HaberEstetik Menü

EstetikHaber > ünlü estetik doktorları
Etiket :

ünlü estetik doktorları

ünlü estetik doktorları kısa yolu ile işaretlenmiş estetik haber, estetik bilgi, estetik video ve resim listesi. ünlü estetik doktorları konusunda EstetikHaber sitesinde yazılmış haber ve bilgiler..

Moda, sanat ve magazin dünyasının ünlüleri güzelleşmek için sık sık estetik ameliyat olmaktan çekinmiyor.
Özellikle konser, defile, dizi gibi işlerin tamamen durduğu dönemlerde bakıma giren ve estetik ameliyat olan ünlüler binlerce lira harcayabiliyor.

Sanat dünyasında hangi ünlünün kaç kez estetik ameliyatı olduğunu araştırdık, ortaya ilginç rakamlar çıktı.

Ajda Pekkan

Ajda Pekkan

Ajda Pekkan’ın Estetik Ameliyatları: 18
Ünlüler arasında estetik operasyon geçirme rekoru 18 ayrı ameliyatla Ajda Pekkan’da bulunuyor. 3 kez burnunu yaptırdı, 6 kez dudaklarına silikon enjekte ettirdi, diz kapaklarını ve karın bölgesini gerdirmek için iki ayrı operasyon geçirdi. 4 defa yüzünü gerdirdi, kaşlarını çektirdi, göz kapaklarını kaldırttı ve göğüslerini dikleştirdi. Süperstar 6 ayda bir yüzüne botoks da enjekte ettiriyor.

Deniz Akkaya

Deniz Akkaya

Deniz Akkaya’nın Estetik Ameliyatları: 17
17 ameliyatla adeta Ajda Pekkan ile yarış ediyor. Vücudunda neşter değmeyen yer bulunmayan güzel manken, üç kere burnunu düzelttirdi, yüzüne dolgu maddesi koydurdu, iki kere çenesini törpületti, kaşlarını gerdirdi. İki kez göğüs dikleştirme ameliyatı geçirdi, iki defa dudaklarını silikonla düzelttirdi, basenlerindeki ve karın bölgesindeki yağları aldırttı, göz kapaklarını ve kalçalarını kaldırttı. Cildine 6 ayda bir botoks yaptırıyor.

Hande Ataizi

Hande Ataizi

Hande Ataizi ‘nin Estetik Ameliyatları: 11
Oyuncu Hande Ataizi de genç yaşta çok sayıda estetik operasyon geçirdi. İlk olarak sinemaya atıldığı 1997’de göğüslerine slikon koydurdu.. Bir yıl sonra da burnunu estetik oparasyonla düzelttirdi. İki yıl arayla iki ayrı burun ameliyatı daha oldu. Üç kez çenesini düzelttiren Ataizi, üç defa da şakaklarına doku kokteyli enjekte ettirdi. Bir de üst dudağını slikonla takviyesi var.

Seda Sayan

Seda Sayan

Seda Sayan ‘ın Estetik Ameliyatları: 9
Kalçasındaki ve belindeki yağları ikişer defa lipusection yöntemiyle aldıran Seda Sayan üç kere de göğüslerinden ameliyat oldu. Bir kez gıdısını aldıran Sayan, kaşlarını gerdirdi ve iki kere de cildine doku takviyesi yaptırdı. Seda Sayan düzenli olarak botoks da yaptırıyor.

Hande Yener

Hande Yener

Hande Yener ‘in Estetik Ameliyatları: 6
Son günlerde sanatından çok polemiklerle gündeme gelen Hande Yener, kendisini baştan aşağıya yeniledi. Göz kapaklarını, kaşlarını ve burnunu İtalya’da gördüğü bir modele benzetmeye çalışan Hande Yener, ameliyatla göğüslerini dikleştirdi. Dudaklarına iki kere slikon takviyesi yaptırdı ve gıdısını aldırdı.

Asena

Asena

Asena ‘nın Estetik Ameliyatları: 5
4 yıl önce basenlerini düzelttirip kalçasını küçülttü. Göğüslerini slikon takviyesi ile dikleştiren ünlü dansöz, burnunu yaptırdı ve dudaklarını da slikon ile şişirtti. Asena bu arada laser operasyonla cildini traşlattı.

Ebru Yaşar

Ebru Yaşar

Ebru Yaşar ‘ın Estetik Ameliyatları: 5
Şarkıcı Ebru Yaşar güzelleşmek uğruna 5 kez bıçak altına yattı. Cildini tıraşlatan, burun ameliyatı olan ve göğüslerine silikon koyduran Yaşar, bir kez belinden yağ aldırdı, bir de dudaklarına slikon takviyesi yaptırdı.

Ebru Gündeş

Ebru Gündeş

Ebru Gündeş ‘in Estetik Ameliyatları: 3
6 yıl içerisinde üç kere göğüslerinden operasyon geçiren Gündeş, sonunda istediği göğse kavuştu. Ebru Gündeş son albümünde, üst dudaklarını da slikonla takviye ettirip imaj fotoğrafları çektirmişti. Şakaklarına doku kokteyli uygulatan sanatçı, düzenli olarak botoks yaptırıyor.

Petek Dinçöz

Petek Dinçöz

Petek Dinçöz ‘ün Estetik Ameliyatları: 2
Mankenlik yıllarında geçirdiği bir ameliyatla burnunu düzelttirmişti. Dinçöz, 5 yıl önce de göğsüne slikon koydurmuştu. Onları gecen yıl yenileyen sanatçı aslında doğal güzellikten yana olduğunu söylüyor.

Gülben Ergen

Gülben Ergen

Gülben Ergen in Estetik Ameliyatları: 2
Oyuncu ve şarkıcı Gülben Ergen Allah vergisi olan güzelliğine güveniyor ve operasyonlara sıcak bakmıyor. Ancak sanatçı, peş peşe iki kere göğüslerinden operasyon geçirdi. Göğüslerine slikon koyduran sanatçı, ‘İhtiyarlayana kadar hiçbir yerime neşter değdirmek istemiyorum’ diyor.

1 Yorum

Estetik ameliyatlarda doktor seçimi çok önemlidir. Peki ben doğru doktoru nasıl bulurummu diyorsunuz? Ozaman yazımızın devamını okuyunuz..
Ünlü cerrahlardan biri olan Florence Nightingale Hastanesi Göz Bölümü Direktörü Prof. Dr. Halil Bahçecioğlu, en iyi doktorun nasıl seçilmesi gerektiği konusundaki soruları yanıtladı:

* İyi doktor en popüler olan doktor mu?
Popülaritenin içinde muhakkak en iyi olma kavramı da var. Bir cerrah öyle kolay kolay popüler olamaz, artık popüler olduysa; bu, onun aynı zamanda iyi olduğu anlamına da gelir.

* Nasıl ünlü cerrah olunur; çok ünlü kişileri ameliyat ederek mi, çok zor ameliyatlara imza atarak mı?
Bunların hepsi birbirine bağlı. Zor ameliyatlar yaptığı için önce cerrahın ismi ve hastanesi ön plana çıkar. Daha sonra diğer hastanelerde yapılamayan ameliyatlar için o adres gösterilir. Artık referans merkezi olur. Ardından da zaten ünlü hastalar onu bulur. Bunların hepsi birbirine zincir gibi bağlı. Ama hepsinin altında yatan neden; o hekimin diğerlerinden farklı olması.

* Pahalı doktor iyi doktor mu?
Genelleme yapmayalım ama her şeyin iyisi daha pahalı. Çünkü cerrahide icrahi sanat yapılır. Cerrahi bir sanattır, aynı bir ressamın yaptığı resim gibi. Ressamın pahalısı her zaman iyi mi? Peki hekimin pahalısı her zaman iyi mi? Sanatı değerlendirme açısından fiyatın bir önemi varsa, ameliyatı değerlendirme açısından da olabilir.

* Özellikle rekabetin yoğun olduğu alanlarda (göz, kadın doğum, estetik gibi) doktor nasıl seçilmeli?
Rekabetin olduğu yerde ürün daha iyidir. Ama bizde fiyatla hasta doğrudan karşı karşıya geldiği için, rekabetin kaliteye etkisinden çok, fiyata etkisi oluyor. Hasta tedavisinin fiyatıyla çok içli dışlı olduğundan, kendisi için en iyi tedaviyi seçerken fiyatını baz alıyor. Bu da bazen hastayı en iyi doktoru seçmek yerine, daha ucuz ve reklamı bol olan doktora götürüyor.

* Siz ameliyat olmak isteseniz cerrahınızı nasıl seçersiniz?
Ameliyathane hemşiresi ve ameliyathane personeline sorarım. İyi cerrah ameliyathanede anlaşılır; ameliyathanedeki hemşire ve personel, hastalarını kime gönderiyorsa, o hekim iyidir.

* Hastayla riskler paylaşılmalı mı?
Her türlü cerrahi risk, ameliyata girmeden önce hastayla paylaşılmalı. Hasta bunların hepsini bilmek durumunda. Bu durum kimi zaman hastayı paniğe sürükleyebilir, ama bunları bilmek hakkı. Ameliyata garanti veremezsiniz. Tıpta garanti yoktur, garanti veren yerler yanlıştır.

* Hangi operasyonlar için uzak da olsa en iyi doktora ulaşmak için yolculuk göze alınabilir?
Eğer çok ender bir hastalıksa ve bu başka bir yerde sıklıkla yapılıyorsa, orayı tercih edebilirim. Ama onun dışında, uzak mesafedeki hastaneler ve özellikle de yurtdışındaki merkezler, hastalar için zordur. Çünkü operasyondan sonra hastanın takibi gerekir. Yurtdışından belki ikinci ya da üçüncü fikir alınabilir ama ameliyat için kendi yaşadığı yere yakın bir yer tercih etmeli. Artık Türkiye’nin metropollerindeki sağlık hizmeti o kadar ileri ki, yurtdışına gitmek için bir neden yok.

* Tek bir hata cerrah için mesleğinin sonu olabilir mi?
Genellikle şöyle bir şey var; çok ameliyat yapan doktorun komplikasyonu da (hastalık sırasında ortaya çıkan olumsuzluklar) çoktur. Örneğin bir komplikasyon riski yüzde 2 ise bunu bin hastaya uygulayan doktorun 20 tane komplikasyonu olur. 30 tane ameliyat yapmış olan doktorun komplikasyonu olmaz. Komplikasyonu olmayan doktor, ya o ameliyatı az yapıyordur, ya da yalan söylüyordur. Benim için iyi doktor, komplikasyonunu düzeltebilendir. Bir doktor ‘benim hiç komplikasyonum yoktur’ derse, o doktordan kaçmak gerekli. Çünkü bu gerçeğe aykırı.

* İyi cerrahlar az mı konuşur?
İyi cerrah, çabuk karar verme yeteneği ile ölçülebilir. Övgüyü başkalarına bırakır, iyi olduğunu kendi söylemez. Ama hastayla iyi diyalog kurar. Hastaya her türlü komplikasyon hakkında bilgi verir ve bunları düzeltebileceğini söyler.

Ameliyat kampına girerim

* Ameliyata nasıl hazırlanıyorsunuz?
Ben ameliyat öncesi tamamen kampa girerim. Bir sporcunun kendisini hazırladığı gibi. O gün örneğin akşam üstü yediden sonra tamamen gevşeyip, dinlenirim. Fiziki aktivasyonu minimuma düşürerek, beslenmemde de çok seçici davranırım. Kahve, çay, alkol içmem. Erken yatarım, çünkü ameliyat sabahı erken kalkılır.

* Neden ameliyatlar hep sabah erken saatlerde yapılır?
Ameliyatlar, insanların en aktif olduğu saatlerde erkenden yapılmalı. İnsanların sabah uyanmalarının nedeni, kortizon seviyesinin en yükseğe çıkmasıyla o saatlerde en iyi performansı göstermemizdir. Uykudan taze kalkıp dinç oluruz. O yüzden hastalar için de ilk ameliyatlar en iyileridir. Bu performansı da herkesten beklerim, hademe dahil. Personel, hasta bakıcı ve hemşire de dahil olmak üzere bu şekilde özel olarak hazırlanmak zorunda. Çünkü ameliyat ekip işidir. Cerrah bu ekibin bir parçasıdır.

* Sizce hastalar hastane mi seçmeli doktor mu?
Doktor seçmeli, çünkü bu bir sanat, hastane ise sanat yapılan yerin akademisi. İyi doktor da zaten iyi hastane seçer.

* Doktorlar için zor hasta var mı?
Beklentisi yüksek hasta, zor hastadır.

Sabah

1 Yorum

Sayın Nazım Durak bize biraz kendinizden bahseder misiniz? 1951 Malatya doğumluyum. 1975 yılında İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun oldum. 1990 yılında doçent, 1996′da da profesör ünvanı aldım. Gülhane Tıp Akademisi’nden ayrılıp, Kadir Has Üniversitesi’ne geçtim. Plastik Tıp Cerrahi bölümünde öğretim üyesi olarak görev yaptım.

Estetik konusunda Türkiye diğer ülkelerle bir kıyaslama yapıldığında ne durumda?

1960′lı yıllardan sonra tüm dünyada estetik tıp gelişmeye başladı. Savaşlar beraberinde tamir cerrahilerini getirdi. Türkiye’de ise 70′li yıllarda bu iş başladı. Eskiden plastik cerrahi zenginlere, sanatçılara hitap eden bir bilim dalı olarak görülürdü. Bugün ise kamuoyunu en çok ilgilendiren alan, estetik cerrahi oldu. Ve zamanla herkes sorunlarının düzeltilmesi için estetik operasyonların mümkün olduğunu öğrendi. Türkiye’de plastik cerrahi ise Avrupa’dan daha ileri bir duruma geldi.

İşiniz gereği hastalarınızın büyük kısmı sanatçı dünyasından. Onlarla hasta-doktor ilişkisi içinde olmanın diğerlerine göre farkı nedir?

Başlangıçta size çok sevecen bir yapıda davranıyorlar. Şöhretlerini kullanmak istiyorlar, ‘benim ameliyatımı yaparsanız benim ismim sizin de şöhretinize şöhret katacak. Benim ameliyatımı daha ucuza yapmalısınız’ gibi bir tavra giriyorlar. Yapmış olduğunuz ameliyatta, normal bir insana göre gereksiz kusur arayışlarına giriyorlar. Normal bir hasta sizin söylediklerinizi harfi harfine yapıyor. Ameliyattan sonra sigara içmeyin diyorsunuz içmiyor, pansumanlarınıza düzenli gelin diyorsunuz geliyor ama sanatçılar da ameliyattan kısa bir süre sonra sizle ilişkilerini kesiyorlar ve çok sabırsızlar.

Sanatçılar diğer hastalarınıza göre daha mı kaprisli?

Sanatçıların çoğu randevularına düzenli olarak gelmiyorlar. Çevreden son derece etkilenerek geliyorlar. Sizi kullanarak medyaya çıkmaya çalışıyorlar. Bazıları yapısal özellikleri bir sanatçı kişiliği olmadığı için, sadece fizikleri ile gündemde kalmak istiyor bu yüzden ya doktorunu ya da sevgilisini kullanmaya çalışıyor.

Silikon taktıran kadınlarda hissizleşme oluyor mu?

Katiyen böyle bir şey yok. Çocuk doğurmak, süt vermeyi engellemiyor, hissizleşmesi diye bir şey de yok.

Erkeklerin estetiğe bakış açısı son dönemde değişti mi?

Erkekler arasında da estetik yaygınlaştı. Genç erkeklerde özellikle burun ameliyatı çok revaçta. Daha ileriki yaşlardaki erkeklerde göz torbası aldırtma, yüz gerdirme, yanaklara protez, saç ekimi, göğüs ve karın bölgesindeki yağları aldırma ve erkek cinsel organını 2 cm büyütme yapıyoruz.

Tarkan ve Kadir İnanır’a biraz rötuş gerekiyor

Tarkan’ın burnu güzel bir burun değil. Operasyon geçirmesi gerekli. İbrahim Tatlıses’e yine burun ameliyatı şart. Ayrıca ünlü türkücünün yanaklarında sarkma, çene altında yağlanma, göz çevresinde torbacıklar var, bunlarında rötuşlanması lazım. Kadir İnanır’a gelince, göz çevresinden mutlaka bir estetik olması gerekiyor. Çünkü inanılmaz derecede

gözaltı torbacıkları var. Yine boyun ve yanaklarında da sarkma var, bu da kendisine yorgun bir ifade veriyor. Zaman kaybetmeden mutlaka bu ameliyatları olması lazım. Mahsun Kırmızıgül’ün yüz hatları iyi fakat burnu kendisini çok sert gösteriyor. Yüzünü daha ince gösterebilmek ve görüntüsünü kusursuz kılabilmek için yaptırması gereken tek şey burun operasyonu.

Şimdi Kidman burnu moda

Son dönemde dolgu maddeleriyle yapılan operasyonlar revaçta. Yüzdeki kırışıklıkları, çukurları, çene uçlarını ve dudaklarını kalınlaştırmak gibi işlemleri hep bu madde sayesinde gerçekleştirebiliyoruz. Genellikle hastanın dokularını alıp şekillendirip daha sonra oraya enjekte ediyoruz. Son dönemde hanımların en çok istediği modeller ise, Jennifer Lopez poposu, Türkan Şoray dudağı ve Nicole Kidman burnu. Şu sıralar en çok gerçekleştirdiğimiz

operasyon ise, kısa boylu, kalın basenli kadınlara uyguladığımız popo estetiği.

Hastalar aman dikkatli olun!

Bu alana ilgi arttıkça, yeni ve iştah açıcı pazarı gören cerrahlar da yanlış hareketlerin içine giriyorlar. Hatta estetik cerrah olmayan insanlar bile bu pazardan pay almak istiyorlar. Konunun uzmanı olmayan bir çok kişi, televizyon programlarına çıkıyor. Ve program yapımcıları, iyi araştırmadıkları için ahbap çavuş ilişkileri içerisinde, programa renk katmak için bu kişilerin boy göstermesine göz yumuyorlar. Bu insanlar da halkın kafasını çelmeye çalışıyorlar. Artık bu doktorların çoğu usta-çırak ilişkisini yaşamadan usta olmaya çalışıyorlar. Çünkü çok para kazanma hırsları var. Onun için estetik yaptıracak hastalarıma tavsiyem, gidecekleri uzman hakkında iyi bir bilgiye sahip olmadan asla onların kapılarını çalmasınlar.

Deniz’in göğüsleri aşağıda Hülya’nın kalçaları büyük

Hülya Avşar’ın, vücudu çok orantılı. Ama kalçaları büyük, onlara bir operasyon yaptırması gerekli. Bunun dışında hiçbir şeye ihtiyacı yok. Sibel Can’ın, güzel bir vücudu var sadece beli kalın, onun inceltilmesi lazım. Deniz Akkaya’nın ise göğüsleri normalden çok aşağıda. Onların bir operasyonla kaldırılması gerekli. Hande Ataizi’nin burnu çok etli ve derisi çok kalındı. Onu küçültmek için birkaç kez estetik olmak zorunda kaldı. Ama artık burnu oturdu. Ajda’ya ise bu kadar fazla operasyon hiç yakışmadı ve yüzü artık güzel değil. Gözü dışarıya bakıyor, göz kapakları dışarıya doğru, artık cildinin rengi gitmiş, yüzünün başarılı olduğu söylenemez ağır makyajla bu kusurları kapatmaya çalışıyor.

Ebru’da hala silikon var

Dünyanın her yerinde göğüs büyütme ameliyatı yapılıyor. Bugün Amerika’da 3,5 milyon kadında silikon var. Bizim ülkemizde yüzbinlerce silikonlu bayan ve bir o kadar da silikon yaptırmak isteyen var. Göğüsler bir kadının dişilik sembolüdür. Her kadın güzel göğüslere sahip olmak ister. Bütün kadınlar aptal da bir Ebru Şallı mı akıllı ki, çıkıp, fetva verir gibi, ‘silikonlar zararlı ben çıkartıyorum’ der. Kendisine gündem yaratmak için halkın kafasını çelmeye hakkı yok. Büyük bir silikon taktırtmış, zayıflayınca protez sırıttı diye küçültmüş. Kalıbımı basarım hala, çıkarttım’ dediği silikonlar göğsünde.

Aksam Gazetesi

Yorum Yok

Makale Erdal İpek tarafından yazılmış Hürriyet gazetesi köşe yazısıdır.

HER gün estetik ameliyatlarla ilgili haber bombardımanına maruz kalan yüz binlerce insanımız, bilgisizlikten kaynaklanan yanlış anlatımlar ve uygulamalar sonucu kötü duruma düşüyor.

Ya “bu işin erbabıdır” diye lanse edilen doktoru tanımıyor, ya da “uygundur” diye tavsiye edilen operasyonun yaşamına neler getireceğini bilmiyor. İşte buradan yola çıkarak ünlü estetikçileri ve onlarla geçen ilginç anılarımı yazmaya karar verdim. Öncelikle, gerek görsel, gerekse yazılı basından tanıdığımız bir çok ünlü estetikçinin Ankara kökenli olduğunu vurgulamak istiyorum. Kimler mi bu isimler? İlk üçü oluşturanları açıklayarak anlatmaya başlayayım.
Estetikçi Robin Hood

Estetik cerrahi denince akla ilk gelen isimlerden biri Prof.Dr. Namık Kemal Baran’dır. Asker kökenli olan Baran, yıllarca GATA’da görev yaptıktan sonra Gazi Üniversitesi’nin kuruluşunda bulundu ve ilk rektörlüğünü üstlendi. Kendi dalının duayenlerinden sayılan Namık Bey’in marifetli elleri tatlı diliyle bütünleşirken, ünlü isimlerin vazgeçilmez kurtarıcılarından birisi olup çıktı. Ajda Pekkan’dan Hande Ataizi’ne, Pınar Eliçe’den Emel Sayın’a kadar bir çok ünlü isim onun ameliyat masasına konuk oldu. İlerleyen yaşına rağmen başarı grafiğini sürdürmesinden olacak, ünlü akını halen sürüyor.

Basında fazla görünmeyi sevmeyen Baran’ın en önemli özelliklerinden birisi de, zenginden alıp fakire veren Robin Hood kişiliğidir. Sosyetiğinden sanatçısına kadar bir çok kişiden binler, hatta milyonlar kazanan Namık Bey, bu birikimlerini yardıma muhtaç hastalara harcamaktan çekinmeyen bir yapıya sahiptir. Amerikalı meslektaşlarıyla beraber bu güne kadar 4 bine yakın insanı cebinden para harcayarak sağlığına kavuşturması onun pek bilinen yönleri arasında değildir. Son olarak Güney Doğu’da, mayına basma sonucunda bir uzvun kaybetmiş vatandaşlara el atması ve onlarca kişiyi sağlığına kavuşturması verebileceğim en güzel örneklerden biridir…

Farkına varmadan Ajda Pekkan’ın refakatçisi oldum

Ajda Pekkan’a pek çok kez ameliyat yapan Namık Bey, ona sadece ameliyathanesini değil evinin de kapılarını açıyordu. Ajda, her ameliyat öncesi Namık Baran’ın Çankaya Semti’ndeki evinde kalıyor ve özellikle basının duymaması için, sahte isimle hastanede ameliyatını olup, nekahet dönemini de doktorunun evinde tamamlıyordu. Yaklaşık 9 yıl önceydi. Ajda Pekkan yine sessizce Namık Baran’ın evine gelmiş ve ünlü doktorun eşi ile birlikte ameliyat gününe hazırlanmaya başlamıştı. Operasyon, Baran’ın o sıralar rektörlüğünü üstlendiği Gazi Üniversitesi’nde olacaktı. Bu duyumu alan bizim acar muhabirler, hastane içinde kamp kurarken, Namık Baran ser veriyor sır vermiyordu. Sonuçta da Ajda, başka bir isimle ameliyat olup, tekrar doktorunun evine yerleşirken de, kimsenin haberi olmuyordu.

İşte, ilk tanışma ve görüşmemiz bu olay üzerine oldu. Karşımda aksi ve asık suratlı bir insan beklerken, tam tersi karakterde, beni muayenehanesine kabul eden Namık Baran’ı tanıdım. Kısa bir sohbetten sonra da, beni sevmiş olacak ki, “Bak, eğer Ajda Hanım evet derse seninle görüştürürüm. Ben de operasyon hakkında bilgi veririm” diyerek telefona sarıldı. 30 yıla dayanan dostluğumuzdan olacak, Ajda benim ismimi duyunca “evet” dedi. Ve tüm basını atlatan kapsamlı röportajımız gerçekleşti.

Fakat, daha sonraki yıllar, bu tanışma ve haber, başıma çok işler açtı. Zira, her ameliyat öncesi beni İstanbul’dan arayan Ajda, kendisini hastaneye benim götürüp götüremeyeceğimi sormaya başladı. Tabii doğaldır ki, yanındaki refakatçi hep ben olmaya başladım. Tıpkı, son olarak Çankaya Hastanesi’nde geçirdiği göğüs estetiği ameliyatında olduğu gibi. Aslında Namık Baran ile gelişen samimiyetimi anlayan Ajda, kendi iradesi dışında bir haber çıkmasın diye bu yolu bulmuştu. Yüz yüzden utanır misali de, bu şekilde beni kontrol altına almasını bilmişti.

O’nu da İstanbul’a kaptırdık

BİR başka ünlü Ankaralı estetikçi ise Prof.Dr.Nazım Durak’tı. Onu da GATA’da görev yaptığı sırada tanımıştım. Bir yandan askerlere şifa dağıtırken, diğer yandan da ünlülere özel hastanelerde güzellik ameliyatları yapıyordu. Sosyete ve sanat dünyasında ismi yayıldıkça da kendisine olan talep artıyordu. Bir aralar, gece gündüz çalıştığını, hatta hafta sonları iki günlüğüne İstanbul’a gidip peş peşe ameliyatlar yaptığına tanık oluyordum. Sonuçta o da, para ve hasta bolluğunun cazibesine dayanamayıp, İstanbul’un yolunu tuttu.

Yüzüne kezzap atılan

Bergen’i yeniden yarattı

YİNE Ankara kökenli olan estetikçilerden biri de Prof.Dr.Onur Erol’du. Onu, yıllarca Ankara da görev yaptığı üniversite hastanesinden ve şöhretleri ağırladığı muayenehanesinden tanırımdım. Onur Bey’in ismi, ilk olarak 1980’li yılların ortalarında duyulmaya başlandı. Yılın tıp adamı dalında Sedat Simavi Vakfı’ndan kazandığı ödül ile ününü perçinledi.

Bir dönemler sesi ve fiziği ile herkesin beğenisi toplayan Bergen isimli bir sahne sanatçısı vardı. Ayrı yaşadığı kocasının bir kıskançlık sonucu yüzüne fırlattığı kezzapla tüm yüzü ve vücudu tahrip olmuştu. İzmir de gerçekleşen bu korkunç olaydan sonra Bergen, Ankara’ya getirilmiş ve ameliyatlarını, hiç bir ücret talep etmeden Onur Erol üstlenmişti. Talihsiz genç kadının hastaneye yattığı ilk günkü görünümü ve inlemeleri hala hafızamdan silinmemiştir. Tamamen yok olan bir yüz, kezzabın etkisiyle eriyerek ayak parmaklarına kadar, çatlamış toprak halini almış vücut ve hepsinden önemlisi o duyduğu müthiş acıyla dudaklarından dökülen inleme sesi…

İşte o andan itibaren Onur Erol’un inanılmaz gayretini ve ustalığını görmüştüm. Bir oya işler gibi, Bergen’in deforme olmuş her uzvuyla tek tek uğraşmıştı. Aylarca süren ameliyatlar zinciri ve tedavisi sonucunda da, genç kadının yeniden yaratılışına tanık olmuştum. Vücudunun sağlam kalmış yerlerinden aldığı parçaları tahrip olmuş bölgelerine aktardığını, kalçadan aldığı deri parçalarıyla yeni yüz yarattığını safha safha izlemiştim. Sonuçta da, tam olmasa da, Bergen’in eski güzelliğine kavuştuğunu görmüştüm. Gerçi aradan iki yıl geçtikten sonra yine eski kocasının kurşunlarına hedef olup, ölümüne de şahit olmuştuk, ama bir doktorun özverisinin ne derece büyük olduğunu Onur Erol sayesinde anlamıştım.

4 Yorum

Son Yazılan Estetik Haberleri

En Çok Okunan Haberler

En Çok Yorum Yapılan Konular

Son Yorum Yapılanlar:

  • Arzu: Slm ben arzu benimde dogustan cift tarafli damak dudak yarigim var ilk ameliyatim 5...
  • Recep: Aynen arkadaslar 18 Yasından kücüklere kepçe kulak ameliyatı karsılanıyormu. Acaba...
  • kemal aksu: bende ıspartadayım ve kepçe kulak ameliyatı olmak istiyorum nerde olsun ne kadar...
  • Ali: Elimde beş sene önce dövme yaptım bu aralar lazerle cıkarmaya başladım 5 seans yaptım ama...
  • buse: bende adanadayım araştıyorum senın gibi özel epc hastanesı acıldı bizim burda yazın okullar...