başarılı olmayı çok istiyor. Bunu başarmak için desteğe ihtiyaçları var.

İnceltici ürünlere karşı güven kaybı neden oluştu?
Kürün başlangıcında kadınlar motivasyon dolu oluyor. Ürünlerin abartılı vaatlerine bakarak, ürünü titizlikle uyguluyorlar. Ancak her gün tekrarlanması gereken hareketler zorlayıcı oluyor; bazen ürün dokuları yapışkan kalıyor. Kadınlar kısa süre içinde yorulup bıkıyor ve giderek ürünleri daha düzensiz biçimde kullanmaya başlıyorlar. Düzenli uygulamadan uzaklaşınca, bekledikleri sonuçlara ulaşamıyorlar. Kaçınılmaz olarak, ürünün etkinliğinden kuşku duymaya başlıyorlar; artık ürünün başlangıçtaki abartılı vaatlerine karşın hiçbir güvenilirliği kalmıyor. Tüm bu süre boyunca, incelme şanslarını kullanırken yararlandıkları vasıtaların elverişsizliği nedeniyle umutlarını yitiriyor ve henüz süre tamamlanmadan kullanımı bırakıyorlar. Ancak sonunda bu başarısızlığı kendi disiplinsizliklerine bağlarlar ve er ya da geç yeniden motivasyon kazanıyor ve yeniden başlıyorlar.

Kilo alma nasıl gerçekleşiyor?
Dünyada bir milyar kadar yetişkinin kilo fazlası bulunmaktadır; bunlardan 300 milyonu obez’dir. Dünyada obezitenin artışı artık başlı başına bir halk sağlığı sorunu haline gelmiştir. Bu nedenle birçok devlet adipoz dokunun işleyişini incelemek üzere araştırma bütçeleri ayırıyorlar. Adipoz doku ‘akıllı’ bir dokudur. Yağ depolama ihtiyaçlarına göre yeniden organize olma yeteneğindedir. Adipoz doku yağları hücrelerde depolamakla ve bunları doğrusal biçimde büyütmekle yetinmemektedir. Ayrıca yağ depolama kapasitesini arttırmak üzere, henüz bekleme aşamasında bulunan hücreleri, yani pre-adipositleri harekete geçirme yeteneğine de sahiptir. İşte bu faktörlerin bir araya gelmesi, adipoz doku hacminin artışına yol açabilmektedir.
Her olgun yağ hücresi ya da adiposit yağ depolayabilir ve olağan hacminin 60 katına dek genişleyebilir. Adiposit doygunluk noktasına vardığında geçiş döneminde bulunan yağ hücreleri olan pre-adipositleri harekete geçirebilir ve bunlar da yağ depolamaya ve şişmeye başlarlar. Bu şişme olgusu alt deri üzerinde basınca neden olur ve cildin yüzeyinin deforme olmasına yol açan faktörler arasındadır. Kolajen lifleri cildin bu yeni hacme uyum sağlamasını mümkün kılmak için yeniden organize olurlar.

Bölgesel fazlalık sorunları olan bayanlar başka hangi yollara başvuruyor?
Estetik prosedürlerin gelişimi liposüksiyon sonuçlarının ve yağlı hacmi hızlı bir biçimde azaltmayı amaçlayan diğer tekniklerin kalitesinin bunların yeni prosedürler ile bir araya getirilmesi sonucu optimal hale getirilebileceğini göstermektedir.
Kişinin siluetinin netlik kazanması ve cildin gerginliğini yeniden kazanması için, IPL (Intense Pulse Light – Yoğun Biçimde Atan Işık Tekniği) gibi yeni bir teknik, mevcut cilt sıkılığını artırmak üzere, alt deri düzeyinde uyarılar ile yeni kolajen liflerinin üretimini sağlayabilmekte. Bu yolla mevcut cilt dokusu ağı yeniden gerginleştiriliyor.
Doğru biçimde incelmek için, bölgesel fazlalıklar üzerinde ve cildin yüzeyinde çalışmak gereklidir.

35 com

Hydro Peel Nedir?
Hızlı, acısız, lekesiz, ameliyatsız, herhangi bir kimyasal madde kullanmadan nazikçe yapılan doğal peeling yöntemidir.Diğer peeling yöntemleri kadar tesirli ve yan etkisi yoktur.Ciltteki ilk uygulamadan itibaren ayırtedilebilir bir yumuşaklık sağlar.Ayrıca şeffaf ve parlak bir cilde sahip olmak için en yeni cilt bakımı yöntemi olmakla birlikte yüksek basınçlarda hekimler tarafından uygulanan acısız leke yapmayan nazik peeling tedavisidir.

Arındırır
Cildinizin doğal güzelliğini engelleyen , ölü hücre tabakasını cildinizden uzaklaştırırken cilt detoxu yapar.

Nemlendirir
Cildinizi soğutan ve rahatlatan hydro akımlarla cildin nemlendirilmesini ve hidrate edilmesini sağlar.

Nefes Aldırır
Cildin en alt tabakasına kadar oksijen göndererek derin temizlik yapar.

Sıkılaştırır
Yeni kolajen üretimine yardımcı olarak yılların ve yerçekiminin yarattığı sarkmalarda anti-aging etki sağlar.

Mucize cihaz Hydropeel hakkında videoyu aşağıdaki adresten izleyebilirsiniz:

none

Bilim dünyası sonsuzlukla eşdeğer. Biz şimdi 2004 yılını yazarken, sorularına yıllardır cevap arayan bilim adamları yeni moleküller keşfetti, yaşlanan hücrelere yeniden yaşama şansı verecek buluşlara imza attı ve tıbbi yöntemlerin yerine kozmetik alternatifler geliştirdi. Anti-ageing araştırmaları kozmetik dünyasına öylesine nüfuz etti ki, bugüne dek kimsenin krem kutularında görmediği bir teknolojiyi barındırır hale geldi. Dünya kozmetik devlerinden Lancome ve Helena Rubinstein’in cilt araştırmacılarının mimik izlerinin oluşumunu engelleyen buluşlarının üzerinden tam olarak 10 yıl geçti.

KOZMETİKLERİN KIRIŞIKLIK SAVAŞI SON HIZ SÜRÜYOR

İlk izler 25-30 yaş arasında dudak çevresinde görülürken, 35’ten itibaren alın bölgesi giderek derinleşen izlerden nasibini alıyor. 40 yaşında ise mimik çizgileri yüzde artık belirgin bir şekilde kendini göstermeye başlıyor. Modern kadının kalbini ‘Face Sculpture’ ve ‘Collagenist’ adlı iki kremiyle fetheden Helena Rubinstein’dan sonra cilt yaşlanmasına estetik bir çözüm de tıp dünyasından geldi. Sinir uçlarını zehirli iğneyle geçici olarak felç eden botoks yöntemini artık krem olarak kadınların hizmetine sunacak kadar iddialılar. Serum ve krem olarak satışa sunulan ‘Expressionist’in içeriğindeki ‘B-Neutrox’, sadece ciltteki hücre kaslarının mikro kasılmalarını bertaraf etmekle kalmıyor aynı zamanda cildin elastikiyeti üzerinde etkili olmasını sağlıyor. ‘B-Neutrox’un misyonu; kalsiyumun fibro liflere alımını engellemek. Kalsiyumu bloke etmesinin yanı sıra ‘B-Neutrox’ hücrelerin enerji kaybını azaltıcı özelliğiyle öne çıkıyor. Önlem de yaşlılığın engellenmesinde en önemli adımlardan biri. Lancôme, cildin gevşemesi için hücrelerin derinliklerine mineral ve bitkisel içerikler gönderiyor: Bu yeni biyolojik kompleks ‘D-Contraksol’ fibrik dokulara relaks emri veriyor. Buna ek olarak ‘Resulotion’, optik bir kırışıklık doldurucu olan ‘Skin Fibre’ içeriyor. Uzunluğu 10 kilometreyi bulan liflerin ağırlığı 1 gram bile olmazken, cilt yüzeyini anında gerginleştiren kadifemsi bir mikro ağ oluşturuyor. Christian Dior laboratuvarları araştırmacıları da, araştırmaları sırasında bilinmedik dünyaların kapılarını aralamaya devam ediyorlar. Lyon Üniversitesi ve plastik cerrahi uzmanlarıyla yaptıkları çalışmalarda kırışıklıklar ilk kez moleküler düzeyde araştırıldı. Bunun anlamı, bugüne dek kırışıklıklar üzerinde doğrudan hangi ortamların etkili olduğu bilinmiyordu. Kırışıklıkları oluşturan anahtar belirtiler keşfedildi. Ve Dior’un kırışıklıklara cevabı ‘Capture R 60-80’ oldu. Anında ve uzun vadeli etkisiyle, içinde barındırdığı yeni teknoloji sayesinde cildin gergin görünümünü korumasına yardımcı oluyor. Sürüldüğü andan itiraben yaklaşık 60 dakika içinde etkisini gösteriyor.

Botoks’un kullanıldığı diğer alanlar

VAGİNİSMUS SORUNLARINDA

Vaginismus, vajina çıkışını çevreleyen kasların istemdışı kasılması olarak tanımlanıyor. Aslında psikolojik temeli olan bir seksüel bozukluk. Bu kasların kontraksiyonu (kasılması) cinsel birleşmeyi ya ileri derecede ağrılı, ya da olanaksız kılıyor. Son yıllarda, diğer birçok distonik bozuklukta olduğu gibi vajinismusun tedavisinde de botulinum toksinin kullanılması gündeme geldi. Bu amaçla vajinayı çevreleyen iki kasa botoks enjekte ediliyor. Bugüne dek pek çok olguda ikinci bir enjeksiyona gerek kalmadan tek uygulamayla iyileşme sağlanmış. Yine de botoks uygulaması henüz standart vajinismus tedavileri arasına girmedi. Amerika Birleşik Devletleri’nde de, vajinismusta kullanımı için henüz FDA onayı yok. Ancak kullanılan vakalardaki sonuçların oldukça başarılı, tedavi süresinin de kısa ve etkili olması önümüzdeki yıllarda botoks’un vajinismus tedavisinde daha sık kullanılacağını düşündürüyor.

AŞIRI TERLEMEDE

Prof. Dr.Ertuğrul Aydemir (İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dermatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi )

Terleme insan vücudunun ısı düzenlemesini sağlama amacıyla kullandığı önemli ve çok yararlı bir sistem. Ancak bazı durumlarda terlemenin boyutu vücudun gereksiminin çok üzerinde olabiliyor. Bu şekilde normalin çok üzerindeki terlemelere ‘hiperhidrozis’ adı veriliyor. Hiperhidrozun genel ve bölgesel olmak üzere iki tipi var. Daha sık gördüğümüz ve hastalar için başlı başına sorun olan bölgesel terlemeler. Bölgesel terlemede en çok tutulan ve sorun olan bölgeler koltuk altları, avuç içi ayak tabanları ve daha seyrek olarak kasıklar. Koltuk altı terlemelerinde giysilerin ıslanması, ter kokusu gelişmesi en önemli sorunlar olarak karşımıza çıkıyor. Bu sorun kişinin sosyal, kişisel, duygusal ilişkilerini çok önemli ölçüde etkiler ve yaşam kalitesini bozuyor. Avuç içi terlemelerinde ise yazı yazarken kağıtlar ıslanır, el sıkışırken rahatsızlık ve el kurulama gereği hissedilir, ayak terlemelerinde ayaklar, çoraplar ve ayakkabıların ıslanmasının yanı sıra ayak kokuları da çok rahatsız edicidir ve her ikisi de sosyal ve bireysel ilişkileri, iş veya okul verimini düşürür ve yaşam kalitesi üzerinde çok olumsuz etki yapar. Koku doğrudan terin kendisine ait değildir, terli ve nemli ortamda çoğalan bakterilerin yumuşayan deriyi parçalamasıyla ortaya çıkar. Yeni bir tedavi yöntemi olan ‘Botulinyum Toksini’ terleyen bölgeye deri içerisine uygulanıyor. Yıllardır başka nedenlerle güvenle kullanılan bu ürün, ter bezlerine ulaşan sinirleri geçici bir süre bloke ederek ter üretim ve atımını engelliyor. Etkisi genellikle 72 saat sonra başlıyor ve 6-8 ay gibi bir iyilik hali sağlıyor, bazen bu süre daha uzun da olabiliyor.

Yeniden uygulanmasında da hiçbir sakınca bulunmuyor. Koltuk altında uygulama çok rahattır, fazla ağrı yapmıyor ve bir anestezi uygulaması gerektirmiyor. Buna karşılık avuç içi ve özellikle ayak tabanı uygulamalarının lokal anesteziklerle desteklenmesi gerekiyor. Yan etkileri, hekim elinde ve kontrollu kullanıldığı sürece çok sınırlı ve geçici.

Krem botoks etkisini uzatır

Dr. Arzu Erdener (CosmoLazer Estetik Merkezi)

Bu tip kremler genelde uzun sürede etki ediyorlar. Bir kere sürmeyle kişinin kırışıklığı yok olmuyor. Ama oluşmuş olan kırışıklıkları uzun vadede biraz daha hoş bir görüntüye dönüştürebiliyor. Sonuçta ciltte oluşmuş kırışıklıklığı botoks gibi yok etmesi mümkün değil. Ancak kırışıklık oluşmamışsa uzun vadede oluşmasını engelleyebilir. Etkisi bir-iki kerede oluşmuş kırışıklığı gidermeye yeterli değil. Örneğin, göz kenarına botoks uyguladıktan sonra bu tip kremleri göz kenarlarına sürüldüğünde botoks etkisini uzatıyor. Bildiğiniz gibi botoksun etkisi beş-altı ayda sonlanıyor, ama kırışıklık giderici ürünler botoksun etkisini uzatıyor. Ya botoks sonrasında yardımcı yan ürün olarak ya da kırışıklık henüz oluşmadan sürüldüğünde uzun vadede etkili olur.

Op. Dr. Semih Gök (Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrah)

Botoksun uygulandığı yer kas içidir. Özellikle iki kaş ortasındaki bölgede kalın bir deriyi geçerek kasa inmek gerekiyor. Yani bir hayli yolunuz var. Göz çevresindeki cilt yüzeyi çok ince, altındaki kas da öyle. Dolayısıyla kremlerin bu bölgedeki etkisini rahat rahat görmek mümkün. Örneğin, göz etrafındaki kaz ayaklarına glikolik asitle yapılan hafif bir peeling uygulandığında bile hasta cildinde bir açılma gözleyebilir. Kremin içindeki bir miktar glikolik asit bile o etkiyi yaratabilir. Kremlerin de mutlaka bir etkinliği söz konusu. Ancak botoksun kremlerden daha etkili olduğunu düşünüyorum. Bir de botoks bir kez yaptırıyorsunuz, beş ay boyunca mutlu oluyorsunuz. Fiyat olarak kıyaslarsanız kremler de ucuz değil, botoks da ucuz değil. Bir de çok önemli bir nokta var ki; hiçbir hekim aynı botoksu uygulamıyor, hiçbir hasta aynı değil. Botoks uygularken kişinin yüzünün yapısıyla uyguluyoruz. Ben botoksu kanuna benzetiyorum. Kanunun açılıp kapanan birtakım anahtarları var. Onları açtığınızda ya da kapadığınızda farklı armonilere sahip oluyorsunuz. Botoks da öyle, yüzün her yerinde bir sürü anahtar var. Hangi anahtarı açarsanız, ona göre yepyeni bir tarz, yepyeni bir stil yaratıyorsunuz. Ama bunu kremlerle yapmak mümkün değil.

Cilt de mutlu oluyor

Sonsuz gençliğin ünlü hormonu DHEA (dehidroepiandrosteron)’yı, YvesSaint Laurent araştırmacıları tarafından kozmetik bir alternatif olarak sunuyor bize. Böbreküstü bezlerinin ürettiği bu hormon 25 yaşında en yüksek seviyesine ulaşıyor, 40 yaşla birlikte azalan bir ivme göstermeye başlıyor, 70’te ise yok olmaya yüz tutuyor. YSL’nin ‘Age Expert’ serisi hücre yenileme ritmini artırıyor ve dokuyu güçlendiriyor. Gençliğe iki adımda dönüşü ise Estée Lauder’ın ‘Perfectionist Correcting Serum for Lines/Wrinkles’ ürünü vaat ediyor. Birinci adım; kırışıklıkları ışık refleksiyonuyla yok eden optik teknoloji, ikinci adım ise kırışıklığı alt eden retinole yeni bir alternatif oluşturduğu ‘Biosync-Komplex’. Kolajen ve elastin üretimlerini etkili hale getiriyor ve hücrelerarası iletişimi farklı cilt katmanlarında bile yapılabilir kılıyor. Guerlain ise ‘Issima Happylogy’yle ciltteki mutluluk moleküllerini (beta endorfin) uyandırıyor. Endorfinin sadece sinir hücreleri tarafından oluşturulduğu düşünülüyordu ancak bir süre önce cildin de bu hormonu üretebileceği kanıtlandı. Bu arada, Estée Lauder araştırmacıları hücrelerarası iletişimin mükemmel oyununu gerçekleştirecek iki proteinin keşfine imza atmış bulunuyorlar; dermis ve epidermis arasındaki enformasyonu sağlayan ‘integrine’ ve kolajen ve elastin arasındaki koruma kablosu ‘Laminine’. Kolajen ve elastin lifleri arasındaki koruma yastığı ‘Matrix’le Chanel’in ‘Precision Rectifiante Intense’i devreye giriyor. Bu yeni etkili madde cilt içinde gerçekleşen yaşlanmayı yavaşlatıyor.

one

Bıçak altına yatmadan yüzlerinden ve vücutlarından yılların izlerini silmek isteyenler için bugün etkili çözümler var: Botox, kolajen ve büyüme hormonu ile size özel gençlik iksirleri yaratabilirsiniz!
İnsanlığın dünya kurulalı beri tek büyük düşü vardır: Ebediyen genç kalmak ve ölümsüzlüğü yakalamak! Tıptaki bütün gelişmelerin özü, insan ömrünü uzatmak, hata sınırsızlaştırmak ve de yılların izlerini yok etmek üzerine programlanıyor.
Son yıllarda önce Amerika sonra Avrupa olmak üzere batıdan bize doğru gelen bir rüzgar var: Yüze enjekte edilen dolgu maddeleri ve orta yaş grubundaki insanlara yeni zindelik ve gençlik kazandıran Anti-Aging metodu.

DOĞRU SEÇİM YAPMAK
Dolgu maddeleri arasında insan biyokimyasına uygun olanlar var, sığırlardan elde edilen kolajen türevleri var. Aralarında son yıllarda kendinden en çok bahsettiren ise, Botox. Botox aslında bir zehir; yüz kaslarını hareket ettiren sinirleri felç ettiği için kasların çekilmesiyle deri yukarı kalkması sistemine dayalı. Estetik cerrahi uzmanı Prof. Dr. Durak, ‘Bunların enjeksiyonlarını yapan çeşitli kişiler var’ diyor ve sıkıntılarını dile getiriyor: ‘Tabii hastanın da işine geliyor. Hasta bizden ne istiyor? ‘Sabahları markete gider gibi bir yere gideyim, bir takım işlemler yaptırayım ve akşam değişmiş olarak eve geleyim!’ Yani hem kolay hem ucuz hem zahmetsiz bir işlem! Tabii burada bilinçsizce yapılan girişimler sonucu hastalarda sorunlarla karşılaşıyoruz. ‘
Prof. Durak çözümü hastanın bulması gerektiğine dikkat çekiyor: ‘Plastik Cerrahi Derneği’ne bunları ilettiğimiz zaman şu deniyor: ‘Hastalar doğru hekimi bulsunlar!’ Bu durumda kamu oyunun aydınlatılması şart. Özellikle İstanbul’da hatalı yöntemler pazarlamak isteyen insanların sayısında çoğalma var. Bu her branşta karşımıza çıkıyor. Tababetin iki felsefesi vardır: Birincisi ağrıyı dindirmek, ikincisi ne şekilde olursa olsun, insanları mutlu etmek. Yani bu iki felsefeye aykırı değil bu işlemler!’

BOTOX NASIL ETKİ EDER?
Botox mucizevi bir ilaçmış gibi lanse edilmiş olsa da aslında botolismus toksini adlı bir zehirden başka bir şey değil. Her yüzde mimik hareketleri yapan kasların sinirleri vardır. Yani bu sinirler kasları hareket ettirir. Yüzümüze rüzgar geldiği zaman yüz felci oluşur, dolayısıyla yüzümüzün o bölgesi hiç hareket etmez. Bu kaslar hareket etmeyince kişi ne gözünü kapatabilir, ne ıslık çalabilir. Örneğin kaşları hareket ettiren, sinirlerin yayıldığı bölgelere Botox (ürünün piyasa ismidir bu) enjekte edildiği zaman, kaşı hareket ettiren sinirin felç olmasına yol açar. Prof. Nazım Durak, Botox’un etki mekanizmasını şöyle açıklıyor: ‘Kas hareket etmeyince, yukarı doğru çeker ve öylece kalır. Çekince deriyi de beraberinde gerer, dolayısıyla orası kalkık durur. Yani hareket etmeyince de kırışmaz. Felsefesi budur.’
Peki bir süre sonra bu zehrin etkisi geçince ne oluyor? Prof. Durak yanıtlıyor: ‘Bir kaşınız biraz daha aşağı iniyor, öteki yukarı doğru kalkıyor. Demek ki bu işlemi sürekli yapmak gerekecek. Bu maddenin 2-3 aylık bir ömrü vardır; anlatıldığı gibi 8 ay falan değildir. Süre, organizmanın yıkımına bağlı. Her vücudun bir yıkım gücü var, o zehirden kurtulmanın, kendini yenilemenin gücü.’

DOZ ÇOK ÖNEMLİ
Botox uygulamasında enjekte edilen dozların önemi çok büyük. Mesela bir tarafa az, bir tarafa daha çok Botox enjekte edilmişse, fazla enjekte edilen tarafta etki süresi uzuyor. Bu durumda Botox’u sık sık tekrarlamak gerekiyor. Tıp, kasın her hareketini deri için bir jimnastik olarak kabul ediyor. Prof. Durak, önemli bir hatırlatma yapıyor: ‘Göz çevresine ve dış yanlarına Botox yapılmaz, çünkü sinir yoktur, etkisi de olamaz.’ Sinir olmayan bölgelere Botox vermek, cildin terleme fonksiyonunu da ortadan kaldırıyor. Oysa terleme fonksiyonunu ortadan kaldırmak, o bölgenin oksijen alışverişini de devre dışı bırakıyor. Oksijen alışverişinin bozulması ise, o bölgenin daha hızlı yaşlanmasına sebep oluyor. Deri bu bölgede bir süre sonra parşömen gibi gevşeyip, büzülüyor. Bir noktada geçici bir çözüm gibi görünen bu işlem, daha ileri aşamalarda hastanın karşısına yaşlanmayı hızlandırıcı bir faktör olarak çıkıyor. Prof. Durak, ‘Yöntem insanların hoşuna gidiyor; çünkü kişi bir anda kırışıklıktan kurtulmuş oluyor. Hasta göz altı torbasını düşünmüyor, göz kenarındaki kaz ayaklarını düşünüyor. Bayanların böyle saplantıları var’ diyor.
Anti Aging: Yaşlılığa karşı koymak!
İnsanlığın en büyük sorunu yaşlanmak ve buna bağlı olarak ömrün kısalması. Son günlerin bu bağlamda dünyadaki en güncel konusu ise, Anti – Aging, yani yaşlılığa karşı koymak! Novita Estetik Plastik Cerrahi ve Anti – Aging Merkezi’nde hastalarının estetik kusurlarını giderip, onları Anti – Aging ile yeni bir yaşama hazırlayan Prof. Dr. Nazım Durak, ‘Doğru olanı önce hastaya anlatmak gerekiyor’ diyor ve açıklıyor, ‘Her şeyden yaşlılığın hızını kesmek, Anti Aging bu. Yoksa yaşlılığı tamamen durdurmak değil.’

Growth hormonu
Anti – Aging tedavisinin önemli bir parçası olan ve hücre fonksiyonlarını artıran growth hormonun en önemli yararları şöyle sıralanıyor: Hafızayı güçlendiriyor, vücudun iyileşme kabiliyetini artırıyor, saçları güçlendiriyor ve dökülme durduruyor, uyku sorununu ortadan kaldırıyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor, daha elastiki bir cilt kazandırıyor ve kırışıklıkları yok ediyor.
Prof. Durak, ‘Bu bir kür’ diyor ve açıklıyor: ‘ Altı ay içinde etki kendini açıkça gösteriyor. Hasta, saçının güçlendiğini, tırnaklarının kırılmadığını, enfeksiyonlara karşı daha dirençli olduğunu, yaşam isteğinin arttığını görüyor.’ Düzenli bir takip içinde olan hastaya, ki uzmanlar Anti – Aging için gelen kişilere hasta gözüyle bakmıyor- belirli aralıklarla ölçümler yapılıyor ve hormon düzeyine göre gerekli görülürse growth hormon yeniden enjekte ediliyor.
Prof. Durak, Anti-Aging’i doğru anlamanın önemini vurguluyor: ‘Anti Aging bir paket program. Vitaminin, aspirinin yararları konusunda dinlemekten bıkmış insanlar. İnsanların yaşamlarında bir takım arayışlar içinde olmasını amaçlıyoruz. İnsanımız sağlık açısından yalnız. Bir kardiyoloğu var, bir diyetisyeni var belki ama, girişimler hep varolan bir sağlık sorununu gidermeye yönelik. Biz yaşam kalitesini artırarak, yaşlanmayı ertelemeyi yönelik çalışıyoruz. Felsefemiz bu.’

Çizgilere karşı kolajen
Botox dışında çeşitli dolgu maddeleri bulunuyor. Hastalar hatalı bir seçim yapıp, kendilerine uygun olmayan bir yöntem uygulattıktan ve yanıldıktan sonra anlıyor durumu. Örneğin bazılarının yüzüne silikonlar enjekte ediliyor. Bunların temizlemesinde çok büyük sorunlar yaşanıyor. Çünkü bu maddeler dokuların içine yerleşmiş, lenf dolaşımını bozmuş, his kayıplarına yol açmış oluyor.
Daha önceki yıllarda silikon çok yaygın olarak kullanılıyordu. Dokuların içine nüfus ettiği ve çıkarmak mümkün olmadığı için zamanla yer çekimine bağlı olarak derinin üst tabakalarına kızararak çıktığı ve his kaybına neden olduğu için, kullanılmamaya başlandı. Katı silikon, örneğin memede kullanılıyor ama sıvı olarak dudak içine artık verilmiyor.
Dudakta daha çok kolajen türü maddeler tercih ediliyor. Bunlar iki türlü; bir kısmı sığırların boyun kısmından elde ediliyor. Diğerleri de insan biyokimyasından elde edilen kolajenler oluyor. Bu kolajenler Amerika’da FDA Sağlık Örgütü onayı almamış ürünlerdir. Bu nedenle satılamadıkları için Amerikalı doktorlar kolajeni ülkelerinde hastalarına uygulayamıyorlar. Çünkü satılmıyor. Ama hasta çok isteyince bizden ya da Avrupa ülkelerinden alınıp orada uygulanabiliyor.
Kolajenle yüzdeki çizgiler gideriliyor. Bu maddeler enjekte edildiği yerde 6 ay kadar kalabiliyor. Ayrıca kolajenle dudaklara hat veriliyor, dolgunluk kazandırılıyor. Zararı yok bunun. Ancak dudak yöresi çok hareketli bir bölge, buraya enjekte edilen maddeler uzun süreli kalmıyor. Kişinin kendi vücudundan alınıp doldurulan yağların yüzde 60-70′i emiliyor. Yağ ve deri zerrelerinden oluşan doku kokteylleri yanaklara ve dudakla burun arasındaki oluklara dolduruluyor. Ne var ki kalıcı olmadıkları için, birkaç kez tekrarlanması gerekiyor. Organizmanın yaşlanması, hastanın kilo alıp vermesi, beslenme, faktörü, sigara bu süreyi etkiliyor.
Kolajende yan etki, alerjik reaksiyonlar oluyor. Çok miktarda enjekte edildikleri zaman bazen yağ kistlerinin oluşmasına neden olurlar. Kolajen derinin solunumunu bozabiliyor ama, zaman içinde emildikleri için yan etki güçlü olmuyor. Ama bazıları emilmedikleri için zamanla yabancı cisim reaksiyonlarına yol açabiliyor.

Anti Aging nedir?
Anti-Aging her şeyden önce sağlıklı ve uzun yaşamanın bir anahtarı. Yeni ve sağlıklı bir yaşam biçimi ile hormon takviyesinden meydana geliyor. Prof. Durak Anti-Aging uygulamasını şöyle anlatıyor: ‘Anti-Aging sistemini multidisipliner (çok yönlü ve sistemli) bir yaklaşımla ele alıyoruz. Biz başvuran kişinin bu yaklaşım içinde yaşam kalitesini artırıyoruz. Bize gelen hastayı önce bir dahiliye uzmanı karşılıyor. Onu A’dan – Z’ye check – up’a tabi tutuyor. Bütün hormonlarının düzeyine kadar. Arkasından bu değerlerine bakarak kendisine öncelikle growth hormon olmak üzere, hormon tedavisi uyguluyoruz. Growth hormon, bir büyüme hormonu. Büyüme hormonundan eskiden korkulurdu. Bir takım deneylerde bu hormon bazı hücrelerde bir takım değişimler yapıyordu. Bu görüş bu gün değişti. Dünyanın her yerinde çok sayıda Anti – Aging merkezleri var bugün. Bunlara yoğun bir başvuru söz konusu. Hastanın kandaki düzeylerine ve mevcut eksikliklere göre, growth hormon cilt altına enjekte ediliyor. Bir ay sonra tekrar kan ölçümleri yapılıyor.
Geçmişteki korku, bu hormonun normal hücrelere kanserojen değişiklik yaptığı yönündeydi. Fonksiyonları azalan vücudun kendi ürettiği büyüme hormonu takviyesinin artık gerekli olduğu belirlendi ve bu hormonun dışarıdan verilmesine başlandı. Bu işlem son 5 seneden beri yapılıyor.

‘Botox mucize yaratmaz, geçici bir çözümdür!’
Botox, seansı 400 – 500 dolara yapılan bir yöntem. Prof. Durak’a göre, botox, yüz germe ameliyatlarını destekleyici bir çözüm olarak düşünülebilir. Ama kılıcı çözüm için mutlaka alnın, kaşların gerilmesi gerekiyor. ‘Peki siz nasıl bakıyorsunuz bu yönteme’ diye soruyoruz Prof. Nazım Durak’a. Yanıt çok net ve anlaşılır: ‘Botox maalesef medyada neştersiz güzellik adı altında göklere çıkarıldı. İstemeyerek yapıyoruz açıkçası. Çünkü ‘siz de biliyor musunuz’ diye soruyorlar bize… Basit bir iğne sonuçta, bir hekim nasıl bilemez? Önemli olan anatomik yolları, siniri tanımaktır. Botox hiçbir zaman mucizevi bir yöntem değildir, kırışıklıkları tamamen yok etmez, geçici bir çözümdür. Sık sık tekrarlandığı zaman da derinin kalitesini bozar!’

Kaynak: Güneş Gazetesi

none

Yüzde dokuların gevşemesine bağlı olarak oluşan ağız kenarlarından inen derin kırışık, tek bir seansta Fibro Gel ile doldurularak uzun süreli bir onarım ve genç bir görünüm sağlanıyor. Ülkemizde sadece Oymak Plastik Cerrahi’de uygulanan bu yönteme “hücresel protein tamir sistemi” de deniyor. Fibro Gel, hastadan alınan küçük bir parçanın özel bir laboratuarda kültürle çoğalmasıyla hazırlanıyor. Dr. Tunç Tiryaki, Fibro Gell ile doldurulan derin kırışıkların, bir ile iki yıl arasında dayandığını açıklıyor.

Yüzdeki yaşlanma belirtileri…

Dr. Tunç Tiryaki, yüzün yaşlanmasına analitik olarak yaklaşmak lazımdır diyor. Yüzü ikiye bölerek incelediğimizde, yüzün üst tarafının yaşlanmasının kasların aşırı çalışmasına bağlı olduğunu söyleyebiliriz. Bu bölümü gençleştirmek için kas gevşetici kullanmak lazım, bu da botox’tur. Yüzün alt tarafındaki temel hikaye ise, cilt altındaki dolgu malzemelerinin ve de derinin incelmesine bağlı sorunlardır! Dolgu maddesinin azalmasına bağlı sorunu çözmek için, içerdeki azalan malzemeyi yerine koymak lazım, bunu da yağla destekleyerek yapıyoruz. Örneğin, yanakların çökmesinin nedeni cildin incelmesi değildir. Cilt ile kemik arasındaki yağ yastığı zamanla küçülüyor. Orayı da yağ koyarak doldurmak lazım. Vücutta da çok miktarda yağ var, dilediğimiz kadar alabiliyoruz. Yeni yerine koyduğumuz yağ hücrelerinin yarısı ölse bile diğer yarısı kalıyor. Bu da canlı bir dolgu.

İkinci sorun, cildin azalması. Dolayısıyla bu arada cildin de eski kalınlığına gelmesi lazım. Çünkü cilt inceldiği için gevşeyip kırışıyor. Bunun temel nedeni de cildin içindeki kolajen dokunun yaşla birlikte zaman içinde azalmasıdır. Buna bağlı sorunu, en çok burun ve dudakların yanından inen derin kırışıklar halinde ve dudak çevresinde görüyoruz.

Canlı dolgu…

Kırışıkları doldurmak için çok yakın zamana kadar ya kolajen kullanıyorduk, ineklerden elde edilen kolajen; ya da hyalüronik asit dediğimiz cildin içinde var olan dolgu maddesi, bir şeker jölesi kullanıyorduk. Hyalüronik asit sorun yaratmıyor, zaten vücutta var olan bir madde. Ama bu maddeler 4- 5 -6 ay içinde ciltte yok oluyorlar. Demek ki oradaki problemin temelinden çözülmesi gerekiyor. Biliyoruz ki, problemin nedeni, kolajenin azalmasıdır. Aslında azalan, kolajeni üreten kök hücrelerdır. Ne yapabiliriz? Diyelim ki başka yerlerden kök hücre alıp kırışığa enjekte edelim, onlar da hem kırışığı doldursunlar hem de bulundukları yerde kolajen üretsinler. Fikir bu! Tek sorun, bir yerden ancak üç-beş kök hücre alabilirsiniz. Oysa burayı doldurmak için milyonlarca kök hücreye gerek var. Öyleyse aldıklarımızı bir yerde çoğaltmamız gerekecek. İşte bizim yaptığımız da bu.

Dolgu kültürü…

Nispeten genç kalmış bir yerden, kulak arkasından küçücük bir deri parçası alıyoruz. O derinin içinden kolajen üreten fabrikaları, yani kök hücreleri ayırıyoruz.. Bunları hiçbir katkı maddesi kullanmadan özel laboratuar koşullarında çoğaltıyoruz. O hücreler üç-dört hafta sonra milyonlarca sayıya ulaşınca özel bir taşıyıcı içinde onları dolgu maddesi olarak gereken yere veriyoruz. Verildiği yeri hemen dolduruyor, ancak kök hücrelerin bir kısmı ölüyor ama kalan hücreler yeni yerlerinde kolajen üretimine devam ediyor.

İşlem: Lokal anestezi altında kulak arkasından parça alınıyor. Bu 30 sn.lik bir işlem. Laboratuarda alınan minik parça kültüre tabi tutuluyor. Üç hafta sonra dolgu maddesi hazır olduğunda hasta uygulama için çağrılıyor. Önce kremle uygulanacak bölgedeki yer uyuşturuluyor ve 15 dk sonra küçük iğnelerle dolgu yapılıyor.

Avantajı: Diğer bütün dolgu maddelerinden önemli bir farkı var: Bu canlı bir dolgu maddesi. Dolgunun etkisi daha uzun sürüyor (1-2 yıl) ve orada yeni bir kırışıklığın oluşmasını da engelliyor.

OPC: (0212) 230 97 97

Nil Otova

Kaynak: Eczanemonline.com

2 com

Pamela Anderson, Cher, İvana Tramp, Madonna, Meg Ryan, Stephanie Seymour, Goldie Hawn ve daha başkaları… Tüm dünyanın yakından tanıdığı bu Hollywood ünlülerinin dolgun dudakları, estetik ameliyat sonrası ortaya çıktı…Dolgun dudak modası kadınlar arasında hızla yayılıyor

Hollywood’lu ünlü yıldızlar, artık dudaklarına estetik yaptıranlar ve yaptırmayanlar diye ikiye ayrılıyor. Aslında Hollywood dudaklarının büyük kısmı estetikli. Uzmanlar,

isteyen herkesin çok küçük estetik müdahalelerle ağız kenarındaki çizgileri kaldırıp daha dolgun dudaklara sahip olabileceğini söylüyor. Alman estetik uzmanı Prof. Dr. Axel-Mario Feller, kadınların dudaklarıyla ilgili şikayetlerini ortadan kaldırmak için kolajen ve vücudun kendi yağını enjekte etmekten lazer tedavisine kadar, birçok yöntem bulunduğunu belirtiyor. Alman Bunte Dergisi’nin son sayısında yayınlanan habere göre avantaj ve dezavantajlarıyla estetik önlemler şöyle sıralanıyor:

Kolajen: Sığır derisinden alınan bir protein. Dudak kenarındaki aşağı sarkmaları ve çizgileri ortadan kaldırmak için uygulanıyor. Hayvan kolajeni insana kolay uyum sağlıyor. Ancak bazı kişilerde alerjik reaksiyona yol açıyor. Bu nedenle önce alerji testi yaptırmak gerekiyor. 3-8 ay dayanıyor. Tekrarlandıkça alerji riski artıyor.

Hyaluron asidi: Kolajen gibi vücutta oluşan bir biyolojik madde. Üst dudak kısmında yerleşen büzülmeler ve kenar sarkmalarına karşı uygulanıyor. Alerji testine gerek duyulmuyor. Ancak vücut bu maddeyi kolajenden daha çabuk dışarı atıyor. Sigara ve güneş dayanıklılık süresini azaltıyor.

Vücut yağı: Karından alınan yağ kullanıyor. Derin çizgilere ve ince dudaklara naklediliyor. Alerji riski hiç yok. Ancak yağ alınırken narkoz uygulanmaması acı verebiliyor ve nakledilen yağda yüzde 60′lık kayıp meydana geliyor. 6-12 ay dayanıyor. Bazı durumlarda yağ dudağın belirli kısmında birikebiliyor.

Artekol: Kolajen ve yapay partiküllerin karışımı. Üst dudak çizgilerini gidermek ve ince dudakları dolgunlaştırmak için uygulanıyor. Kolajen zamanla erirken partiküller kalıyor. Kalıcı olduğu için diğer yöntemlere göre daha ucuz. Hekimin tekniği iyi bilmesi gerekiyor, çünkü enjeksiyon ince bir tünel açılarak gerçekleştiriliyor. Alerji ve romatizması olanların dikkatli olması gerekiyor.

Cerrahi müdahale:

İnce dudaklar ve üst dudağın kenar çizgisi kalp biçiminde olmayanlar için. Üst kısım kesilerek yukarı çekiliyor ve yeniden dikiliyor. Dudağın biçimi bir tek bu teknikle değiştirilebiliyor, ancak üst çizgide iz kalabiliyor. Bir süre sonra da dudak sertliğini kaybedebiliyor.

Lazer: Ağız çevresindeki derin mimik çizgilerini gidermek için uygulanıyor. Lazerle deri düzleştiriliyor. Böylece kolajen oluşumu güçleniyor. Dört hafta süreyle müdahalenin izi geçmiyor. Kızıl izler ancak iki hafta sonra makyajla kapatılabiliyor. Gerçek etkisi altı ay sonra ortaya çıkıyor.

none

Ankara’da Novara Medikal Estetik Merkezi’nde de uygulanan “Thermage ” uygulaması, son dönemlerin en revaçta yüz gençleştirme tekniği. Amerika’da öğle tatilinde sık yapılan bir işlem olduğu için “öğle tatili estetiği” olarak anılan thermage, bugün için deri yaşlanmasının tedavisinde en güvenli ve etkili yöntem olarak kabul edilen “ışık tedavisi ” ile gençleştirme sağlıyor.

Deri yüzeyinden gönderilen ışık demetleri bozuk kolajeni yok ediyor ve yeni taze kolajen oluşu munu başlatıyor. Sonuçta düzensiz leke ve damarlar ortadan kalkıyor, düzgün yumuşak ve pürüzsüz bir cilt ortaya çıkıyor. Y oğun ışık yöntemi, deriyi zedelemeden derinlemesine ve doğal bir gençleştirme sağlıyor. İşte kısa sürede yapılan ve etkisi benzer yöntemlere göre daha uzun süren thermage uygulaması hakkında merak ettikleri niz ve yanıtları:

Thermage tedavisi nedir?

Thermage tedavisi, yan etkisiz, dinlenme gerektirmeyen, tek seanslı kozmetik bir uygulama. Yüz derisinin sıkılaşmasını, şekillenmesini ve yenilenmesini sağlayarak , daha genç bir görünüm yaratır. Yöntem sırasında, mevcut kolajenleri sıkıştırarak yeni kolajen yapımını sağlayan ThermaCool sistemi uygulan ıyor. İlk sonuçları hemen görülebileceği gibi iyileşme altı ay süresince devam ed iyor. Bu uygulama günlük aktiviteyi engellemez. Lazerlerle yüz gençleştirme işleminin tersine esmerlerde de güvenle uygulanabilmektedir.

Nasıl bir etki sağlar?

Uygulama, deri yüzeyi, soğutucu bir sprey ile korunurken deri ve altındaki dokuda bulunan dip kolajen lifleri ısı verilerek yapıl ır. Bu ısıtma işlemi derinin altındaki yapıların ani olarak sıkılaşmasını sağlamakta; zamanla yeni ve düzgün kolajenler meydana getirerek deriyi sıkılaştırıp yüz şeklini yenilemektedir.

Uygulama ne kadar sürüyor?

Bu uygulama yapılacak alanın büyüklüğüne bağlı olarak 20 dakika ile 2 saat arasında değişiyor.

Kaç seans gerekiyor?

Diğer pek çok lazer uygulamalarının aksine, tek bir Thermage uygulaması genellikle yeterli ol uyor. Seans sayısı ve hasta için gereken doğru tedavi yöntemi hastanın ihtiyaçlarına ve istekleri doğrultusunda belirlen iyor.

İlk sonuçlar hemen görülebilir ve zamanla etkileri görülmeye devam eder. Ölçülebilir sıkılaşma ve şekillenme gelişmesi ise iki ile altı ay arasında giderek artan bir şekilde görülür.

Yüzün nerelerine uygulanıyor?

Periorbital bölge: alın ve göz çevresi

Orta/alt yüz: yanaklar ağız çevresi, çene ve çene altı

Alt yüz/çene altı: ağız çevresi çene ve çene altı dahil

Tüm yüz: alın bölgesi ve orta/alt yüz bölgesi dahil

Nasıl bir his veriyor?

Hasta uygulama sırasında kısa ve derin bir ısı hisseder. Bu derin ısı hissi, kolajenin sıkılaşmak için gereken sıcaklığa geldiğinin bir işaretidir. Hastanın ısı hissi hakkındaki vereceği bilgi r ahat bir uygulama ile maksimum sonuç arasındaki dengeyi kurmaya yardımcı olacaktır.

Öncesi ve sonrasında

Cerrahinin tersine aç kalmak veya kan vermek gibi herhangi bir ön hazırlık gerektirmez. Kişi tedavi sonrası hemen normal aktivitesine dönebilmektedir ve tedavi sonrası özel bir bakım gerektirmemektedir.

Etkisi ne kadar sürer?

Thermage uygulaması derhal etkisini gösterip var olan kolajeni sıkılaştırıp altı ay içerisinde yeni kolajen yapımını başlatır. Uzman doktorların henüz yayınlanmamış raporlarına göre sonuçların yıllarca etkili olduğu ve bunun hastanın doğal yaşlanma hızına bağlı olduğu bildirilmiştir.

Thermage güvenli mi?

Bu uygulama mükemmel bir güvenlik kaydına sahiptir. Dünya çapında tahmini 190 bin kadar tedavi görmüş hasta içinde bildirilen yan etki sayısı yüzde 0.4’ten azdır. En fazla bildirilen yan etkiler şişme, kızarma, kabarma ve su toplama şeklindedir. Bu yan etkiler birkaç gün veya hafta içinde kaybolmuşlardır. Tedavinin tek belirgin izi daha yumuşak, genç ve sağlıklı bir deridir.

PROF.DR. OSMAN MÜFTÜOĞLU’NDAN GENÇ VE SAĞLIKLI YAŞAM İÇİN DOĞRU BESLENME TAVSİYELERİ

Günde 2 litre tabii kaynak suyu veya filtre edilmiş temiz Su için. Kuyu suyundan uzak durun. Şişelenmiş saf suyu tercih edin.

- Doğal ve taze Meyve ve Sebze tüketin. Taze hazırlanmış meyve suyu kullanın. Portakal, greyfurt, üzüm ve elma suları daha “in”.

EPA(Eicosopentand ic Ac id) ve DHA(Docosohexano ic Ac id) OMEGA-3 yağlarını ihtiva eden ürünler yiyin. Balık, Keten tohumu, Semizotu, Şerbetçi Otu.

Düzenli yeşil çay için.

Kafeinden uzak durun. Kafeinsiz kahveleri tercih edin. Kafein içeren enerji içeceklerinden, ağrı kesicilerden, yorgunluk gidericilerden uzaklaşın.

Alkol kullanımınızı günde sadece 1-2 bardak kırmızı şarapla sınırlayın.

Bol bol bitkisel çay için. Papatya, kuşburnu, dağ çayı, limon ve bergamot çaylarına öncelik verin. Diğer tercihiniz bitkisel yağlar olmalıdır. Ayçiçeği, pamuk, mısırözü yağı, kanola yağı.

Barbekü yapılmış etlerden, kömürde kızarmış yağlı et ve tavuk derisinden, kızartılmış besinlerden uzaklaşın. Aynı yağı kızartmak için tekrar kullanmayın.

Yemeklerinizi düşük ısıda ve yağsız yapmayı öğrenin. Buharda veya fırında pişmiş besinleri tercih edin.

Salata sosu olarak sadece limon, sirke ve çok az zeytinyağı kullanın. Yapay soslar ve mayonezden uzak durun.

Yapay tatlandırıcı, koku, tat ve renk vericiler ihtiva eden besinlerden uzak durun.

Organik besinlere yönelin. Bekletilmiş, seyreltilmiş, koyulaştırılıp kıvamı artırılmış, yapay gübrelerle, böcek öldürücülerle temas etmiş besinleri kullanmamaya özen gösterin.

Favori sebzelere ağırlık verin. Ispanak, kereviz, lahana, karnabahar, brokoli, domates, havuç, şekerpancarı, şalgam, patlıcan, semizotu, kabak gibi.

Tahıl ekmekleri yiyin. Kepekli ekmeği tercih edin. Doğal(katkısız) mısır gevreği ve tahıl ezmeleri tüketin.

Tuz tüketiminizi azaltın. Yeterli miktarda Potasyum, Magnezyum, Çinko ve Selenyum tüketin.

Alüminyum pişirme kaplarından ve alüminyum paketleme malzemelerinden uzaklaşın.

Şeker kullanımınızı azaltın. Şekersiz içecekler kullanın. İçeceklerinize şeker ilave etmeyin. – Gerekiyorsa bal, pekmez veya doğal şekerlerden (şekerkamışı) yararlanın.

Daha beyaz un ve beyaz pirinç tüketin.

Çok gerekmedikçe Konserve yiyecek tüketmeyin.

Sebzeleri çiğ olarak veya çok az haşlayarak tüketin.

A ve D vitaminleri ile güçlendirilmiş besinlerden uzak durun.

Düşük kalorili beslenmeye çalışın.

Daha az yağ kullanın.

Daha dikkatli hayvansal protein tüketin.

Basit, fabrikasyon işlemlerden geçmemiş, beklememiş, tütsülenmemiş, taze besinlere yönelin.

Mandıra ürünlerinden, salamdan, sosisten, sucuktan uzaklaşın.

Küçük porsiyonlar halinde yiyin. Sık ve az yiyin. Sadece acıktığınızda ve sadece açlığınızı giderecek kadar yiyin.

Tamamen doyana kadar yememeğe özen gösterin.

Kilonuzu düzenli olarak izleyin. 250 gramdan fazla kilo alınca hemen 1-2 günlük diyet kısıtlamaları ile sorunu çözün. Kiloları asla bekletmeyin. Fazla kilolarınızı mutlaka verin.

Kaynak: Hürriyet

none

Son Yazılan Estetik Haberleri

En Çok Okunan Haberler

En Çok Yorum Yapılan Konular

Son Yorum Yapılanlar:

  • Tugba: Ben luleburgazdan tugba 1 hafta once meme kucultme amelıyatı oldum edırne tıp fakultesınde...
  • rabia: Benim 24 aylık kızımdada karın ve gögüsünde sizinki gibi bir leke var dogustan ben de...
  • FATİH KIRIŞ: 10 ay önce akustik nörinom ameliyatı sonrası yüz felci geçirdim. Devlet memuruyum....
  • okan: ben,dövmemi tamamen iz kalmadan sildirdim diyen kişilere kesinlikle inanmayın ne olursa...
  • dilek: merhaba hocam ben 20 yasındayım yüzümde sivilceden olusan cukurlar var gecer mi kimyasal...