HaberEstetik Menü

Cildinizin alt tabakasında, yağ dokunuzun çevresinde oluşan ve portakal kabuğu görünümündeki değişiklikler selülittir.

AWT Selülit Tedavisi

AWT Selülit Tedavisi

Yağ hücrelerinin fazla yağ depolamasıyla bu hücreler genişler ve vücudunuzda bulunan yağ dokusu gittikçe yayılır. Bu yayılma durumu derinizin alt kısmında bulunan bağ dokularını da olumsuz etkiler ve vücudunuzun normalden fazla su tutmasına sebep olarak kan dolaşımınızın gün geçtikçe yetersizleşmesine neden olur. Kan dolaşımınızdaki bu yavaşlama dokulara daha az oksijen ulaşmasına yol açar. Dokularınız elastikiyetini kaybeder ve cilt pürüzlü bir görünüm alır.

Kadınlarda daha sık rastlanıyor
Yağ dokusunun oluşumu, birikimi kadın ve erkeğe göre farklılıklar gösterir. Erkeklerde yağ dokusunu destekleyen bağ dokuları deriye daha paralel, kadınlarda ise deriye dik bir haldedir. Bu da kadınlarda yer çekiminin etkisile yağ dokusunun cildi nasıl aşağıya çektiğini açıklamaktadır.
Selülit bazen kaçınılmazdır
Kadınlarda sıklıkla rastlanan selülit, yaşam içinde normaldir. Özellikle kadınlarda kalça, baldır, basen ve karında görülen bu problem, yağ depolanmasının fazla olduğu bölgelerde oluşmaktadır.
Derinize yakın olan bu yağ tabakalarının arasında oluşum gösteren selülit, yapılan egzersizler ve kilo değişimlerinden fazlasıyla etkilenir. Bunun en önemli sebebi ise, bu kilo değişimi ya da egzersizden etkilenen yağ dokusunun yüzeye yakın yağ dokusu olmasındandır. Bu yüzden, sık sık kilo alıp vermemiş, sporuna, beslenmesine ve diyetine dikkat eden kadınlarda bile rahatlıkla selülit oluşabilir.
Peki selülit nasıl oluşmaktadır?
Selülit ve tedavisi için yapılan araştırmalar sonucunda, selülitin iki etkeni olduğu tespit edilmiştir. Bunlardan birincisi yağ dokusunun desteği olan bağ dokusunun sertleşmesidir. Kolajen yapıda olan bu dokular, sertleşir ve kısalır. Bunun sonucunda selülitteki çukurumsu görüntüye neden olur. Bunun yanı sıra kan ve lenf dolaşımını da engelleyerek, bu görüntünün artışını sağlar. Bu da daha sert, düzensiz ve kaba bir görüntünün oluşmasıdır. Diğer bir etken ise, yağ dokularının derinin alt kısmında oluşturduğu çıkıntılardır. Bu çıkıntılar çukurlaşmayı artırarak görünümü daha da kötüleştirir.
Selülit oluşumundaki diğer nedenler;
• Düzensiz uyku
• Kendi doğal cilt yapınız
• 3 önemli hormonal değişikliği yaşadığınız dönem(ergenlik, gebelik, menopoz)
• Ağır ve kalorisi yğksek besinlerle düzensiz ve yanlış beslenmeniz
• Alkol, çay, kahve ve tütün gibi vücutta toksik etkiler oluşturan maddeleri aşırı tüketiminiz
• Stres ve gerginlik
• Hareketsiz bir yaşam
• Vücutta tuz ve su dengesinde değişiklikler yaratan idrar söktürücü ve müshilleri bilinçsizce kullanmanız
• Kabızlık
• Karaciğer ve sindirim bozuklukları
• Metabolizmal kastalıklar sayılabilir.
Selülitten kurtulun
Tedavisinde oluşumunu önleyecek nedenler mümkün mertebede ortadan kaldırılmalı, selülitin iki ana etkenine yönelik olarak hareket edilmelidir.
Bu noktada genel tercih liposuction yöntemidir ancak selüliti tamamen ortadan kaldırmasını beklemek yanlış bir kanı olur. Bu güne kadar uygulanan karboksiterapi, mezoterapi, lipolizis, kas çalıştırma yöntemleri, lenfatik drenaj gibi tibbi tedavi yöntemleri bile doğru kullanıldığında ancak başlangıç aşamasında yarar sağlayabilmiştir. Fakat günümzde daha etkili bir yöntem olan Akustik Dalga Terapisi (AWT), selülitin iki ana etkenine yönelik uygulanır ve en az yan etkiyle ağrısız olarak kendini gösterir.

Bütün dünyaca bilinen, Madonna’nın selülit tedavisi sebebiyle selülit savar olarak bilinen bu cihazi, hem bağ dokusuna hem de derimizin altında oluşturduğu çıkıntılar üzerinde uyguladığı şok dalgalar sayesinde bağ dokusunun septalarını deriden uzaklaştırarak deriyi serbestleştirir. Ayrıca kalınlaşan derimizin ve yağ çıkıntılarının incelerek azalmasına yardımcı olarak, daha düzgün, sıkılaşmış bir cilde kavuşmanızı sağlar. Bu yöntem ultrason tetkikleriyle kanıtlanmış olduğundan, AWT yöntemi, selülit tedavisinde benzersiz bir uygulama diyebiliriz.

one

Yulaflı Bakım KremiGERMAINE DE CAPUCCINI’ DEN GÖZ VE DEKOLTE ÇEVRESİ İÇİN YULAFLI BAKIM KREMİ

Medi-Kim’in ithalatçısı olduğu kozmetik markası Germaine de Capuccini yulafın tüm zenginliğini kullanarak yepyeni göz, boyun ve dekolte bölgesi için Timeexpert Lift bakım serisini hazırladı.

Timeexpert Lift serisinde bulunan yulaflı bileşim Hidro-Dolgu etkisi yaratarak, aniden cildi toparlıyor, ciltte bulunan çizgi ve kırışıklıkların dolmasına yardımcı oluyor ve cilde ışıltı veriyor.

Timeexpert Lift serisine, GÖZ ve BOYUN bölgesi için hazırlanan 2 yeni ürün daha katılıyor . Timeexpert Lift Neck bakım kremi boyun ve dekolte bölgesinde oluşan kırışıklık, gevşeklik, sarkmalar ve çift çene görünümünün giderilmesinde yardımcı oluyor. İçeriğindeki yulaf bileşeni sayesinde Hidro-Dolgu etkisi yaratarak, kırışıklıkları dolduruyor ve cildi pürüzsüzleştiriyor. Yoğun nemlendirme sağlayarak, boyun dekolte üçgeninin toparlanmasına yardımcı oluyor. Daha ince bir boyun görünümü kazandırıyor.

Göz çevresi bakımı için tasarlanan Timeexpert Lift Eyes, göz çevresinin gençliğinin onarılmasını ve sıkılaştırılmasını destekleyen kremdir. Gözaltı torbalarını azaltıyor ve yorgunluk belirtilerinin giderilmesine yardımcı oluyor. Ayrıca içeriğinde, alt ve üst göz kapaklarının esnekliğini artıran soya ekstratı da içeriyor. Makyajın dayanma süresini de uzatıyor.

Fiyat Bilgisi:
Timeexpert Lift Eye: 109.70 YTL
Timeespert Lift Neck: 122.40 YTL

2 com

Estetik Tıp Derneği Başkanı Dr. Hasan Subaşı, karboksiterapinin zayıflama dışında birçok kullanım alanı bulunduğunu söylüyor. Çatlak ve selülit tedavisi, yara iyileşmesinin hızlandırılması, yara izlerinin azaltılması, saç dökülmesinin yavaşlatılması gibi. El ve dekolteye yapılan uygulamalar da bunlardan biri.Karboksiterapiyi zayıflama yöntemi olarak tanıdık. Ancak yaşın izlerini taşıyan el ve dekolte bölgesini toparlamak için de kullanılıyor. Karboksiterapiyle hedeflenen, eldeki deriye kaybettiği elastikiyeti yeniden kazandırmak, dekolteyi gerginleştirerek ince kırışıklıkların silinmesini, dolayısıyla daha genç görünmesini sağlamak.

Uygulamadan önce cildin elastikiyet kaybının derecesi saptanıyor. Seans sayısı ve verilecek gaz miktarı hastanın durumuna göre değişiyor. Cilt temizlendikten sonra karbondioksit gazı belirli miktar ve hızda, çok ince bir iğne aracılığıyla deri altına enjekte ediliyor. Dr. Subaşı, “İstenilen etkiye göre iğne batırma teknikleri farklı. Örneğin yağ eritmek için ayrı, cilde elastikiyet kazandırmak için ayrı teknikle batırılır. El ve dekolte uygulamalarında cilt altına verilen gaz miktarı çok az. Yani seans süresi kısa olan tedavilerdir” diyor.

Verilen bölgede gaz yayılırken çok hafif bir yanma hissedilebiliyor. Fakat saniyeler içinde geçiyor. Tedaviden sonra herhangi bir ağrı hissedilmiyor ve bölgede şişme olmuyor.

Karbondioksit, hücrelerdeki faaliyet sonucu zaten vücutta oluşan bir gaz. Yan etkiye yol açmıyor. Karbondioksit ilk kez, 1932 yılında Fransa’da Royat kaplıcalarında damar hastalıklarının tedavisinde kullanılmış. 1950’li yıllardan sonra uygulama ve araştırmalar giderek arttı.

Karboksiterapi, hücreyle kan arasında oksijen ve madde alışverişi yapılan, mikrodolaşım adı verilen bölgeye etki ediyor. Yani doku dolaşımını düzenliyor. Bölgesel yağlanmadan selülite kadar birçok problemin temelinde, dokudaki dolaşımın bozulması rol oynuyor. Karbondioksit, vücudun kendi mekanizmalarıyla enjeksiyon yerinden kolay ve hızlı bir şekilde uzaklaştırılıyor. Uzaklaşan karbondioksitin yerini oksijen alıyor. Dolaşımı hareketlenen ve oksijenlenen doku ise canlanıyor. Dolasıyla el ve dekolte cildi, yeniden beslenerek eski gergin görünümüne kavuşuyor.

İNCE DERİDE HIZLI ETKİ EDİYOR

Dr. Subaşı, “El, dekolte gibi cildin ince olduğu yerlerde etki daha hızlı ortaya çıkıyor” diyor. Bu bölgeler için 8-10 seanslık kürler uygulanabiliyor. Ciltteki olumlu değişiklik birkaç seans sonra belirginleşiyor. Diğer uygulamalarda seans sayıları ve sıklığı değişebiliyor. Örneğin karın-basen tedavilerinde haftada iki olmak üzere, on beş seanslık kür öneriliyor. Karboksiterapinin güneşle etkileşimi yok. Dört mevsim yapılabiliyor. http://preview.hurriyet.com.tr/preview/image.aspx?picid=3269919

Sert manikür ve pedikür tırnağı yıpratıyor

Sağlıklı bir tırnak parlak, pürüzsüz yüzeyli, esnek ve dış etkenlere karşı dirençli olur. Tırnak sağlığınızı korumak için, sert manikür ve pedikürden sakının. Oje çözücüleri (aseton gibi) sık kullanmayın ve ellerinizi yıkadıktan sonra nemlendirici kullanın. Herhangi bir renk ve şekil değişimi fark edince de mutlaka dermatoloji uzmanına danışın. Dermatoloji uzmanı Dr. Cevat Yegani, tırnaklardaki bazı değişikliklerin vitamin eksikliğinin habercisi olduğunu söylüyor. İşte belirtiler ve nedenleri:

Tırnak yüzeyleriniz pürüzlüyse folik asit ve C vitamini ihtiyacınız,

Tırnaklarınız kuru ve zayıfsa A vitamini ve kalsiyum ihtiyacınız,

Tırnak üzerinde beyaz lekeler varsa protein veya çinko ihtiyacınız var demektir.

Tırnaklarınız soyuluyorsa hidroklorik asit yetersizliği çekiyorsunuzdur.

Tırnak renginiz koyu ve şekli bozuksa B12 vitamininiz eksiktir.

Tırnağınızı çevrelen etlerkızarıksa metabolizmanızzayıf demektir.

8 adımda’neşeli ayaklar’

Ayaklarınızı gün yüzüne çıkarmaya çok az zaman kaldı. İşte size 8 adımda ayaklarınızı yeni sezona hazırlama rehberi:

1. Tırnaklarınızdaki oje ve parlatıcıları temizleyin.

2. Ayaklarınızı geniş bir kapta sıcak suyla iyice ıslatın. Masaj yaparak vücudunuzdaki tüm stresi atın.

3.. Ayak tırnaklarınızı yanlardan ortaya doğru kesin.

4. Yumuşak hareketlerle törpüleyin ve şekillendirin.

5. Tırnak etlerine özel vitamin komplekslerinden uygulayın. Birkaç dakika bekledikten sonra tırnak etlerinizi geriye doğru itin.

6. Ayaklar için arındırıcı kullanarak ölü ve sertleşmiş deriyi uzaklaştırın, ponza uygulayın ve yıkayın.

7. Ayak bakım kremiyle, parmaklarınızdan başlayarak tüm ayağınıza masaj yapın.

8. Güzelce kurulayıp deodorantlı ayak pudrası sürün.

Sadece estetik amaçlı kullanılmıyor

Medikal estetikte karboksiterapi, bölgesel yağlanma, sarkma, çatlak ve selülit tedavilerinde kullanılıyor. Bütün bunları vücudu yeniden şekillendirme başlığı altında toplayabiliriz. Çünkü genellikle bir arada rastlanan şik yetler. Ayrıca yara izlerinin azaltılmasında ve anti-aging tedavilerinde uygulanıyor. Bunların dışında, dolaşım üzerindeki olumlu etkileri nedeniyle yara iyileşmesinin hızlandırılması, el ve ayakların uç damarlarını tutan bazı hastalıklar, saç dökülmesinin yavaşlatılması ve sedef hastalığında da kullanılabiliyor.

Mesude ERŞAN – Hürriyet

none

Akdenizli Estetik Tıp Doktorları İstanbul’da Buluşuyor!

Bu yıl, İtalyan ve Fransız Estetik Tıp Dernekleri’nin işbirliğiyle, Estetik Tıp Derneği tarafından düzenlenecek olan 17.Akdeniz Estetik Tıp Günleri 17 -19 Mayıs 2007 tarihleri arasında İstanbul Harbiye Askeri Müze’de düzenlenecek

Konusunda otorite, yerli ve yabancı bir çok değerli hekim,

Anti – Aging
Beslenme ve Kilo Kontrolü
Botoks
Bölgesel İncelmeler
Dolgular
Askı İpleri
Işık Sistemleri ve Lazer
Saç Ekimi
Yüz & Vücut mezoterapisi
Yüz Rejuvinasyonu

konularında üstün deneyimlerini Türk hekimlerle paylaşacaklar. Mezoterapi, laser, mezolift, anti-aging, askı ipleri, botox alanlarında düzenlenecek workshop’larla da interaktif bir programın sunulacağı kongrede Fransızca ve İtalyanca’dan Türkçe’ye simultene çeviri yapılacaktır.

Kongrede aşağıdaki hekimler konuşmacı olarak yer alacaktır.

İtalyan Estetik Tıp Derneği Başkanı Dr. Carlo Alberto Bartoletti

Fransız Estetik Tıp Derneği Başkanı Dr. Jean-Jacques Legrand

Anti- Aging

Dr. Andrea Alessandrini (İtalya)

Dr. Ender Saraç (Türkiye)

Dr. Cenk Oğultanı (Türkiye)

Dr. Ayça Elem Kaya (Türkiye)

Dr. Gaye Ünal Sarıkan (Türkiye)

Botox

Dr. Nelly Gauthier (Fransa)

Dr. Ceyda Şener (Türkiye)

Dr. Fausto Perletto (İtalya)

Dolgular

Dr. Ahmed Bourra (Fas)

Dr. Nelly Gauthier (Fransa)

Kimyasal Peeling

Dr. Gaye Ünal (Türkiye)

Laser / Yeni Teknoloji ve Estetikteki Endikasyonları

Dr. Ghislaine Beilin (Fransa)

Akne İzlerinin Tedavisi

Dr. Jean Arouette (Fransa)

Saç Ekimi

Dr. Jean Arouette (Fransa)

Dr. Demir İlter (İsveç)

Askı İpleri

Dr. Ciro Accordo (İtalya)

Dr. Hasan Subaşı (Türkiye)

Yüz Mezoterapisi

Dr. Jean-Jacques Deutsch (Fransa)

Dr. Hüseyin Atalay (Türkiye)

Dr. Ghislaine Beilin (Fransa)

Selülit Tedavisi

Dr. Fulvio Tomaselli (İtalya)

Dr. Hüseyin Atalay (Türkiye)

Karboksiterapi

Dr. Cesare Brandi (İtalya)

Dr. Şarlot Şefkat Abenyakar (Türkiye)

Kilo Kontrolü ve Sağlıklı Diyet

Dr. Ender Saraç (Türkiye)

Dr. Ayça Cerman (Türkiye)

Lazerler,LED teknolojileri

Dr. Luigi Polla (İsviçre)

Dr. Ghislaine Beilin (Fransa)

Estetik Tıp alanında gelinen son noktayı izlemek adına 17. Akdeniz Estetik Tıp Günleri’ni kaçırmayın…

Kongre web sitesi

www.mediterraneanaesthetic2007.org

none

Uygulamalar için güzellik salonlarını ve kuaförleri değil, Sağlık Bakanlığı’nın onayladığı güzellik merkezlerini tercih edin. Estetikte sık kullanılan yöntemler geçtiğimiz ay Bursa’da yapılan 4’üncü Uludağ Dermatokozmetoloji Günleri’nde masaya yatırıldı.

Cilt hastalıkları ve plastik cerrahlar sık kullanılan yöntemleri değerlendirdi. Kongrede konuşan Nişantaşı Sculpture Terapi Merkezi Cilt Hastalıkları Uzmanı Dr. Betül Şengör’den kongreninbir özetini aldık.Botoks, LPG, lazer ve daha birçok cihaz ve yöntem güzelleşmek, gençleşmek veya bazı kozmetik sorunlardan kurtulmak isteyenlere destek veriyor. Ancak uzmanlar, “Estetik girişimler yaptırırken sağlığınızdan olmayın, geri dönüşü olmayan hasarlara uğramayın” diyor.

LPG DİĞER YÖNTEMLERİN ETKİSİNİ ARTIRIYOR

LPG tek başına yapıldığında, diyetsiz bile vücutta daralma-sıkılaşma oluyor. Diyet eklenirse kilo kaybı da görülüyor. Mezoterapi, karboksiterapi gibi yöntemlerle birlikte uygulandığında yağ yakımı etkileri katlanıyor.

SELÜLİT TEDAVİSİNDE TEK YÖNTEM YETMİYOR

Selülit derdi olmayan neredeyse kimse kalmadı. Genellikle kadınların sorunuysa da, kilo alan ve androjen hormon yetmezliği bulunan erkeklerde de görülebiliyor. Selülit tedavisinde uygulanan yöntemler içindeen çok sözü edilenlerden biri mezoterapi. Selülitin nedenleri çoğunlukla birden fazla. Cilt altı bağ dokusunda ödem, mikro dolaşımın bozulması, yağ tutulumunun artması gibi birbiriyle ilişkili, kısırdöngüye dönüşen nedenler. Uzmanlar iki konuda tamamen hemfikir: İlki tedavinin nedenlere yönelik planlanması. Diğeri tek başına hiçbir tedavinin yeterli olmadığı. Bu nedenle öncelikle selülitin en önemli nedeni sayılan dolaşım bozukluğunun giderilebilmesi için masaj uygulanması şart. Ancak masajın ehil ellerde yapılmaması, sorunun daha da kötüleşmesine yol açabiliyor. Yine uzmanlar masaj konusunda en iyi yöntemin LPG olduğunda uzlaşıyor. Ayrıca masajın hemen sonrasında uygulanan mezoterapiyle çok daha iyi sonuçlar alınabileceği açıklandı. Doğru beslenme ve spor biçimi, bol sıvı tüketimi de başarıyı artırıyor.

UYGUN DOZ VE ARALIKLA YAPILMAYAN BOTOKS ETKİSİZ

Botoks rüştünü çoktan kanıtladı. Halen ciltte yaşlanmaya karşı en fazla tercih edilen yöntem. İstenildiği zaman bırakılabilmesi, kalınan yerden devam edilebilmesi nedeniyle tercih ediliyor. Botoksun da kuralları var. Uygun aralık ve dozla iyi sonuç veriyor. Yanlış dozlar, cildin alışması, antikor üretmesi botoksun etkisiz kalmasına neden oluyor.

HAYVANSAL KÖKENLİ DOLGULAR TARİH OLDU

Ameliyatsız estetik uygulamalarda dolgular, botoks gibi ilk sıralarda. Hayvansal kökenli malzemeler riskleri nedeniyle terk edildi. Şimdi en çok kullanılan dolgular, özünde hyaluronik asit içerenleri. İnsanın kendi yağ hücreleri ve kulak arkasından alınan cilt hücreleriyle yapılan dolgu (fibroplast) da sıklaşıyor. Özellikle bazı akne izleri, cilt sarkmalarında cildin yeniden yapılandırılması için fibroblast dolgular veriliyor. Hyaluronik asit, dudak-yanak arası, dudak ve iki kaş arasına enjekte ediliyor. Kalıcılık süresi molekülün yapısına, markaların farklı içeriklerine göre değişiyor.

DAHA DERİN PEELINGLER BAŞLADI

Kimyasal peeling, lekelerin açılması, akne ve akne izlerinin tedavisi, siyah nokta üreten yağlı ciltlerde, cildin kırışıklıklarını gidermek amaçlı kullanılıyor. Tek başına uygulanabildiği gibi başka yöntemlerle kombine de ediliyor. Hastane koşullarında yapılması şart olmayan, ancak daha derin soyan peelinglerin kullanımı artıyor.

SOĞUTUCU SİSTEMİ OLMAYAN LAZERDEN UZAK DURUN

Günümüzde lazer yardımıyla pek çok sorunun tedavisi yapılıyor. En başarılı olduğu alanlardan biri kalıcı epilasyon. Piyasada çok fazla sayıda ve çeşitte lazer var. Ancak ciltte yanığı önleyen soğutucu sistemi bulunmayan lazerlerden uzak durun. Uygun hasta ve cihazın seçimi başarının ilk şartı. Lazer epilasyon sadece estetik amaçlı ve konforlu olduğu için değil sağlık açısından da önemli bir yere sahip. Özellikle kıl dönmesinde tek çözüm sayılabilir.

ÇATLAKLARIN YÜZDE YÜZ TEDAVİSİ HÁLÁ YOK

Çatlak tedavisinde hiçbir yöntem tek başına mükemmel sonuç vermiyor. Ancak doğru yöntemler birlikte denenirse, kozmetik olarak kabul edilebilir sonuçlar elde ediliyor. Mezoterapi, karboksiterapi, mikrodermabrazyon, kimyasal peeling, ışık tedavileri bunlardan birkaçı. Cilde sürülen ürünler, tek başlarına mucize yaratamasalar da diğer tedavilerle birlikte kullanılabiliyor. Her zaman söylendiği gibi cildi iyi nemlendirmek, bol su içmek, kilo kontrolü, yatkınlık varsa önleyici ürünler kullanmak öneriler arasında.

Ellere haftada bir yağlı kremle masaj yapın

Eller de olumsuz dış koşullara açık uzuvlarımızdan. Rüzgar, soğuk, güneş ışınları, temizlik malzemeleri, deterjanlar, toprak vs. hepsi elleri yıpratır, yaşlandırır. En az yüzünüz kadar görünürde olan ellerinize yönelik yapacağınız en iyi şey etkin koruma. Eldiven giyerek iş yapın. Özellikle deterjan, temizleyici kullanarak yaptığınız işler sırasında.

Günlük bakımda el kremleri veya losyonlar genellikle yeterli. Ancak hiç olmazsa haftada bir kez yağlı bir kremle masaj yapmanızda yarar var. Bir diğer reçete de annelerden kalma. Ara sıra yatmadan ellerinize vazelin sürün, pamuklu eldiven giyin. Sabah ellerinizin yumuşaklığına şaşıracaksınız. Ellerinizi sertleşmiş deriden kurtarmak istiyorsanız, ponza taşını deneyebilirsiniz. Dikkat, ölü derilerden kurtarayım derken hırpalamayın. Bunlar sizi kesmiyorsa, ellere yönelik SPA, özel bakım hizmetleri sunan merkezlerden yardım alabilirsiniz.

Maske için en iyi zaman uykudan önce

Yüzünüze maske yapmayı denediniz mi hiç? Maskenin ardından sadece kendinizi daha iyi hissetmez, cildinizin nefes aldığını duyarsınız. Piyasada satılan çeşit çeşit maskeden size uygun fonksiyon, fiyat ve kokuda olanı mutlaka vardır.

Maskeyi mutlaka kullanma talimatına göre uygulayın. Ancak yüzünüzde yara, sivilce veya cilt sağlığıyla ilgili başka bir sorun varsa, önce bir cilt hastalıkları uzmanına danışın.

Maskeden önceki ilk adım temizlik. Maskeyi temiz, erkekseniz sakalsız cilde uygulayın. Olanağınız varsa buhar banyosu gözeneklerini açacaktır. Uzmanların önerisi, maske uygulamasını aceleye getirmemeniz. Unutmayın kendinizi şımartıyorsunuz! En iyi zamanlama uykudan önce… Ev nispeten izole bir ortam, yağmur, kar, rüzgar, güneş ışığı, egzoz gazından cildinizi koruyabilirsiniz. Maske uygulamanın başka incelikleri de var:

Göz çevresine sürmeyin

Kuruduktan sonra çekilerek soyulan maskelerdense saçlı, kıllı bölgelere değdirmeyin

Yüzünüzde maske varken konuşmayın, gülmeyin, mimik yapmayın.

Maskeyi ılık suyla yüzünüzden çıkarıp temizledikten sonra cildinizi nemlendirin.

Mesude ERŞAN – Hürriyet

none

Karbondioksitin cilt üzerine olumlu etkilerinden yola çıkılarak geliştirilen bu terapi yönteminde ; cilt altına verilen Karbondioksit gazının cilt elastikiyetini arttırdığı ve uygulama yapılan bölgelerde dokuları sıkılaştırdığı ve selülitin giderilmesi, bölgesel incelme sağladığı tespit edilmiştir.

Sistemin medikal anlamda net olarak kullanılmaya başlanması, 1930 yılında, bir grup Kardiyoloji uzmanı
tarafından, Periferal Arteriopatie olgularında gerçekleştirilmiş ( Royat Kaplıcaları / FRANSA ) ve uygulama yapılan hastalar üzerinde sevindirici sonuçların alınmasıyla birlikte bu tedavi yönteminin ve uygulama alanlarının geliştirilmesine ve genişletilmesine karar verilmiştir.

Karbondioksit terapi yöntemi; 1953 yılından itibaren büyük bir hız kazanmıştır yapılan çalışmalar,
ilk defa, Kardiyoloji uzmanı, Dr.Jean Bapiste tarafından basılı yayın haline getirilmiş
ve Tıp literatürlerindeki yerini almıştır.

Ciltaltı , karbondioksit gazı uygulamalarının, video mikroskobik incelemelerinde, uygulama yapılan bölgelerde vaskularizasyonun arttığı, bebek ve uyuyan damarlar olarak kabul edilen birçok non-fonksiyonel minik kapiler damarların fonksiyonel olarak devreye girdiği ve bölgenin oksijenasyonunu artırdığı da tespit edilmiştir.
Karbondioksit oksijene göre 20 kat daha hızlı dağılan bir gazdır. Uygulama sonrası bölgeye çevre dokulardan daha fazla oksijen gelir ve dolaşım hızlanır. Karbondioksit hızla uzaklaştırılır. Yağ yakımı birden hızlanır.

Karbondioksitin bölgesel olarak yağ dokusu içine uygulanması ile yağ hücrelerinde lipolitik etki oluşur.
Bu etki uygulanan bölgedeki kan akımının artmasının bir sonucudur.
Kan akımı artışı ile birlikte o bölgeye taşınan oksijen miktarı da artar dolayısıyla yağ hücrelerinin
yıkımı sağlanır.
Yağ dokusu içerisine karbondioksit gazı uyguladığımız zaman benzer mekanizmalarla vücudumuz
o bölgedeki oksijeni arttırmak için kan dolaşımını arttırır.

Bu olay basitçe şöyle açıklanabilir ;
Fiziki hareketlerin hızlanması ile birlikte vücudumuzdaki enerji ihtiyacını karşılamak için hücresel
metabolik olaylar artar, bunun sonucu olarak enerji ve karbondioksit oluşur.
Oluşan karbondioksiti uzaklaştırmak, enerji miktarını arttırmak için daha fazla oksijene ihtiyaç duyarız.
Bu nedenle de fiziksel aktivitenin artması ile de daha fazla oksijen ihtiyacı gündeme gelir.
Bölgeye ulaşan oksijen ile yağlar daha hızlı yanar ve artmış kan akımı ile de bölgeden kolaylıkla uzaklaştırılır.

Her yaştan herkese yapılabilir. Toksik etkisi yoktur. Kan basıncını etkilemez. Hastanın diyabetinin olması karboksiterapi için engel değildir.

İnsan vücudunda dinlenme esnasında bile, 2 Litre kadar Karbondioksit gazı oluşur.
Normal de vücudumuzda var olan bu gazın hiçbir toksik etkisi yoktur.
Laporoskopik cerrahi de ;Karbondioksit gazı karnı şişirmek amacıyla 20 litre kadar kullanılmaktadır.
Bu kadar büyük bir hacimdeki, karbondioksit gazının bile toksik etkisine rastlanmamıştır.
Oysa; Estetik amaçlı olarak her bir seans da kullanılan karbondioksit, gaz miktarı ise sadece,
200- 300 cc kadardır. Dolayısla bu miktarın ne kadar düşük olduğu da ortadadır.
Uygulama bölgesinde hafif bir yanma ve dolgunluk hissi olabilir. Uygulamalar sonrasında bölgede morluklar olabilir,bunlar geçicidir. Uygulamalar esnasında, bölgeye verilen C02 basit el maniplasyonları ile dağıtılmalıdır,hedef uygulama alanı , uygulama öncesinde 4- 6 eşit alana paylaştırılmalı ve her bir alana verilen C02 gaz miktari,30 ile 50 cc yi aşmamalıdır . Bu miktarın aşıldığı durumlarda,
bölgede krepitasyon seslerinin duyulması, kızarıklıkların ve morlukların oluşması,
yanma ve ağrı gibi yan etkileri gündeme getirecektir.

Morluklar özellikle iğnelerin kapiler damarlara rast gelmesinden kaynaklanmaktadır ancak ;
herhangi bir problem oluşturmaz bir müddet sonra da kendiliğinden kaybolur, bu süreyi kısaltmak
amacıyla bölgeye heparinoid etken maddeli pomadların ve soğuk bir kompres uygulanmasi yeterlidir.
Karboksi terapide kullanılan 30 G çapındaki iğnelerle yapılan uygulamalar esnasında ağrı yok
denecek kadar azdır.Dolayisiyla uygulamalar genelde rahattır ve ekstra bir onlem alınmasına gerek yoktur.

Karbondioksit tedavisi, liposuction öncesi ve sonrası, bölgesel zayıflama, doğum sonrası oluşan çatlaklar (Sitriae ),
selülit, sarkma tedavileri dışında ayrıca psoriasis (Sedef hastalığı ) ,antiaging, skar tedavisi, deri greftleri öncesi ve sonrasında,ülseröz ve kapanmayan yara iyileşmelerinde ( Diyabet , Dekubitis ) kullanılmaktadır.

Son dönemlerde özellikle Üroloji de, mikrodolaşım bozukluğuna bağlı Penis Erektil Disfonksiyon problemlerinde, Romatizma problemlerinde ( Otoimmun Artritis ), spor hekimliğinde ,fiziksel aktivitenin ve eforun artırılması , travmatik spor yaralanmalarında iyileşme sürecinin hızlandırılması, Organik ve fonksiyonel periferik arter problemleri, diabete bağlı kılcal damar patolojilerinde, ve damar sertliği ( arterioscleroz) problemlerinde uygulama alanı bulunan Karboksi Terapi yöntemi,uygulaması kolay, emniyetli, yağları eritici , deri elastikiyetini arttırıcı bir tedavi şekli olarak,
Medikal Estetik uygulamalar alanında ki yerini almıştır.

Ancak ; Karboksi Terapi uygulamalarının diğer Estetik uygulamalarla ;
( Endermoterapi, Elektrolipolisis, Ultrasound, Elektroterapi , Mezoterapi ) da birleştirilmesi,
daha kısa sürede ve iyi sonuçlar alınmasına yardımcı olmaktadır..

Uygulamalar esnasında ; mutlaka, kişiye özel bir diyet proğramının düzenlenmesi
istenen etkinin daha kısa sürede alınmasına katkıda bulunacaktır.

Beklenen etkilerin alınması ve gözle görülür değişikliklerin izlenmesi ancak 5. seans
itibariyle başlamaktadır,çok kısa bir süre içersinde, mucizevi iyileşmeler de beklenmemelidir.
Uygulamalardan tam anlamıyla sonuç almak için, 15 ile 20 seanslık bir terapi süresi gerekli olup,
hafta da 2 ile 3 seans arasında değişebilen bir terapi randevusu düzenlenebilir.
Ancak seanslar arasında ki sure, 48 saat ile 72 saat arasında olmalıdır.
Bu süreye mutlaka dikkat edilmelidir.
Tedavi sonrası etki ise, 6 ay kadar kalıcı olabilmektedir. Dolayısıyla bu süre sonunda ihtiyaclara göre yeni bir kür planının düzenlenmesi gereklidir.

Karbondioksit gazının ciltaltı uygulamasının etkileri kısaca şöyle açıklanabilir.

1- Aktif Vazodilatasyon
2- Bohr Effect ( Arteriolization of blood )
3- Dokuların oksijenasyonunun artırılması
4- Sempatolitik Etki
5- Lipolitik Etki

UYARILAR :

Karboksi Terapi uygulanacak kişilerin, tedavi öncesi aspirin almamaları tedavi sonrası ise, dar ve bedeni sıkı sıkıya saran giysilerden uzak durmaları konusunda kesin olarak uyarılması gereklidir. Ayrıca zorlayıcı ekzersizlerden kaçınılması, uygulamadan ,6- 8 saat sonrasına kadar da sıcak banyo almamaları konusunda uyarılmalıdırlar.

ENDIKASYONLARI

Cellulites
Post surgeries
Liposuction
Fibrosis
Colgajos
Scars
Sitriaes
Helping on the treatment of located adiposity
Peripheral arteriopaties
Microangiopaties
Rheumatology
Psoriasis
Ulcers associated with microangiopaties
Erectyl dysfunction associated with microangiopaties

KONTENDIKASYONLARI

Kidney and respiratory insufficiencies
Acute infract of the myocardium
Arterial hypertension
Tromboflebitis
Epilepsy
Pregnancy
Located infections

24 com

Son Yazılan Estetik Haberleri

En Çok Okunan Haberler

En Çok Yorum Yapılan Konular

Son Yorum Yapılanlar:

  • irem: merhaba ben 27 yaşında bir çocuk annesiyim doğumda bi hayli kilo aldım ve daha sonra verdim...
  • Zeynep: Mrb benim de sol gözümde bebeklikden beri göz tembelliği ve buna bağlı şaşılık var.....
  • gülcan: minimum 2.500den başlar 1.500 liraya garanti veriyoruz denilen yerlere güvenmeyin.bu iş...
  • volkan: kanki ayni problem bendede var bende 26 yasindayim hem dislerim bozuk hem de alt cenem...
  • Berde: Arkadaşlar merhaba, ben gruba yeni katıldım ve şimdi kendime kızıyorum daha önce neden...