AJDA Pekkan, Deniz Akkaya, Petek Dinçöz, Ebru Şallı ile birlikte binlerce kişinin dokularının, eksi 196 derecede özel bir doku bankasında saklandığını biliyor muydunuz? Ünlülerin karından, bacaktan hatta kalçadan aldırdığı yağ dokuları, gelecekte yaptıracakları estetik ameliyatlarda kullanılacak!

Bu yöntemde, hastadan daha önce alınan dokular, kokteyl haline getirilip, nakledildikleri bölgede mucizeler yaratıyor. Üstelik acısız…

Sözgelimi apandisit ameliyatı için hastaneye yattınız. Küçük bir operasyonla sağlığınıza kavuşacaksınız. Ameliyat sırasında cerrahın normal olarak çöpe atacağı atık dokularınızı özenle saklamalarını tembihleyin. Zira bu dokular bir süredir güzelliğiniz için kullanılabilecek çok önemli malzeme sayılıyor. Estetik ameliyatlarda, kırışıklıkların giderilmesinde yapay maddelerin yanı sıra insanların kendi dokularından da yararlanılıyor. Vücudun herhangi bir yerinden alınan yağ dokuları istenilen bölgelere enjekte edilerek kırışıklıklar gideriliyor. Özellikle sık sık estetik ameliyat yaptıran ünlülerin tercih ettiği dokunun enjekte edilmesi, dünyadaki en gelişmiş estetik cerrahi uygulamalarından biri olarak kabul ediliyor.

DOKULARINIZ ÇÖPE GİTMESİN!

Kişinin kendi dokusundan yararlanma, aslında plastik cerrahide yaygın olarak uygulanan yöntemlerden. Örneğin kaburgadan alınan kıkırdak, yüzdeki bir bölgeye aşılanabiliyor veya yanık nedeniyle deri kaybına uğramış bir kişiye, yine vücudunun başka bir bölgesinden deri alınıp, deri kaybı olan bölgeye aşılama yapılıyor. Derinin alt tabakasından “dermis” denilen, kolojen açısından çok zengin olan tabakadan bir parça alınarak yüze, dudağa nakledilebiliyor. Ancak tüm bunlar, neşter kullanılarak gerçekleştiriliyor. Estetik amaçlı olarak da çok sınırlı bölgede uygulanıyor. İşte Prof. Dr. Onur Erol’un buluşu olan doku kokteyli sayesinde ‘bıçak altına yatmadan’, son derece basit ve acısız biçimde bu dokuların estetik amaçlı nakledilmesi mümkün oldu. Bugün tüm dünyada yaygın olarak kullanılan ‘doku kokteyli’ kişilere kendi dokularının son derece ince uçlu iğneler yardımıyla naklini sağlıyor.

Doku kokteyli derinin alt tabakası ile onun daha da altındaki gözenekli yapıların özel sıvılarla karışımından elde ediliyor. Apandisit gibi herhangi bir ameliyatın ardından ortaya çıkan doku kalıntıları bile bu kokteylin hazırlanması için kullanılabiliyor. Derinin altında bulunan dermis tabakası ve altındaki yağ, mikro aşı halinde yüze verilebiliyor. Bu sayede neşter kullanmadan iğnelerle doku nakli yapılırken, hatları düzeltilerek, yüze taze bir görünüm veriliyor. Hazırlanan doku kokteyli en az üç yıl özel doku bankalarında dondurulmuş halde saklanarak ihtiyaç olduğunda kullanılıyor.

ESTETİKTE YENİ ÇIĞIR AÇTI

Doku kokteyli ile yüzün hatları yeniden oluşturulabiliyor, dudaklar kalınlaştırılırken elmacık kemikleri dolgunlaştırılıyor. Yüzdeki kırışıklıkların giderilmesi için de yine bu özel kokteylden yararlanılıyor. Kaşlar kaldırılıyor, yüzdeki yaralar, çukurluklar dolduruluyor. Vücudun herhangi bir yerindeki kusurlar yine bu kokteyl enjekte edilerek düzeltiliyor. Üst bacaktaki çarpıklıkların giderilmesinde bile doku kokteyline başvuruluyor. En zor kırışıklık tedavilerinden biri sayılan el kırışıklıklarının düzeltilmesi için de bu özel karışımdan yararlanılıyor.

Geliştirdiği doku kokteylinin estetik cerrahide yeni bir trend yarattığını ve bunda amacın en doğalı yakalamak olduğunu savunan Prof. Dr. Onur Erol, bu yöntemle ilgili şunları söylüyor:

” Bizim geliştirdiğimiz doku kokteyli, uluslararası kongrelerde büyük ilgi gördü ve benimsendi. Deri içindeki dokular zamanla erir ve yıpranır. Yağ enjeksiyonunda, karın veya kalçadan alınan yağlar, eksi 196 derecede dondurulup saklanabiliyor. Alınan bu dokularla hazırlanan karışımlar hastanın yüzüne enjekte ediliyor. Genelde yüze estetik amaçlarla enjekte edilen yabancı maddelerin kalıcılığı yüzde 40-60′tır, kalanı dokular tarafından emilir ve kaybolur. Oysa yüzü germeye gerek kalmadan uygulanan doku kokteylinin tutma oranı yüzde 95. Kokteyli, derinin dermis tabakası, dermis altındaki kısımlar, kas parçaları ve bir miktar vücut yağından oluşturuyoruz. Bu malzeme adeta bir melhem haline getiriliyor, meme küçültme, karın germe ameliyatından artan yağlar da eklenince mükemmel bir karışım elde ediliyor.”

“Türk Lokumu” adını verdiği ve tıp litaratürüne giren burun biçimi ve bu ameliyatın yapılabilmesini sağlayan yöntemin ardından yine en doğal estetik yöntemlerden biri olan doku kokteyli ile estetik cerrahide yeni çığır açtıklarının altını çizen Prof. Dr. Erol’a göre, “Hastaların çoğu vücutlarına yabancı madde girmesini istemiyor. Bu durumda kendi dokuları ile yapılan düzeltmeleri tercih ediyorlar. Yeni trend küçük cerrahi müdahalelelerle gençlik ve güzelliğe ulaşmak.”

PROF. ONUR EROL DA ESTETİKLİ

Kendi kliniğindeki doku bankasında 2 bine yakın kişinin dokularının saklandığını da anlatan Onur Erol, “Eksi 196 derecede dondurulan dokular gerekli zamanlarda eritilerek tekrar uygulamaya alınabiliyor. İsteyenlere kendi dokularından dudaklarına enjekte ederek dudaklarını kalınlaştırabiliyoruz. Kaşlarını kaldırtıyoruz ya da kırışıklıkları dolduruyoruz,” diyor.

Ünlü estetikçi Prof. Dr. Onur Erol da estetik ameliyat olan uzmanlar arasında. Plastik Cerrah Dr. Hıfzı Velidedeoğlu tarafından Prof. Dr. Onur Erol’a yapılan ameliyatların ardından Erol’un yüzü daha dinç bir görünüm kazandı. ‘Doku kokteyli yöntemiyle Onur Erol’un kaşları yukarı kaldırıldı, göz kapaklarına da estetik uygulandı. Deri fazlalığı toplandı, oluşan torbalar alındı. Boyun bölgesindeki sarkma giderilerek yüz hatları düzeltildi.

Doku kokteylini Prof. Erol’a uygulayan estetik cerrah Dr. Hıfzı Velidedeoğlu bu kokteylin estetikte kullanılan en sağlıklı yöntemlerden biri olduğunu söylüyor. Velidedeoğlu’na göre, estetik amaçla tatbik edilen yabancı maddeler birkaç ay ya da yıl içinde vücuttan atılırken, insanların kendi dokusu ömür boyu kalıyor.

13 Yorum