HaberEstetik Menü

EstetikHaber >
Etiket :

kısa yolu ile işaretlenmiş estetik haber, estetik bilgi, estetik video ve resim listesi. konusunda EstetikHaber sitesinde yazılmış haber ve bilgiler..

Antalya Akdeniz Üni. Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Güner Öğünç, düzenlediği basın toplantısında, Akdeniz Üniversitesi’ndeki mide küçültme operasyonlarına 6 yıl önce başlandığını söyledi. Bu süre içinde 20 kişinin operasyon geçirdiğini belirten Öğünç, bu kişilerden birinin Irak’tan, birinin Norveç’ten, diğerinin ise Almanya’dan geldiğini kaydetti.

Şişmanlığın, estetik problemlerin yanı sıra pek çok sağlık sorununu da beraberinde getirdiğine dikkati çeken Prof. Dr. Öğünç, şunları söyledi: “Şişmanlıkla birlikte kişide hipertansiyon, şeker, uykuda solunum durması, yürüyememe, merdiven çıkamama, nefes nefese kalma, kalp hastalıkları, safra kesesinde taş oluşumu, damar sorunları, hormon bozuklukları, kısırlık gibi sorunlar görülüyor. En tehlikeli olanı ise şişman kişilerde kanser vakalarına daha sık rastlanıyor olması. Toplumda her 7-8 kadından 1’inde meme kanseri vakasına rastlanırken, şişman kadınlar, zayıflara göre 6-7 kat daha fazla meme kanserine yakalanıyorlar.”

“SİGORTA KAPSAMINA ALINIRSA, DEVLETİN HARCAMASI AZALIR”

Prof. Dr. Öğünç, şişmanlığın devlet tarafından da bir estetik problem olarak kabul edildiğine dikkati çekti. Ameliyatın sigorta kapsamına alınmadığını ifade eden Prof. Dr. Öğünç, “Ancak devlet, şişmanlığın beraberinde getirdiği sağlık problemleri nedeniyle her yıl büyük miktarlarda para harcıyor. Eğer mide küçültme ameliyatları sigorta kapsamına alınırsa, şişmanlıkla birlikte gelen diyabet, hipertansiyon gibi hastalıklara yapılan harcama da azalacaktır” diye konuştu.

Mide Küçültme ameliyatında midenin girişine “kelepçe” olarak tanımlanabilecek bir sistem yerleştirdiklerini belirten Öğünç, genişliği dışarıdan kontrol edilebilen bu kelepçe sayesinde mideye istenen oranda yiyecek girmesini sağladıklarını söyledi.

Amaçlarının, kişiye ayda 5-6 kilo verdirmek olduğunu vurgulayan Öğünç, “Bu metotla yakaladığımız başarı yüzde 65-80 arasında ve bu başarı oranı tüm zayıflatma teknikleri içinde en yüksek olanı” diye konuştu.

HASTALARIN GÖRÜŞLERİ

Akdeniz Üniversitesi’nde geçirdikleri ameliyat sonucu kilo vermeye başlayan hastalardan 3’ü de toplantıya katıldı. 1,5 ay önce operasyon geçiren İran asıllı Norveçli Helena Afsaneh Andreasian, 30 yıldır kilo vermek için mücadele ettiğini anlattı.Kilo problemi yüzünden kalbinin ve karaciğerinin büyüdüğünü, kaburgalarında kırıklar oluştuğunu ve omurlarında bozukluklar meydana geldiğini belirten 46 yaşındaki Andreasian, “Norveç’te uyguladığım bir yöntemle, 1 yılda 17 kilo verdim, ancak o dönemde yaşadığım bazı olayların da etkisiyle 1,5 ay içinde 22 kilo birden aldım” dedi. Andreasian, midesine yerleştirilen kelepçe sayesinde 1,5 ay içinde 106 kilodan 93 kiloya düştüğünü anlattı.

Berlin’de yaşayan 52 yaşındaki Neşe Berker de bir aylık tedavi sonucunda 110 kilodan 102 kiloya düştüğünü söyledi. Daha önce kanser tedavisi gördüğünü belirten Berker, “Bu tedavi sırasında 14 kez ameliyat olmam gerekmişti. Ancak doktorlarımın yakın ilgisi sayesinde bu dönemde oluşan ameliyat korkumu yenmiş ve kilo vermiş oldum” dedi.

Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde Mide Kelepçesi operasyonu geçiren 29 yaşındaki Meryem Başar ise 5 ay içinde 98 kilodan 70 kiloya düştüğünü söyledi. Kilo verebilmek için sayısız yöntem denediğini anlatan Başar, “Mağazalara kıyafet almak için girdiğimde bana uygun kıyafet olmadığını söylemeleri moralimi bozuyordu. Sağlık problemleri yaşamama rağmen bu operasyona girmeye, estetik nedenlerle karar verdim” diye konuştu.

Mide küçültme ameliyatında midenin girişine “kelepçe” olarak tanımlanabilecek bir sistem yerleştiriliyor. Genişliği dışarıdan kontrol edilebilen bu kelepçe sayesinde mideye istenen oranda yiyecek girmesi sağlanıyor. Amaç ise kişiye ayda 5-6 kilo verdirmek…

223 Yorum

Nevşehir Devlet Hastanesi KBB Uzmanı Dr. Tamer Kolay, tıp dünyasının özellikle erkeklerde görülen ve hastaları olduğu kadar eşlerini de rahatsız eden horlamaya karşı mücadelesini sürdürdüğünü söyledi. Dr. Kolay, horlama hastalığının, kişinin gece uykusu sırasında nefes alıp vermesinin 10 saniye durmasına ve bu 10 saniye içinde beyne oksijen gitmediği için uyandığında bilinç kaybı ve gün boyu süren uyuklamalarla karşı karşıya kalmasına neden olduğunu anlattı. Kolay, daha önce uygulanan tedavi yöntemleriyle hastanın iyileşmesinin 10 gün sürdüğünü ve sosyal hayatına geri dönebilmesi için 20 gün gerektiğini söyledi. Kolay, geliştirilen ‘pillar implant’ yöntemi sayesinde hastanın 15 dakika süren operasyonun ardından sosyal yaşamına devam edebildiğini belirtti.

Daha önce uygulanan tedavide hastanın bademciğinin alındığını ancak bu yöntemde hastanın damağına küçük çubuklar yerleştirildiğini anlatan Kolay, şöyle konuştu: “Bu hastalığın tedavisi öteden beri var ancak son 2 aydır çıkan yeni yöntemin diğerlerine göre bazı üstünlükleri var. Sadece lokal anestezi altında bir cerrahi girişim olmaksızın 3 tane küçük implant’in özel aparat vasıtasıyla yumuşak damar içerisine yerleştirilmesi sağlanıyor. Daha önce bademciğin alınması ile yapılan operasyon daha agresif ve dokuya zarar verebilecek girişimlerdi ve genel anestezi altında yapılıyordu. Hastanın iyileşmesi 10 gün, sosyal hayatına dönebilmesi için de 20 gün gerekiyordu. Şimdi hiçbir acı hissetmeyen hasta ameliyatın hemen ardından sosyal yaşamına devam edebiliyor.”

Horlama sorununa karşı Nevşehir Devlet Hastanesi’nde ‘pillar implant’ yöntemi ile tedavi olan Adem Ertaş isimli hasta ise, “Geceleri sürekli olarak horluyordum. Bu durumdan eşim ve çevremdekiler şikayetçi oluyordu. Doktora başvurduğumda bu yöntemle sorunumun çözülebileceğini söyledi. Operasyon sırasında herhangi bir acı hissi duymadım ve şimdi çok rahatım” dedi.

3 Yorum

Estetik cerrahide hergün bir yenilik duyuyoruz ve teknoloji git gide ilerliyor.Son yıllarda estetik ameliyatlara ilgi hızla artıyor. Kulağını, burnunu, dudağını ya da vücudunun herhangi bir yerini beğenmeyen pek çok kişi görünümünü değiştirmek için bıçak altına yatıyor.
Dismorfofobisi olanlar vücudunun bir bölgesini ya da tümünü çirkinmiş gibi görüyor. Prof. Dr. Hamdi Tutkun’a göre, dismorfofobiye biyolojik ve toplumsal etkiler yol açıyor.
Uzmanlara göre hızla yayılan estetik takıntısının temelinde ‘ayna hastalığı’ (dismorfofobi) yatıyor. Dismorfofobisi olan kişiler sürekli olarak dış görünümlerinden şikayetçi oluyor. Aynaya her baktığında olumsuz ruh haline bürünen hastalar, estetik ameliyat olsalar bile kusurlarının devam ettiğini düşünüyor. Gençler arasında hızla yayılan bu rahatsızlıktan kurtulmak için psikiyatrik destek gerekiyor.

Psikiyatri uzmanı Prof. Dr. Hamdi Tutkun, dismorfofobisi olan hastaların vücudunun bir bölgesini ya da tümünü çirkinmiş gibi gördüğünü vurguluyor. Bu düşüncenin kişiyi çok rahatsız ettiğini anlatarak, “Hastalar, saatler boyunca ayna karşısında vücudunu inceliyor, her ayrıntıda bir kusur bulmaya çalışıyor.” diyor.

Kusur olarak algıladıkları görünümlerini değiştirmek için her yolu denediklerini ifade eden Tutkun, “Bu tip hastalar doktor doktor gezerek cerrahi estetik operasyonlar geçiriyor. Ancak defalarca estetik yaptırsalar bile tatmin olmayarak kendilerinde yeni kusurlar görüyor.” açıklamasını yapıyor. Bazılarının biyolojik özellikleri nedeniyle bu tip takıntılara yatkın olduğunu belirten Hamdi Tutkun, “Ayrıca, popüler kültürün etkisiyle gazete ve televizyonlarda estetik, kozmetik ve kusursuz güzellik imajının yoğun şekilde verilmesi de bu rahatsızlığı artırıyor.” şeklinde konuşuyor. Plastik cerrahi uzmanı Op. Dr. Teoman Doğan da son yıllarda pek çok kişinin ayna hastalığı nedeniyle estetik operasyonlara yöneldiğini aktarıyor. Doğan, “Genellikle bu tip hastaların çoğu bir ünlüye benzemek istiyor. Angelina Jolie’nin resimleriyle gelen bir hasta kendisini ona benzetmemizi talep ediyor.” örneğini veriyor.

Teoman Doğan, isteyen herkese estetik ameliyat yapılmaması gerektiğini vurgulayarak, dismorfofobi belirtisi gösteren hastaların öncelikle psikolog veya psikiyatra gönderilmesi gerektiğini söylüyor. Bu rahatsızlığın genç kızlar kadar erkeklerde de yaygınlaşmaya başladığını hatırlatan Doğan, “Çocukluğu ve ergenliğinde çelimsiz ve kısa boylu olduğu için alaya alınan ya da basketbol veya futbol gibi oyunlardan dışlanan erkeklerde bu rahatsızlık ciddi boyutlarda görülüyor.” uyarısını yapıyor.

Kesin bir tedavi olması için profesyonel destek şart Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Hamdi Tutkun, dismorfofobisi bulunan kişilerin profesyonel destekle tedavi edilmesi gerektiğini belirtiyor. Kendini çirkin gören kişiyle bilişsel terapi uygulandığını aktaran Tutkun şöyle devam ediyor: “Bunun yanında ilaç tedavisine de başvuruluyor. Ailelere tavsiyem şu: Çocuğunuz kendini çirkin görüyorsa ‘ameliyat ettirip kurtulayım’ diye düşünmeyin. Çünkü bunun sonu yok. Vakit kaybetmeden tedavi ettirin.

Necip Çakır – Zaman

1 Yorum

Modada olduğu gibi estetikte de tercihler ve beğeniler zamana göre değişiyor.
“Kadınlar yaz aylarında en çok göğüs büyütmeye rağbet gösteriyor.
Erkekler ise küçültüyor. Çünkü memesi büyük olan erkek plaja gittiğinde utanıyor. Güneşlenemiyor, Bu yüzden estetik yaptırıyor” diyor.

Tam anlamıyla sağlıklı, tüm vücut organları
gerektiği gibi çalışan birini ameliyat masasına yatmaya, bandajlarla dolaşmaya ne ikna edebilir? Daha güzel olma tutkusu… Fonksiyonu ne kadar iyi olursa olsun, sahibi tarafından beğenilmeyen bir dudağın ya da burnun gerçekten sağlıklı olduğunu iddia etmek belki de pek doğru değil. Zaten estetik ve plastik cerrahi uzmanları da operasyon kararı alırken en büyük kıstaslarının hastalarının düşünceleri olduğunu söylüyorlar. Yani doktor değil, hasta, burnunu ya da kulağını çirkin buluyorsa operasyona gerek görülebiliyor.

Aylar önce yayınlanan bir reklam vardı. Reklamda Aysel Gürel, Deniz Akkaya’ya dönüşüyordu. Bu fantezi gerçek hayatta mümkün olabilir mi?
Olabilir… Ancak böyle bir durumda hastanın vücut yapısı, dokuları, bir hastalığının olup olmaması önemli. Eğer böyle bir ameliyat için gereken tüm şartlar uygunsa, belirli limitler içinde, hastanın hayatını tehlikeye sokmayacak şekilde aynı seansta yüz, boyun, göz kapaklarını gençleştirme, göğüslerini büyütme ya da dikleştirme, liposuction ve bel inceltme gibi ameliyatların hepsi birarada yapılabilir.

Komple estetik yani…
Evet, mesela geçtiğimiz günlerde bir arkadaşımın hanımını ameliyat ettim. Hem yüzünü gençleştirdim, hem burun, hem de göz kapaklarını. Dudaklarını ve göğüslerini büyüttüm. Karnından da şikayetçiydi, karnını da gerdik. Bacaklarına da liposuction yaptık. Ve tüm bunları, hepsini tek bir ameliyatta gerçekleştirdik.

Kaç saat sürüyor böyle bir ameliyat?
Tabii cerrahtan cerraha değişiyor. Ama ortalama 6-7 saat sürüyor. Örneğin endeskopik yüz germe ameliyatım bütün yüz komple 2-3 saatte yapıyorum. Göğüs büyütme 20-30 dakika arasında değişiyor. Karın ameliyatı yaklaşık bir saat, liposuction, doku enjeksiyonu ise 1-1.5 saat kadar sürüyor.

Peki ne kadar sürede hasta iyileşiyor?
Bunlar çok ağrılı ameliyatlar değil. Hatta böyle bir ameliyatı tek seferde olmanın avantajları var. Tek bir seferde hepsini yaptırıp kurtuluyorsunuz. Hasta 1-2 hafta içinde iyileşiyor. Zaten ameliyat sırasında ciddi miktarda lokal anestezi, sonrasında ciddi ağrı kesiciler verdiğimiz için hastalar iyileşme sürecinde çok fazla ağrı çekmiyor.

91′LİK HASTAM VAR
Yaş konusunda alt ve üst limit nedir estetikte?
Kızlarda 17, erkeklerde 18′den sonra estetik yapmaya başlıyoruz. Genç kızlar en çok burun ve göğüs büyütme ameliyatı yaptırıyor. Ama kepçe kulak ameliyatım 5-8 yaş arasında yapılmasını tavsiye ediyorum. Çünkü çocuk okula başladığında arkadaşları onunla dalga geçiyor ve bu da travmaya yol açıyor. Bu tamamen çocuğun ruh sağlığı için gerekli. Benim 80 yaşında da hastam var, 91 yaşında da… Önemli olan hastanın sağlığının yerinde olması…

91 yaşındaki hasta ne için geliyor?
Amerika’dan geldi. Bir gözü iyi görmüyordu, kulağı da iyi duymuyordu. Yüzünü gerdirmek istedi. “Ben hayata çok bağlıyım. Kendimi genç hissediyorum. Beş sene de ömrüm kalsa bunu genç görünerek geçirmek istiyorum.
Hatta evlenmeyi düşünüyorum” dedi. Ameliyattan sonra çok mutlu oluyorlar. Teşekkür ediyorlar… Biz bıçakla psikolojik tedavi yapıyoruz. Yüzü yaşlı göründüğü için kimsenin ömrü kısalmıyor ama ruh sağlığını, sosyal hayatını, çevreyle olan ilişkilerini, evliliğini, arkadaşlarıyla olan ilişkilerini, iş hayatını ciddi boyutta etkiliyor.

îş hayatını nasıl etkiliyor?
Düşük kaşlar, gözaltı torbalarının artması, göz kapaklarının sarkması… Bunlar insanın yaşlı görünmesine neden olur. Mesela birisi anlaşma yapacak, birisiyle ortak olup fabrika kuracak. Müstakbel ortağının “Bu adamın 5 sene sonra ne olacağı belli değir düşüncesine kapılmaması için estetik yaptırıyor.

Erkeklere başka hangi müdahalelerde bulunuyorsunuz? Artış var mı?
Yüzde 50′ye yakın. Ben değişik bir teknikle yüz germe ameliyatı yapıyorum, izsiz. Ayda 10 yüz germe ameliyatı yapıyorsam bunun 4′ü erkek oluyor. Burun ve jine-komasti denilen kadın tipi meme büyümesi ameliyatları yapıyorum. Çünkü bu sorun erkeklerde ciddi psikolojik problem yaratıyor. Tişört giyemiyorlar, plajda güneşlenemiyorlar. Memeyi küçülterek, erkek memesi görünümüne getiriyoruz. Aynı zamanda liposuction yapıyoruz. Bir de epilasyona çok geliyor erkekler. Sırtındaki, göğsündeki kıllardan tamamen kurtuluyorlar ya da azaltıyorlar. Artık estetik konusunda çok rahatlar, saklama gereği duymuyorlar.

AŞİRET REİSİ GELİYOR
Sıradışı tipler var mı?
Doğu’dan gözaltı torbalarını aldırmak için gelen aşiret reisi var mesela… Arap ülkelerinden gelen çok erkek hastam var.

Kadınlar en çok ne tip ameliyatlar için geliyor?
Yaş grubuna ve beklentilere göre değişiyor. Yaz aylarında en çok göğüs büyütme, küçültme ya da liposuction yapıyoruz. Orta yaşlarda çocuk doğurduktan sonra karın ameliyatları, süt verdikten sonra göğüs ameliyatları yapıyoruz. Genç kızlara burun, 40 yaşındakilere yüz, boyun germe ameliyatları yapıyoruz.

Bu aralar yurtdışında Angelina Jolie dudakları çok modaymış, Türkiye’de var mı öyle istek alan isimler?
Var tabii… Türkiye’de de Angelina Jolie dudağı çok popüler. Fakat bu istekler genellikle dönem dönem değişiyor. Kim çok popülerse onun gibi olmak istiyorlar. Ancak son dönemde kadınlar arasında en popüler olan isim Seda Sayan. Sabah programını izleyen kadınlar soluğu ben de alıp onun gibi olmak istediklerini söylüyor. Monica Belluci de kadınların favorileri arasında… Erkekler ise en çok Brad Pitt ve George Clooney gibi görünmek istiyor.

Haber: Dilek Şanlı – Vatan

19 Yorum

Selülit yalnız estetik bir mesele değildir. Bir çeşit hastalık, dolaşım bozukluğu veya cilt altı yağ dokusunun yeteri kadar beslenememesi durumudur.

Yanlış alışkanlıklar
Bozulmuş kan dolaşımı, fazla östrojen, yağlanmaya ve vücutta su tutulmasına neden olan diğer hormonal sorunlar, toksinler, karaciğer yorgunluğu, yaşlanma ve kalıtım etkenleri selülit oluşumuna zemin hazırlar. Bütün bunlara yanlış beslenme alışkanlıkları, alkol ve kafeinlere olan düşkünlük, sık sık kilo alıp vermek, hareketsizlik, sigara kullanmak, duruş bozuklukları ve kabızlık gibi etkenleri de eklersek, selülitle baş etmek daha zor bir hal alır. ‘Kozmetik selülit tedavileri’ vücutta sıvı toplanmasını kontrol etmeye, kan ve lenf dolaşımını hızlandırmaya, bölgesel yağ hücrelerini rahatlatmaya, yağ asitlerini parçalayıp idrarla dışarı atılmasını sağlamaya çalışır. Ama bunlar selülite yol açan etkenlerin sadece bir kısmına yardımcı olabilir. Siz kontrolü ele alıp yaşam tarzınızı geliştirmezseniz, tedavinizin en büyük bölümü eksik kalır.

Maydanoz yemeli
* Tuz, şeker ve yağ tüketimini azaltın.
* Yemekten 2 saat sonra meyve yiyin.
* Balık tüketin.
* Kabuklu deniz ürünleri, yumurta, tavuk ve hindi eti tüketin. Proteinler vücutta tuz tutulmasını ve ödem oluşmasını önler.
* Lifli gıdalar tüketin.
* Sebzeleri çiğ yiyin veya çok az pişirin.
* Maydanoz, kereviz, çilek ve kabuklu pirinç vücudun fazla suyu atmasına yardım eder.
* Zeytinyağı gibi bitkisel yağlar kullanın.
* Hayvansal proteinlerle karbonhidratları aynı öğünde yemeyin.
* Kahve, çay, kola ve soda gibi içecekleri az tüketin.
* Alkollü içeceklerden uzak durun. Sadece kırmızı şarap içmeye özen gösterin.
* Baklagil tüketmeyi ihmal etmeyin.
* Beslenme diyetine destek olarak: A ve E vitaminleri, magnezyum, fosfor ve silisyum alın. Bunlar cildi düzgünleştirir, metabolizmayı canlandırır.

Kesin çözüm için
* Sık sık kilo alıp vermek önlenmeli…
* Hormon dengesini korumalı…
* Yaşam boyunca düzenli egzersiz yapılmalıdır.
* Bol bol su içmek gerekiyor.
* Protein, balık, doymamış yağlar, çiğ sebze ve meyve tüketilmelidir.
* Tuz, hamur işleri ve şekeri kısıtlı almak gerekiyor.
* Öğün atlanmamalıdır.
* Ödemleri çözerek yağları parçalayan, kan ve lenf dolaşımını hızlandıran çeşitli tedavilerin biraraya getirilmesi gerekir.
* Daha 15-20 yaşlarından başlayarak, her adet döneminin sonunda bir masaj yapılması, ileride selülitlerin artmasını önler.

Karaciğerinizi güçlendirin
Karaciğer yağlanmasının en genel belirtileri, kilo vermede zorluk, bel bölgesinde yağlanma, selülitlerin artması ve kolesterol seviyesinin yükselmesidir. Karaciğerin temel işlevlerinden biri, vücudumuzdaki yağ metabolizmasını düzenlemek ve yağ fazlasının atılmasını sağlamak. Alkol, evde, sokakta ya da işyerinde etkilendiğimiz kimyasal maddeler, aldığımız ilaçlar, sağlıksız beslenme sonucunda vücutta biriken tüm zararlı maddeler karaciğeri yorar. Karaciğerimizin kendini onarmasına ve tüm yeteneklerini yeniden kazanmasına yardım etmeliyiz. Bu amaçla size sadece 2 hafta süreyle yapacağınız gayet basit bir detoks diyeti öneriyorum.

Detoks diyeti uygulayın
* Karaciğer, hayvansal yağlar, tereyağı, margarinler gibi doymuş yağlardan son derece güç arınırlar. Zeytinyağı, ayçiçeği yağı, balık yağı gibi doymamış yağ oranı yüksek ürünler ise sağlığımıza destek olurlar.
* Süt ürünlerine 15 gün ara verin. Tüketmekte olduğunuz tüm süt ürünlerini azaltın. Mutlaka süt içmeniz gerekiyorsa, tamamen yağsız sütleri seçin.
* Patates, ekmek ve pirinç gibi nişastalı gıdaları almayın.
* Alkol, tuz ve doymuş yağlar, işlenmiş gıdaları, şeker ve kafein alımını da kaldırın.
* Zorunlu olmadıkça ilaç kullanmayın.
* Aşırı sıcak ya da aşırı soğuk yiyecek ve içeceklerden, acı baharatlardan, hızlı ve sinirli yemek yemekten, her türlü öfke ve gerginlikten uzak durun.

İlginç gerçekler..!
* Selülit şişmanlıkla ilgili değildir.
* Zayıf insanlarda da selülit olabilir.
* Erişkin kadınların en az yüzde 85′inde selülit vardır.
* Ergenlik çağından önce selülit oluşmaz.
* Selülit nadiren erkeklerde de görülür.

Dr. Yasemin Fatih Amato – Hürriyet

1 Yorum

Sıradaki ünlümüz Petek Dinçöz..

Bu haberimizdede Petek Dinçöz ‘ün estetik operasyonlar öncesi ve sonrasındaki görüntülerine yer veriyoruz.

Video ve resimleri gördügünüzde Petek Dinçöz ‘ün baştan yaratıldığını düşünebilirsiniz..

Petek Dinçöz


Petek Dinçöz videosu ve resimleri

162 Yorum

Hızla geçip giden zamanın etkilerini en aza indirerek, güzel ve sağlıklı bir cilde sahip olmak isteyen bayanların, doğal ve bitkisel güzellik ürünlerine ilgisi her geçen gün artıyor. Kozmetik ürünlerin, cep yakan fiyatları ve kimyasal karışım içeriklerinin beklenmeyen yan etkiler ortaya çıkarması gibi faktörler de, doğal güzellik yöntemlerinin popülaritesini artırıyor. Pürüzsüz bir cilde sahip olmak isteyen kadınların ilgisinden, bitkisel ilaçlar satan aktarlar da nasibini alıyor. Bitkisel ve doğal ürünler, selülitten zayıflamaya, cilt kırışıklıklarından saç dökülmesine kadar bir- çok sorunun çözümünü kolaylaştırıyor. Güzelliği etkileyen önemli faktörlerden birini de beslenme alışkanlıkları oluşturuyor. Çünkü, vücudumuzun her bölgesinin farklı vitamin ve minerallere ihtiyacı oluyor.

FAZLA KİLOLARA BİTKİSEL ÇÖZÜM

Bitkisel yöntemler, kadınların başta gelen sorunlarından olan fazla kilolardan kurtulmanın en ekonomik ve sağlıklı yollarından biri. Papatya, mersin yaprağı, sinameki, defne yaprağı, biberiye ve funda yaprağından elde edilen özel zayıflama macunları ile birkaç ay içinde zayıflamak mümkün. Bu karışım, vücudun protein dengesini koruyarak, aşırı kiloların verilmesini sağlıyor. Kadınların bir diğer derdi selülitle başa çıkmanın en pratik yolunu da doğal yöntemler oluşturuyor. Zambak, yasemin, nane, anason, lavanta, limon, jojoba, rezene, biberiye, keten, ardıç, buğday, susam ve portakal karışımından elde edilen macunla selülitlerinizden kurtulabilirsiniz.

Sağlıklı beslenerek güzelleşin

Sağlığınız için balık, yumurta, et ve peynir gibi proteinli besinleri tüketin. Pürüzsüz ve lekesiz bir cilt için kahvaltıda bir bardak taze portakal ya da greyfurt suyu için. Dişlerinizin çürümesini engellemek için şekerli yiyceklerden uzak durun. Havuç, kereviz, fındık, fıstık, peynir yemeye özen gösterin. En önemlisi bu yiyecekleri kilo almak için değil, daha güzel ve sağlıklı olmak için tüketin.

Güzelleşmek için sağlığınızı riske atmayın

Makyajda aşırıya kaçtığınızda, kozmetik ürünlerde bulunan 800 den fazla zararlı kimyasal maddeye maruz kalabileceğinizi aklınızdan çıkarmayın. ABD Ulusal Mesleki Güvenlik ve Sağlık Enstitüsü, kozmetik ürünlerde kullanılan 2 bin 983 kimyasal üzerinde yaptığı araştırmada, bunların 884 ünün zehirli madde içerdiğini belirledi. Aynı araştırma, bu maddelerden 774 nün yüksek derecede zehirlenmelere, 146 sının tümörlere, 218 inin üreme bozukluğuna, 314 ünün biyolojik mutasyona ve 376 sının ise deri ve göz rahatsızlıklarına neden olduğunu da ortaya koydu. Sözkonusu araştırmaya göre kozmetikler, kansere, alerjik reaksiyonlara ve doğum kusurlarına da neden olabiliyor. Bütün bu risklerden arınmanın en kolay yolu ise, güzelleşmenin doğal ve bitkisel yöntemlerine başvurmak.

DEPRESYONA KARŞI BİR FİNCAN KANTARON

Antik çağlardan beri yara, yanık gibi deri lezyonlarında, mide ve bağırsak hastalıklarının tedavisinde etkin olarak kullanılan kantaron otundan, son yıllarda antidepresan özelliği nedeniyle orta ve hafif şiddetli depresyonların tedavisinde de yararlanıldığı bildirildi. Eski çağlardan beri şeker, kronik romatizma, mide-bağırsak, bronşit hastalıkları ve soğuk algınlıklarının tedavisinde kullanılan otun, “parazit düşürücü , antiseptik ve yara iyileştirici etkisinin bulunduğunu söyleyen Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Kaçar, otun içeriğindeki “Hypericin adlı maddenin, antidepresan özelliğinin bulunduğunu anlattı. Avrupa da son yıllarda hafif ve orta şiddetli depresyonların, stres, uykusuzluk, anksiyete gibi günlük yaşamı olumsuz etkileyen rahatsızlıkların tedavisinde başarıyla kullanıldığını dile getiren Dr. Kaçar, bitkinin mutluluk hormonu olarak adlandırılan “seratonin in yanısıra vücudun kendini iyi hissetmesi için gerekli olan “dopamin ve “norepineprin” hormonlarının salgılanmasını da yan etkisiz olarak teşvik ettiğine dikkati çekti. Kantaron otunun genellikle çay olarak tüketildiğini söyleyen Dr. Kaçar, günlük bir fincan tüketilmesinin yeterli olduğunu, aşırı içilmesi halinde özellikle açık tenli kişilerde ışığa karşı duyarlılık, ciltte kızarıklık, döküntü gibi yan etkilerin olabileceği ikazında bulundu.

Yorum Yok

Son Yazılan Estetik Haberleri

En Çok Okunan Haberler

En Çok Yorum Yapılan Konular

Son Yorum Yapılanlar:

  • irem: merhaba ben 27 yaşında bir çocuk annesiyim doğumda bi hayli kilo aldım ve daha sonra verdim...
  • Zeynep: Mrb benim de sol gözümde bebeklikden beri göz tembelliği ve buna bağlı şaşılık var.....
  • gülcan: minimum 2.500den başlar 1.500 liraya garanti veriyoruz denilen yerlere güvenmeyin.bu iş...
  • volkan: kanki ayni problem bendede var bende 26 yasindayim hem dislerim bozuk hem de alt cenem...
  • Berde: Arkadaşlar merhaba, ben gruba yeni katıldım ve şimdi kendime kızıyorum daha önce neden...