HaberEstetik Menü

Cildinizin alt tabakasında, yağ dokunuzun çevresinde oluşan ve portakal kabuğu görünümündeki değişiklikler selülittir.

AWT Selülit Tedavisi

AWT Selülit Tedavisi

Yağ hücrelerinin fazla yağ depolamasıyla bu hücreler genişler ve vücudunuzda bulunan yağ dokusu gittikçe yayılır. Bu yayılma durumu derinizin alt kısmında bulunan bağ dokularını da olumsuz etkiler ve vücudunuzun normalden fazla su tutmasına sebep olarak kan dolaşımınızın gün geçtikçe yetersizleşmesine neden olur. Kan dolaşımınızdaki bu yavaşlama dokulara daha az oksijen ulaşmasına yol açar. Dokularınız elastikiyetini kaybeder ve cilt pürüzlü bir görünüm alır.

Kadınlarda daha sık rastlanıyor
Yağ dokusunun oluşumu, birikimi kadın ve erkeğe göre farklılıklar gösterir. Erkeklerde yağ dokusunu destekleyen bağ dokuları deriye daha paralel, kadınlarda ise deriye dik bir haldedir. Bu da kadınlarda yer çekiminin etkisile yağ dokusunun cildi nasıl aşağıya çektiğini açıklamaktadır.
Selülit bazen kaçınılmazdır
Kadınlarda sıklıkla rastlanan selülit, yaşam içinde normaldir. Özellikle kadınlarda kalça, baldır, basen ve karında görülen bu problem, yağ depolanmasının fazla olduğu bölgelerde oluşmaktadır.
Derinize yakın olan bu yağ tabakalarının arasında oluşum gösteren selülit, yapılan egzersizler ve kilo değişimlerinden fazlasıyla etkilenir. Bunun en önemli sebebi ise, bu kilo değişimi ya da egzersizden etkilenen yağ dokusunun yüzeye yakın yağ dokusu olmasındandır. Bu yüzden, sık sık kilo alıp vermemiş, sporuna, beslenmesine ve diyetine dikkat eden kadınlarda bile rahatlıkla selülit oluşabilir.
Peki selülit nasıl oluşmaktadır?
Selülit ve tedavisi için yapılan araştırmalar sonucunda, selülitin iki etkeni olduğu tespit edilmiştir. Bunlardan birincisi yağ dokusunun desteği olan bağ dokusunun sertleşmesidir. Kolajen yapıda olan bu dokular, sertleşir ve kısalır. Bunun sonucunda selülitteki çukurumsu görüntüye neden olur. Bunun yanı sıra kan ve lenf dolaşımını da engelleyerek, bu görüntünün artışını sağlar. Bu da daha sert, düzensiz ve kaba bir görüntünün oluşmasıdır. Diğer bir etken ise, yağ dokularının derinin alt kısmında oluşturduğu çıkıntılardır. Bu çıkıntılar çukurlaşmayı artırarak görünümü daha da kötüleştirir.
Selülit oluşumundaki diğer nedenler;
• Düzensiz uyku
• Kendi doğal cilt yapınız
• 3 önemli hormonal değişikliği yaşadığınız dönem(ergenlik, gebelik, menopoz)
• Ağır ve kalorisi yğksek besinlerle düzensiz ve yanlış beslenmeniz
• Alkol, çay, kahve ve tütün gibi vücutta toksik etkiler oluşturan maddeleri aşırı tüketiminiz
• Stres ve gerginlik
• Hareketsiz bir yaşam
• Vücutta tuz ve su dengesinde değişiklikler yaratan idrar söktürücü ve müshilleri bilinçsizce kullanmanız
• Kabızlık
• Karaciğer ve sindirim bozuklukları
• Metabolizmal kastalıklar sayılabilir.
Selülitten kurtulun
Tedavisinde oluşumunu önleyecek nedenler mümkün mertebede ortadan kaldırılmalı, selülitin iki ana etkenine yönelik olarak hareket edilmelidir.
Bu noktada genel tercih liposuction yöntemidir ancak selüliti tamamen ortadan kaldırmasını beklemek yanlış bir kanı olur. Bu güne kadar uygulanan karboksiterapi, mezoterapi, lipolizis, kas çalıştırma yöntemleri, lenfatik drenaj gibi tibbi tedavi yöntemleri bile doğru kullanıldığında ancak başlangıç aşamasında yarar sağlayabilmiştir. Fakat günümzde daha etkili bir yöntem olan Akustik Dalga Terapisi (AWT), selülitin iki ana etkenine yönelik uygulanır ve en az yan etkiyle ağrısız olarak kendini gösterir.

Bütün dünyaca bilinen, Madonna’nın selülit tedavisi sebebiyle selülit savar olarak bilinen bu cihazi, hem bağ dokusuna hem de derimizin altında oluşturduğu çıkıntılar üzerinde uyguladığı şok dalgalar sayesinde bağ dokusunun septalarını deriden uzaklaştırarak deriyi serbestleştirir. Ayrıca kalınlaşan derimizin ve yağ çıkıntılarının incelerek azalmasına yardımcı olarak, daha düzgün, sıkılaşmış bir cilde kavuşmanızı sağlar. Bu yöntem ultrason tetkikleriyle kanıtlanmış olduğundan, AWT yöntemi, selülit tedavisinde benzersiz bir uygulama diyebiliriz.

one

Gün geçmiyorki yeni bir estetik cerrahi tekniğiyle karşılaşmayalım..Türkiye’de sadece Adnan Menderes Üni. Tıp Fakültesi Estetik plastik ve rekonstrüktif cerrahi anabilim dalı tarafından uygulanan “Moufarrege Meme Küçültme Estetik Tekniği” sayesinde meme küçültme estetik ameliyatları sorunsuz bir şekilde gerçekleştiriliyor.
Meme küçültme
ADÜ Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Eray Copcu, memenin bir kadın için en önemli organlardan biri olduğunu söyledi.

ADÜ Tıp Fakültesi’nde haftada en az iki estetik meme ameliyatı yaptıklarını, bunlarda da en çok talebin küçültme ameliyatlarına geldiğini ifade eden Copcu, küçültme operasyonlarında günümüze kadar 200′den fazla tekniğin tanımlandığını ve halk arasında en çok bilinenin, ters T harfi şeklinde iz bırakan yöntem olduğunu belirtti.
Copcu, bu yöntemin hem çıkan izlerin kişileri mutsuz etmesi hem de kişileri yeterince çekici göstermemesinden ötürü son dönemlerde çok kullanılmadığını ifade etti.

1990′lı yılların başında ‘Lejour’ adında Belçikalı bir profesör tarafından sadece iki izli olan bir teknik tanımlandığını belirten Copcu, bu teknikte de oluşan izin uzunluğunun, erken dönemde bu izin birbiri üzerine katlanır şekilde olması ve meme projeksiyonları ile ilgili ciddi sıkıntılar ortaya çıktığını anlattı.

Copcu, şöyle konuştu:
Eray Copcu
“Böyle olunca, bende meme küçültme ameliyatlarında uygun sonuç elde etmek için bir arayışa girdim. 2005 yılında Kanada Montreal Üniversitesinden Prof. Dr. Richard Moufarrege ile tanıştım. Öncelikle kendisiyle internet ortamında karşılaştık ve kendisinin geliştirdiği tekniği tartışma fırsatı bulduk. Daha sonra kendisi beni yanına davet etti.

Uzun süre yanında kaldım. Bütün ameliyatlarına girdim. Moufarrage yeni bir teknik tanımladı. Bu tekniğin adı ‘Total Pasterior Pedikürlü Meme Küçültme Tekniğidir’. Tekniğin çok ciddi avantajları var. Bugün çok ciddi problemlerin çözümünü sağlıyor. Şu anda dünyada tanımlanmış en iyi teknik. Bu tekniği dünyada Kanada dışında uygulayan tek ana bilim dalı, bizim ana bilim dalımız. Türkiye’de sadece biz uyguluyoruz.”

Bugüne kadar meme küçültme ameliyatları yapılırken meme dokusunun süt kanallarının etkilenmesinden korktukları için kişilere (Doğurganlığınız bitirin, memeler iyice sarksın. Çünkü biz bu ameliyatı yaparsak meme dokunuz etkilenir. Çocuğunuza yeterli süt veremezsiniz) dediklerini dile getiren Copcu, şöyle devam etti:

“Moufarrege’ın geliştirdiği bu yöntemde, süt kanallarına dokunulmuyor. Süt kanalları maksimum derecede korunuyor. Bunun anlamı, 18 yaşından sonraki her yaş döneminde, kişi istediğinde bu ameliyatı olabiliyor. Bir diğer konu inervansiyon dediğimiz duyarlılığı etkilenmiyor. Çünkü, sinirler korunuyor. Ama en önemli özelliği ise memenin kanlanması etkilenmiyor. Tümüyle memeye giden kan damarları korunarak geliştirilmiş bir yöntem. Bu yöntem şu an en güzel, en estetik, projeksiyonu en fazla, süt kanalları etkilenmediği için fonksiyonel sonuçları en iyi olan meme küçültme yöntemi olarak tanımlanır.”

Copcu, Prof. Dr. Richard Moufarrege’ın 17-20 Ekim tarihlerinde Eskişehir’de yapılacak olan 29. Türk Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Ulusal Kongresinin konuklarından biri olduğunu sözlerine ekledi.

46 com

Protezler vücudun çeşitli yerlerinde estetik operasyon amaçlı kullanılıyor. Özellikle göğüs büyütme operasyonlarında.

Avustralyada bilim adamları, tenis topu büyüklüğünde bağ dokusu geliştirmeyi başardılar..

Protez

Avustralyanın Melbourne şehrinde St. Vincent Hastanesi’nde görevli bilim adamı Jürgen Dolderer, tenis topu büyüklüğündeki dokunun domuzlarda geliştirildiğini, yöntemin ileride göğüs yapımında kullanılabileceğini söyledi.

Bu sayede artık kendi dokunuzla göğüs estetiği sağlanabilecek..

Bilim adamı Jürgen Dolderer, yuvarlak bir kürenin içine biyolojik olarak parçalanabilen bir “iskele” yerleştirildiğini, dokunun yerleştirileceği kişiden alınan hücrelerin bu kürenin içine koyulduğunu söyledi. İçinde hücreler olan kürenin daha sonra bu kişinin omuzuna yerleştirildiğini ve kan damarlarına bağlandığını ifade eden Dolderer, kürenin içindeki “iskelenin” 4 haftada parçalandığını ve yeni bağ dokusunun 6 hafta içinde oluştuğunu söyledi.

Domuzlar üzerinde yapılan deneylerde tenis topu büyüklüğünde doku geliştirildiğini belirten Dolderer, yöntemi birkaç ay sonra insanlarda denemeyi düşündüklerini söyledi.

Her zamanki gibi estetik cerrahi daha teknolojik ve insanların daha konforlu yaşamasına hizmet etmeye devam edecek gibi gözüküyor..

none

İstemediğiniz kilolardan kurtulmak için diyet listelerine teslim olmak istemeyenler, çok daha hızlı ve kalıcı kilo kaybederek, incecik olmak isteyenler için yeni bir imkan daha. Bu cihaz, böbrek taşı kırma yönteminde olduğu gibi, odaklanmış ses dalgalarıyla çalışarak, yağları geri dönmemek üzere yok eden bir sisteme dayanıyor. Yeter ki bir daha kilo almayın, beslenmenize dikkat edin. Böbrek taşlarını kıran ses dalgalarının yağları da yok edebileceğini düşünerek, aynı mantıkla çalışan bir zayıflama cihazı üreten bilim insanları, kalıcı güzellik ve dinçliğin imkanlarını zorluyorlar.

Teknolojinin sunduğu imkanları hastalarıyla vakit kaybetmeden buluşturmak isteyenlerin başında Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Doktor. Ziya Şaylan geliyor. İstenilen vücut şekline kavuşmak için bazen sağlıklı beslenmek ve sağlıklı yaşamaktan çok daha fazlasının gerekebileceğine dikkat çeken Doktor. Şaylan, Türkiye’ye yeni getirdiği ‘Ultrashape’ cihazı yardımıyla hastalarının yağlarından kurtulmasına yardımcı oluyor.

AMELİYATSIZ YAĞ EMME
Doktor. Şaylan, ultrashape yöntemiyle hastalarının kalıcı zayıflığa nasıl kavuştuklarının aşamalarını şöyle anlatıyor:
“Ultrashape, yağ hücrelerini ses dalgaları ile parçalayarak herhangi bir yan etkisi olmadan operasyonsuz, iğnesiz ve gözle görülebilen bir şekilde vücudunuzu şekillendirecektir. Uygulama muayenehanede yapılabilen rahat bir işlemdir ve tedavi sonrası derhal işinize dönebilirsiniz. Ultrashape odaklanmış ses dalgaları (ultrason) ile böbrek taşı kırma yönteminin benzeri bir mekanizma ile yağ hücrelerini parçalanarak kalıcı olarak yok eden bir uygulamadır. Bu özelliğinden dolayı Ultrashape Liposuction’ın (yağ emme) tek operasyonsuz alternatifidir ve Avrupa’da ‘Operasyonsuz Liposuction’ olarak adlandırılmaktadır. Parçalanan yağ hücreleri tamamen doğal yolla vücuttan uzaklaşır. Uygulama yaklaşık 1 saat sürer ve ağrısızdır, herhangi bir iğne veya cerrahi alet kullanılmaz. Dört haftada bir tekrar edilebilir ve genellikle 3 seans yeterlidir. Dünyada uygulama yapılan birçok ülkede şimdiye kadar hiçbir yan etki görülmemiştir. Öğle tatili kadar kısa bir zamanda gerçekleştirilen bu yöntemin sayesinde tek uygulamadan sonra 2-4 hafta içerisinde mesela bel çevresinde bir beden kadar bir incelme görülebilir. ‘Walk in, Walk out’ denilen yürüyerek geldiğiniz ve sonrasında yürüyerek eve gittiğiniz yani iyileşme süreci olmayan ağrısız ve güvenli bir uygulamadır.”

ZAYIFLLAKİN YÖNTEMİ DEĞİL
Ultrashape’in bir diğer önemli özelliği salt zayıflama yöntemi olmaması. Son derece güvenli ve sadece yağ dokularına etkili olduğu için, damar ile sinirlere herhangi bir zarar vermiyor. Uygulama sonrasında 4 gün süresince parçalanan yağların vücuttan tamamen atılabilmesi için özel bir karbonhidrat ve yağ kısıtlayıcı, sebze ve protein ağırlıklı bir diyet öneriliyor.
Ultrashape’in kesinlikle önerilmediği bir grup insan var ki bunlar sırasıyla; karaciğer yetmezliği, kalp pili olanlar ve gebeler. Ultrashape uygulaması normal veya az kilolu erkek ve kadınların arzuladıkları vücut şeklini elde edilmeleri için geliştirilen bir yöntem olduğu için, belirli bir yağ dokusu kalınlığı (hedef doku) gerektirdiğinden daha çok karın, bel ve basen bölgelerine uygulanıyor. Uygulama sırasında bilgisayar sayesinde yağ dokusu taranıyor ve kullanılacak enerji ve atış sayısı belirleniyor. Bu, operasyon sonrasında vücutta olukların veya çukurlukların oluşmasını önlüyor.

Doktor. Ziya Şaylan, uygulama sonrası bir ay kadar kısa bir zamanda kişinin vücudunun yeni şeklinin keyfini çıkarabileceğini vurgulayarak, yöntemin artılarını şöyle aktarıyor:
“Tek bir uygulama sonrasında vücut çevre ölçüsünde ortalama 2,5 cm incelme görebilirsiniz. Bu ortalama bir beden küçülmeye denk gelir. Uygulama ağrısız olduğundan anestezi veya uyuşturucu bir krem gerektirmez. Hastaların çok büyük bir çoğunluğu hafif bir yanma hissinden başke bir şey hissetmediklerini belirtmişlerdir. Bilgisayar dokunuzu tarayıp gereken dozu ve atış sayısını kendi hesaplar. Tedavi biter bitmez günlük işlerinize veya ailenizin yanına dönebilirsiniz. Herhangi bir iyileşme süreci yoktur ve takip gerektirmez. Cilt yüzeyi düzgün ve pürüzsüz kalır. Tedavi sırasında sadece yağ hücre parçalanır. Trigliserit olarak bilinen yağ hücresi içeriği hücreler karaciğere taşınır. Karaciğere gelen yağ ile besinler aracılığıyla barsaklardan gelen yağ arasında hiçbir fark yoktur. Ultrashape’ in parçaladığı yağlar da doğal yağlar gibi işlem görürler ve atılırlar”.

ULTRASHAPE’İN AVANTAJLARI
- Yaz aylarında da uygulanabilinir.
- Sadece yağ dokusuna etkilidir, sinir ve damarlara zarar vermez.
- Ağrısız ve iğnesizdir, herhangi bir cerrahi müdahele gerektirmez.
- Uygulamadan hemen sonra işinize dönebilir veya evinize gidebilirsiniz.
- Tek bir uygulamadan sonra bile beden ölçünüzde bir ufalma gözlenebilir.
- Komputer tarafından planlanması nedeni ile çukurlar ve oluklar oluşmaz.
- Şu anda yağ emme yöntemine en iyi alternatiftir.

Gazeteport.com

75 com

AJDA Pekkan, Deniz Akkaya, Petek Dinçöz, Ebru Şallı ile birlikte binlerce kişinin dokularının, eksi 196 derecede özel bir doku bankasında saklandığını biliyor muydunuz? Ünlülerin karından, bacaktan hatta kalçadan aldırdığı yağ dokuları, gelecekte yaptıracakları estetik ameliyatlarda kullanılacak!

Bu yöntemde, hastadan daha önce alınan dokular, kokteyl haline getirilip, nakledildikleri bölgede mucizeler yaratıyor. Üstelik acısız…

Sözgelimi apandisit ameliyatı için hastaneye yattınız. Küçük bir operasyonla sağlığınıza kavuşacaksınız. Ameliyat sırasında cerrahın normal olarak çöpe atacağı atık dokularınızı özenle saklamalarını tembihleyin. Zira bu dokular bir süredir güzelliğiniz için kullanılabilecek çok önemli malzeme sayılıyor. Estetik ameliyatlarda, kırışıklıkların giderilmesinde yapay maddelerin yanı sıra insanların kendi dokularından da yararlanılıyor. Vücudun herhangi bir yerinden alınan yağ dokuları istenilen bölgelere enjekte edilerek kırışıklıklar gideriliyor. Özellikle sık sık estetik ameliyat yaptıran ünlülerin tercih ettiği dokunun enjekte edilmesi, dünyadaki en gelişmiş estetik cerrahi uygulamalarından biri olarak kabul ediliyor.

DOKULARINIZ ÇÖPE GİTMESİN!

Kişinin kendi dokusundan yararlanma, aslında plastik cerrahide yaygın olarak uygulanan yöntemlerden. Örneğin kaburgadan alınan kıkırdak, yüzdeki bir bölgeye aşılanabiliyor veya yanık nedeniyle deri kaybına uğramış bir kişiye, yine vücudunun başka bir bölgesinden deri alınıp, deri kaybı olan bölgeye aşılama yapılıyor. Derinin alt tabakasından “dermis” denilen, kolojen açısından çok zengin olan tabakadan bir parça alınarak yüze, dudağa nakledilebiliyor. Ancak tüm bunlar, neşter kullanılarak gerçekleştiriliyor. Estetik amaçlı olarak da çok sınırlı bölgede uygulanıyor. İşte Prof. Dr. Onur Erol’un buluşu olan doku kokteyli sayesinde ‘bıçak altına yatmadan’, son derece basit ve acısız biçimde bu dokuların estetik amaçlı nakledilmesi mümkün oldu. Bugün tüm dünyada yaygın olarak kullanılan ‘doku kokteyli’ kişilere kendi dokularının son derece ince uçlu iğneler yardımıyla naklini sağlıyor.

Doku kokteyli derinin alt tabakası ile onun daha da altındaki gözenekli yapıların özel sıvılarla karışımından elde ediliyor. Apandisit gibi herhangi bir ameliyatın ardından ortaya çıkan doku kalıntıları bile bu kokteylin hazırlanması için kullanılabiliyor. Derinin altında bulunan dermis tabakası ve altındaki yağ, mikro aşı halinde yüze verilebiliyor. Bu sayede neşter kullanmadan iğnelerle doku nakli yapılırken, hatları düzeltilerek, yüze taze bir görünüm veriliyor. Hazırlanan doku kokteyli en az üç yıl özel doku bankalarında dondurulmuş halde saklanarak ihtiyaç olduğunda kullanılıyor.

ESTETİKTE YENİ ÇIĞIR AÇTI

Doku kokteyli ile yüzün hatları yeniden oluşturulabiliyor, dudaklar kalınlaştırılırken elmacık kemikleri dolgunlaştırılıyor. Yüzdeki kırışıklıkların giderilmesi için de yine bu özel kokteylden yararlanılıyor. Kaşlar kaldırılıyor, yüzdeki yaralar, çukurluklar dolduruluyor. Vücudun herhangi bir yerindeki kusurlar yine bu kokteyl enjekte edilerek düzeltiliyor. Üst bacaktaki çarpıklıkların giderilmesinde bile doku kokteyline başvuruluyor. En zor kırışıklık tedavilerinden biri sayılan el kırışıklıklarının düzeltilmesi için de bu özel karışımdan yararlanılıyor.

Geliştirdiği doku kokteylinin estetik cerrahide yeni bir trend yarattığını ve bunda amacın en doğalı yakalamak olduğunu savunan Prof. Dr. Onur Erol, bu yöntemle ilgili şunları söylüyor:

” Bizim geliştirdiğimiz doku kokteyli, uluslararası kongrelerde büyük ilgi gördü ve benimsendi. Deri içindeki dokular zamanla erir ve yıpranır. Yağ enjeksiyonunda, karın veya kalçadan alınan yağlar, eksi 196 derecede dondurulup saklanabiliyor. Alınan bu dokularla hazırlanan karışımlar hastanın yüzüne enjekte ediliyor. Genelde yüze estetik amaçlarla enjekte edilen yabancı maddelerin kalıcılığı yüzde 40-60′tır, kalanı dokular tarafından emilir ve kaybolur. Oysa yüzü germeye gerek kalmadan uygulanan doku kokteylinin tutma oranı yüzde 95. Kokteyli, derinin dermis tabakası, dermis altındaki kısımlar, kas parçaları ve bir miktar vücut yağından oluşturuyoruz. Bu malzeme adeta bir melhem haline getiriliyor, meme küçültme, karın germe ameliyatından artan yağlar da eklenince mükemmel bir karışım elde ediliyor.”

“Türk Lokumu” adını verdiği ve tıp litaratürüne giren burun biçimi ve bu ameliyatın yapılabilmesini sağlayan yöntemin ardından yine en doğal estetik yöntemlerden biri olan doku kokteyli ile estetik cerrahide yeni çığır açtıklarının altını çizen Prof. Dr. Erol’a göre, “Hastaların çoğu vücutlarına yabancı madde girmesini istemiyor. Bu durumda kendi dokuları ile yapılan düzeltmeleri tercih ediyorlar. Yeni trend küçük cerrahi müdahalelelerle gençlik ve güzelliğe ulaşmak.”

PROF. ONUR EROL DA ESTETİKLİ

Kendi kliniğindeki doku bankasında 2 bine yakın kişinin dokularının saklandığını da anlatan Onur Erol, “Eksi 196 derecede dondurulan dokular gerekli zamanlarda eritilerek tekrar uygulamaya alınabiliyor. İsteyenlere kendi dokularından dudaklarına enjekte ederek dudaklarını kalınlaştırabiliyoruz. Kaşlarını kaldırtıyoruz ya da kırışıklıkları dolduruyoruz,” diyor.

Ünlü estetikçi Prof. Dr. Onur Erol da estetik ameliyat olan uzmanlar arasında. Plastik Cerrah Dr. Hıfzı Velidedeoğlu tarafından Prof. Dr. Onur Erol’a yapılan ameliyatların ardından Erol’un yüzü daha dinç bir görünüm kazandı. ‘Doku kokteyli yöntemiyle Onur Erol’un kaşları yukarı kaldırıldı, göz kapaklarına da estetik uygulandı. Deri fazlalığı toplandı, oluşan torbalar alındı. Boyun bölgesindeki sarkma giderilerek yüz hatları düzeltildi.

Doku kokteylini Prof. Erol’a uygulayan estetik cerrah Dr. Hıfzı Velidedeoğlu bu kokteylin estetikte kullanılan en sağlıklı yöntemlerden biri olduğunu söylüyor. Velidedeoğlu’na göre, estetik amaçla tatbik edilen yabancı maddeler birkaç ay ya da yıl içinde vücuttan atılırken, insanların kendi dokusu ömür boyu kalıyor.

12 com

Bu yöntemin uygulaması oldukça basittir. Lokal anesteziyle uygulanabilir. Liposuction kanülü dediğimiz ince bir kanülle, vücudun karın veya basen bölgesinde dirençli yağ dokusundan (derin yağ tabakası) gerektiği miktarda alınır.

Alınan bu yağlar bazı işlemlerden geçirilerek kullanıma hazır hale getirilir. Daha sonra ince bir kanül yardımıyla yanaklar veya dudaklar dolgunlaştırılır veya alın ya da dudak çevresi kırışıkları giderilir. Bu madde isteğe göre ayrı ayrı ya da tüm bölgelere birden verilebilir. İşlem sırasında herhangi bir kesiye ihtiyaç yoktur. Bu nedenle hastada herhangi bir iz kalmaz.

İnsanın kendi yağı veya dokularıyla yapılan dolgu işlemidir. Bu maddeler, kişinin kendi vücudundan alındığı için alerji riski taşımaz. Dolayısıyla bunlar, dolgu maddeleri arasında en güvenilirleridir. Yanaklardaki çöküklükler, alın kırışıklıkları, dudak ve göz kapağı kırışıklarını gidermek ve malar bölge ve dudakların dolgunlaştırılması (augmentationu) için kullanılabilir.

Uygulama esnasında verilen yağın yüzde 50 – 60 kadar bir kısmı, vücut tarafından üç – altı ay içinde resorbe edilir. Geriye kalan yüzde 40 – 50’lik bölüm ömür boyu kalır. İşlem esnasında bir miktar fazla yağın verilmesi, resorbsiyon sonucunda beklentilere cevap verecek sonuçların elde edilmesi için faydalıdır. Uygulamadan 6 – 12 ay sonra tekrar bir – iki seanslık işlem yapılır. Bu şekilde istenilen sonuca tamamen ulaşılır.

Transmed İnternational Medical Center
transmed@transmed.com.tr

57 com

Vücudumuzun beğenmediğimiz bölgelerini şekle sokmak bölgesel fazlalıklardan, selülitlerden kurtulmak artık hayal değil!
az artık kapıda… Mevsimler değişirken neredeyse tüm kadınların yaşadığı ortak bir döngü vardır: Karların kalkması, soğukların bir sonraki kışa kadar içinde yaşadığımız topraklarla vedalaşmasıyla ilk kaygı, kıştan kalan fazla kiloları atmak olur. Ardından da diyet reçeteleri araştırır, bedenimize ve şartlarımıza en uygun olan programları uygulamaya başlarız.
Evet, döngünün bu bölümünü çoğumuz geride bıraktık. Sıra şimdi yazı kusursuz bir güzellikte karşılamaya geldi. Evet, tepeden tırnağa değişmek, yenilenmek, aynaya baktığımızda kendimize gülümsemek istiyoruz… Ama bu sonuca ulaşmak için de ne madden, ne bedenen büyük külfetler altına girmek de istemiyoruz. Yani hayal ettiğimiz sihirli bir değnek aslında: Çok masraf etmeden, ameliyat masasına yatmadan bizi yenileyecek, adeta yepyeni bir bedenle yazı karşılatacak bir formül!
Bu yazı dizisini, hayal ettiğiniz bu sihirli değneği size sunmak için hazırladık. Günümüz bilgi birikimi ve teknolojisi artık büyük külfetler ve riskler altına girmeden yepyeni yüzler, yepyeni bedenler yaratma imkanları sunuyor. Önemli olan, var olan yöntemleri yakından tanımak ve hangi yöntemin kendimiz için uygun olduğunu bilmek…
Sizlere vücut, yüz, saç ve makyaj olmak üzere, saçınızın telinden ayak parmağınıza kadar kendinizi tepeden tırnağa elden geçirmenizi ve yeniden yaratabilmenizi sağlayacak yöntemler, formüller ve ipuçları sunuyoruz. Ülkemizin önde gelen güzellik, bakım ve tedavi merkezleriyle gelişip, en son teknik ve uygulamaları tüm detaylarıyla derledik… Araştırıp açıklaması bizden, uygulayıp, mucizeler yaratması sizden!

ÖNCE BEDEN
Saç, yüz ve makyaj tekniğimizi değiştirmeden önce bedenimizi gözden geçirmemiz gerekiyor. Vücudumuzu mu sıkılaştıracağız, bölgesel fazlalıklardan, selülitlerden mi kurtulacağız, öncelikle bunlara karar vermemiz gerekiyor. Fizikom gibi sağlık merkezleri bu sorunlara bir tedavi kapsamında yaklaşırken, bu diziyi hazırlarken görüşlerine başvurduğumuz Lavinia Estetik ve Zayıflama Merkezi gibi salonlar tüm girişimleri bakım olarak ele alıyor. Aktaracağımız detaylardan yapılan uygulamaları öğrendikten sonra sizin için hangi yolun daha uygun olduğuna karar vermeniz kolaylaşacaktır.

Vücut sıkılaştırma
AŞIRI hareketsizlik, çok sık kilo alınıp verilmesi sporu bırakma ya da doğal yaşlanma süreci içinde özellikle karın, kalça, bacak içleri ve kol üstelerinde oluşan gevşeklik ve deformasyonlarda sıkılaştırıcı ve toparlayıcı özelliğe sahip vücut sıkılaştırma programları bulunuyor. Yukarıda belirtilen nedenler dışında, kişinin genetik özellikleri açısından da bağ dokusu zayıf olabiliyor. Dolayısıyla yaşı ilerlemiş bir kişide elastikiyet kaybı daha sık görülmekle birlikte, genç bir kişide de bu tür deformasyonlar oluşabiliyor. Lavinia’da uygulanan selülit ve lokal fazlalıklar konularında da son derece etkili olan bilgisayar programlı ProSlim24 cihazının toparlama programı, kasların egzersiz etkisiyle çalıştırılmasını sağlıyor. Bu sayede 10-15 seans sonunda elastikiyet kaybı gideriliyor, gevşek ve sarkık görünen doku son derece sıkı ve diri bir görünüm kazanabiliyor. Bilgisayar programlı ProSlim24 ve Presör cihazları vücut sıkılığının artırılması ve korunması, depolanan yağların yakılması, toksinlerin atılması, pürüzsüz ve sağlıklı bir cilde sahip olmak açısından kişiye özel tedavi imkanları sunuyor. Bu yöntemlerle hiçbir cerrahi müdahalede bulunmadan ve deri altına hiçbir madde enjekte edilmeden sağlıklı bir şekilde sonuca ulaşılabiliyor.

Cildin esnekliğini kaybettiğini nasıl anlarsınız?
Vücudumuzda elastikiyet kaybı olup olmadığını anlamanın çok basit yöntemleri var: Örneğin üst bacak bölümünüzü sıkıştırdığınızda doku sanki bir hamur parçası gibi kıvrılıyor ya da hızlı bir şekilde yürürken kalça ve bacaklarınızın ‘jöle’ gibi hareket ettiğini hissediyorsanız bu, o bölümdeki kasların yeterince güçlü olmadığı için deforme olduğunun göstergesidir.

Selülitlerle vedalaşın
Selülİt şişman ya da zayıf ayrımı yapmaksızın, özellikle ergenlik döneminden itibaren hormonal değişikliklerin etkisiyle her yaş grubunda ortaya çıkan yağ hücrelerinin deformasyonuyla ilgili estetik bir sorun. Farklı yaş gruplarındaki kadınların %85 ‘nin bu problemden şikayetçi olduğunu göz önüne alacak olursak selülitin pek çok kadının ortak sorunu olduğunu söyleyebiliriz.
Yaz aylarında birçok kadına gönül rahatlığıyla mayo giymeyi problem haline dönüştüren selülitin oluşumu kişiden kişiye farklılıklar gösteriyor. Selülit daha çok ergenlik, hamilelik ve menopoz gibi hormonların daha çok değişime uğradığı dönemlerde ortaya çıkıyor olmasına rağmen, kişinin genetik yapısı, metabolizma hızı, dolaşım sistemi, sindirim ve boşaltımda yaşadığı sorunlar, doğum kontrol hapları, alınan hormon ilaçları, dengesiz ve düzensiz beslenme, aşırı hareketsizlik, stres, sigara ve alkol tüketimi de selülit oluşumunda etken faktörler olarak karşımıza çıkıyor.

Selülit nasıl tedavi edilir?
Doç. Dr. Meral Kozakçıoğlu Özekici, günümüzde selülit tedavisinde birçok farklı yöntem uygulandığını belirtiyor ve ‘ Yöntemlerin başarılı olması için tedavinin, bu konuda uzman hekimlerce uygulanması gereklidir’ hatırlatmasında bulunuyor. Selülitli bir kişide lenf sistemi, kas, yağ ve bağ dokusu değerlendirilip, tedavi program bu sonuca göre planlanması gerekiyor.

Selülit tedavisinde sonuç veren yöntemler:
Bu programlar ile kombine olarak diyet, spor, enzim terapi masaj ve krem – jel uygulamaları yapılabiliyor.

MEZOTERAPİ
Mezoterapİ, bir ilacın iğne (mezoderm içine) depo olacak şekilde ince ve kısa iğnelerle zerkedilmesi yöntemi. Selülit tedavisinin yanı sıra yüz kırışıklarının giderilmesinde de uygulanıyor. Selülit tedavisinde, bacaklar, popo, karın, kollar, vs. enjeksiyon ile dolaşım düzenleyiciler verilerek, yağ ve lenf sıvısı birikimleri böbrekler vasıtası ile atılıyor. Uygulama, haftada bir kez olmak üzere 15′er dakikalık seanslarda 8-12 seans yapılıyor.

LENF DRENAJI
Lenf akımının ve kan dolaşımının düzenlenmesi esasına dayanıyor. Bu yöntem ile doku arasında biriken sıvının dışarıya atılması sağlanarak ödem çözülüyor. Yöntemde özel bir çorap giydirilerek tüm vücuda uygulama yapılıyor. Doç. Dr. Meral Kozakçıoğlu Özekici, ‘Tedavi lenf drenaj eğitimi almış bir fizyoterapist tarafından uygulanmalıdır. Eğer tedavi sırasında manevralar yanlış uygulanırsa, drenaj gerçekleşmez ve lenf dolaşımı bozulur’ diyor. Her seans 35 dakika sürüyor, ortalama 15 seans da sonuç alınıyor ve uygulama haftada 3 kez yapılıyor.

KAS PROGRAMLARI
Selülİt tedavisinde diğer tedavi sistemler ile beraber uygulanırsa, popo, karın ve bacak sarkmalarını gidereceğinden tedavi sonucu daha başarılı oluyor. Herhangi bir elektrik bağlantısı olmayan kas stimülatörleri, cep telefonları gibi şarj sistemi ile çalışıyor. Hangi kas grubunu güçlendirilecekse, sadece o grup çalışıyor. Kas güçlenince sıkılaşıyor ve cilt tabakasını daha gergin tutarak sıkı bir bacak ya da popo görüntüsü yaratıyor. Seanslar 30 dakika sürüyor, ortalama 15 seans haftada 3 kez olmak üzere uygulama yapılıyor.

ULTRASON
Ses dalgalarının etkisiyle selüliti parçalama ve idrardan atma esasına dayanıyor. Ultrason plakaları, jel sürülmüş cilt üzerine konularak uygulama yapılıyor. Ses dalgası derin ve yüzeysel yağları parçalayarak, o bölgenin incelmesini sağlıyor. Uygulama 18 dakika sürüyor. Ultrason herhangi bir enfeksiyon durumunda uygulanmamalıdır, dolayısıyla hekim kontrolünde tedaviye karar verilmesi ve gerekirse sedimantasyon ve diğer testler yapıldıktan sonra programa başlanılması uygun olur.

Önce test edin!
- Selülitleriniz varsa, bunu üst bacak dokunuzu parmaklarınız arasında sıkıştırdığınız zaman rahatça görebilirsiniz. Sıkıştırma işlemini yaptığınızda doku eğer altında birçok tanecikler varmış gibi girintili çıkıntılı bir görüntü alıyorsa, selülitleriniz var demektir.
- Yapılması gereken ilk işlem daha çok kalça, üst bacak, bacak içleri, diz, karın ve üst kollarda oluşma eğiliminde olan selülitin derecesini belirlemek ve kişide selülitle beraber aynı zamanda lokal ya da genel kilo fazlalığı olup olmadığını tespit etmektir.
- Uzmanlar selüliti görünüm açısından 1.,2.,3.ve 4. derece olmak üzere 4 gruba ayırıyor.1.ve 2. derece selülitler yeni oluşmaya başladığı için yapılan işlemlere kısa sürede cevap veriyor. 3.ve 4.grup selülitler ise uzun süreden beri oluşumunu tamamladıkları için biraz daha sabır gerektiriyor.
- Lavinia Estetik ve Zayıflama Merkezi’nden Mine Ülgezer, ‘Selülit bakımında hiçbir cerrahi müdahale uygulamadan son teknoloji ürünü bilgisayar programlı cihazlar kullanarak tamamen kişiye özel programlar uygulanabiliyor’ diyor.

Fırça kullanımı
Fırça kullanmak, pürüzsüz ve sağlıklı bir cilt için çok önemlidir. Dikkat edilmesi gereken, fırçanın çok sert olmamasıdır. Aksi halde, deri zarar görebilir. Kollara ve bacaklara, kalbe doğru yönelen uzun hareketlerle; göğüs, kalça ve karına, dairesel hareketlerle masaj yapın. Vücut peelingi yapıyorsanız, fırçadan vazgeçin. İkisi beraber deri için zararlı olabilir.

Banyoda AHA etkisi
Yüz kremlerindeki AHA nemlendirici etki yapar ve cildi pürüzsüz hale getirir. Banyo yaparken süt kullanmakla vücudunuz da AHA’ nın bu etkisinden faydalanmasını sağlayabilirsiniz. Sütün içinde, AHA grubundan sayılan laktik asit bulunur. Banyoyu doldurup içine 2 litre kadar süt koyun. Çok sıcak banyo yapmayın ve 10 dakika kadar suyun içinde kalın. AHA içeren vücut losyonları kullanarak bu banyonun etkisini artırabilirsiniz.

Vücut maskesi
Bazen içinizden, kendinizi baştan aşağı bakıma almak gelir. Vücut maskeleri bu iş için ideal çözümdür. Duş yaptıktan sonra vücudu hafifçe kurulayın. Daha sonra, nemlendirici bir kremi maske kalınlığında sürün. Ardından, büyük bir banyo havlusunu sarınıp, battaniyenin altına girin ve yarım saat dinlenin. Daha sonra tekrar ılık bir duş alın.

Koku oluşmasını önlemek için
Vücut pudrası kullanarak, baştan ayağa hoş bir kokuya bürünebilirsiniz. Pudra cilde çok güzel koku verdiği gibi, yumuşaklık da sağlar. Uzun süre dışarıda kalmanız gerekiyorsa pudra sürmek idealdir. Kokusu çok ağır olmasına karşın çok dayanıklı ve kalıcıdır.

Kaynak: Güneş Gazetesi

one

Son Yazılan Estetik Haberleri

En Çok Okunan Haberler

En Çok Yorum Yapılan Konular

Son Yorum Yapılanlar:

  • irem: merhaba ben 27 yaşında bir çocuk annesiyim doğumda bi hayli kilo aldım ve daha sonra verdim...
  • Zeynep: Mrb benim de sol gözümde bebeklikden beri göz tembelliği ve buna bağlı şaşılık var.....
  • gülcan: minimum 2.500den başlar 1.500 liraya garanti veriyoruz denilen yerlere güvenmeyin.bu iş...
  • volkan: kanki ayni problem bendede var bende 26 yasindayim hem dislerim bozuk hem de alt cenem...
  • Berde: Arkadaşlar merhaba, ben gruba yeni katıldım ve şimdi kendime kızıyorum daha önce neden...